ABD ve Japonya’nın Çin’e yönelik çip kısıtlama planı neyi amaçlıyor?

ABD ve Japonya, Çin’e çip teknolojisi ihracatını kısıtlamaya yönelik önemli bir anlaşmada son aşamaya geldi. Ancak Japon şirketleri, bu ihracat kısıtlamalarının ardından Çin’den gelebilecek olası misilleme tehditlerinden endişe duyuyor. Peki Çin’in çip üretimindeki pazar payı nedir? Anlaşmanın ana hedefleri nelerdir? Çin’in ABD ve Japonya’nın çip endüstrisi üzerindeki ihracat kontrollerine karşı olası misilleme stratejileri nelerdir? Çin’in çip üretimindeki stratejik hedefleri nelerdir ve bu hedeflere ulaşmak için hangi politikaları uygulamaktadır? Çin’in uzun vadeli çip üretim stratejisi hakkında neler söylenebilir? Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi‘nden (TASAM) Prof. Dr. Sedat Aybar konuya ilişkin düşüncelerini Sputnik’e özel anlattı.

‘Çin, çip kullanan endüstrilerde üretimde dışarıya bağımlılığını azaltmayı düşünmekte’

Prof. Dr. Sedat Aybar Çin’in global çip endüstrisindeki rolünü ülkenin çip kullanan endüstrilerde üretimde dışarıya bağımlılığını azaltmayı düşündüğünü belirterek şunları kaydetti; “Çin’in çip sektöründeki küresel payı özellikle yakın zamanda bir hayli yükseldi. 2010’da küresel çip pazarının yüzde 3’üne hükmeden Çin, 2022 itibarıyla payını yüzde 5’e çıkarttı. Çip kullanan endüstrilerin ve ürünlerin Çin’in üretiminin temelindeki yaygınlığı göz önünde bulundurulduğunda bu oranın çok fazla olmadığı görülür. Bu gerçekliğin su yüzüne çıkarttığı ise Çin’in ürünlerinde kullandığı çiplerin ithalat bağımlılığının yüksek olduğudur. Bu yüzden Çin 2020 yılında 10 milyar dolar olan çip üretim kapasitesini artırarak 2025 yılı itibariyle 100 milyar dolara çıkartmayı hedeflemektedir. Böylece çip kullanan endüstrilerde ve ürünlerin üretiminde ithalat bağımlılığını, dışarıya bağımlılığını azaltmayı düşünmektedir. Çin ithalat bağımlılığını azaltırken, bu tür ciddi bir atılım yaparak küresel çip tedarik zincirinde de önemli bir oyuncu olmayı, özellikle kendi bölgesindeki Tayvan ve Güney Kore ile rekabet etmeyi arzulamaktadır.”

‘Çin, Batı’nın tartışmasız üstün olduğu bilimsel alanı ele geçirmek için bir dizi politika uygulamakta’

Aybar, Çin hükümetinin çip endüstrisine yaptığı teşviklerden bahsederken “Çin, Batı’nın tartışmasız üstün olduğu bilimsel alanı ele geçirmek için bir dizi politika uygulamakta” cümlesini kuruyor konuya ilişkin düşüncelerini şu sözlerle tamamlıyor:

Çin hükümeti hedeflerine ulaşmak için 2021’de, çip endüstrisine 150 milyar dolarlık yatırım yapmıştır. Çip üretimi yapan Çin menşeili şirketlere vergi indirimleri sağlanmış ve 2020’den buyana Yarı İletken Endüstrisini Geliştirme Fonu aracılığıyla Ar-Ge çalışmaları için yüksek miktarlarda teşvik verilmiştir. Çip üretimi sermaye yoğun, yüksek teknoloji gerektiren üretim ve emek süreçlerini kapsar. Bu tür üretimi gerçekleştirecek teknolojik altyapının sürdürülebilir olması akademik/bilimsel/düşünsel gelişkin süreçleri gerektirir. Bu bir kapasite inşasını dayatır. Çok pahalı olan bu tür kapasitelerin oluşması ve bilimsel alt-yapı yakın zamana kadar Çin’de bulunmuyordu. Dijital atılımlar, ayın karanlık yüzüne inebilecek teknolojik uygulamalar, Big Data kullanımı, robotikler, suni zeka vs. konularında Çin hükümeti atılımlar yapabilmek için çalışıyor. Ayrıca bilimsel/akademik alt-yapıyı oluşturmak için son dönemde çok ciddi girişimlerde bulunmakta. Ar-Ge çalışmalarına ayrılan kaynaklar, bilimsel yayınları Çin’e taşıma çabaları hep bu teşviklerin bir parçası olarak görülmelidir. Çin, Batı’nın tartışmasız üstün olduğu bilimsel alanı ele geçirmek için bir dizi politika uygulamaktadır. Çin bunların çıktılarının çip üretimine yönelik bir dizi sonuç üreteceğini öngörüyor.

‘Çin’in asıl meselesi çok büyük bir ekonomiyi devirmeden idare edebilmektir’

Prof. Dr. Sedat Aybar, Çin’in uzun vadeli stratejilerini “2025 yılına kadar yarı iletkenlerin yüzde 70’inin yerli üretimle karşılamayı hedeflemektedir“ cümlesiyle belirtti ve “Çin’in çip üretiminde bu kadar artışa yönelik iştahını besleyen en önemli stratejik hedefi üretimindeki dış bağımlılığı azaltmak ve böylece uluslararası rekabette maliyet üstünlüğünü devam ettirebilmektir. Özellikle yurtiçinde artan ücretler yüzünden teknolojik katma değeri yüksek ürünlere yönelmesinin ardında kendi iktisadi iç ve dış dengelerini sürdürülebilir kılma çabası bulunmaktadır. Bugüne kadar fazla veren ekonomisinin içeride artan toplam tüketim gerçekliği yüzünden açık veren ekonomiye evrilmesini engelleme arzusunun bir parçasıdır. Çip üretimini teşvik yöneliminin başlıca nedeni olarak iç ve dış dengeleri uyumlulaştırma iktisadi politikası paketinin daha küçük bir parçası olarak görülmelidir. Bu tespit Batı’da çok fazla vurgulanan ve küresel güç kaldıracı elde etmeye yönelik çalışmaları vurgulayan açıklamalardan farklıdır. Çin’in asıl sorunu çok büyük bir nüfusa sahip, çok büyük bir ekonomiyi devirmeden idare edebilmektir. Bunun dışında küresel güç projeksiyonları uluslararası ilişkileri ilgilendiren senaryolar içinde muhtemel açıklanabilir. Tüm bu senaryolar kurgulanırken Çin’in çip üretiminde yerli şirketleri desteklenmesi, teknoloji transferinin teşvik edilmesi ve özellikle de uluslararası işbirlikleri kurulması gibi politikalar izlediği unutulmamalıdır“ dedi.

‘ABD ve Japonya’nın Çin ihracatını kısıtlama anlaşması Çin’in çip endüstrisinde daralmaya neden olur’

Aybar, ABD ve Japonya, Çin’e çip teknolojisi ihracatını kısıtlamaya yönelik anlaşmanın yürürlüğe gelirse Çin çip endüstrisinde önemli bir daralmaya neden olacağını belirtirken şunları kaydetti:

“ABD’nin, yüksek teknolojiye sahip yarı iletkenlerin ihracatını sınırlamasının, kaçınılmaz olarak Çin’in çip endüstrisinde önemli bir daralmaya neden olur. ABD’nin Çin’e yönelik bu tip ticaret stratejisinin temel hedefi yüksek teknolojili yarı iletkenlerin Çin’e ulaşımını engellemek suretiyle onun askeri ve stratejik yetenekleri sınırlamaktır. Bu sayede Çin’in yarı iletken endüstrisini güçlendirerek, kendisine uygulanabilecek ticari yaptırımların etkisini azaltabileceği durumları kontrol etmeyi düşünmektedir.”

‘ABD, anlaşma tamamlanırsa Çin’in çip endüstrisinde yüzde 30’a kadar daralmaya yol açabileceğini öngörüyor’

Prof. Dr. Sedat Aybar ABD’nin planladığı yeni ihracat kontrollerinin ana hedefini Çin’in çip endüstrisinde daralmaya yol açmak olduğunu belirtti ve konuya ilişkin şunları aktardı:

“ABD, yaptırımların ve ticari kontrollerin Çin’in çip endüstrisinde yüzde 30’a kadar daralmaya yol açabileceğini öngörmekte ve bu avantajını yitirmek istememektedir. Bu nedenle müttefikleri olan Güney Kore, Tayvan ve Japonya gibi ülkelerin de kendisi ile iş birliği içinde hareket edip yüksek teknolojiye sahip yarı iletkenlerin ihracatını kısıtlamalarını istemektedir. Bu durumdan olumsuz etkilenme olasılığı yüksek olan bu ülke şirketlerinin rekabet gücünü devam ettirmeye yardımcı olmak için ABD, finansal ve Ar-Ge desteği sağlamaktadır. Bu tür destekler sonucunda küresel çip tedarik süreleri yüzde 20-30 oranında artabileceği öngörülmektedir. Böylece, çip endüstrisinde daha fazla bölgesel ayrışma yaşanması ve bağımsız yarı iletken pazarlarının oluşması beklenmelidir.”

İtalya, Çin ile ticareti yeniden dengelemek istiyor

İtalya Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, bu sabah Çin Ticaret Bakanı Vang Vıntao ile bir araya geldi ve iki ülke arasındaki ekonomik-ticari ilişkilerin yanı sıra uluslararası alandaki gelişmeler ele alındı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Tajani, İtalya ile Çin arasındaki ilişkilerin yeniden canlanma aşamasından geçtiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Çin, Asya’daki ilk, AB üyesi olmayan ülkeler arasında ise ABD’den sonra ikinci ticaret ortağımızdır. Çin pazarına adil erişim ve şirketlerimiz, özellikle de KOBİ’ler ile tarım-gıda sektöründeki şirketler için eşit şartlara sahip olma ihtiyacını yinelemek istedim. Bu noktadan hareketle ekonomik işbirliğini güçlendirmek ve Roma ile Pekin arasındaki ticaret bilançosunu yeniden dengelemek için Çinli ortaklarımızla birlikte çalışmaya devam etmek istiyoruz.”

Açıklamada, Tajani’nin Çinli bakan Vang Vıntao ile Ukrayna’daki savaş, Gazze ve Kızıldeniz’deki krizleri de görüştüğü, Rusya’ya askeri malzeme sevkiyatı konusunu yeniden gündeme getirdiği aktarıldı.

Tajani’nin konuğuna ayrıca Çin’in seyrüsefer özgürlüğü ve ihracat güvenliği açısından önem taşıyan Kızıldeniz’in güvenliğine yönelik işbirliğinin hayati olduğunu aktardığı ifade edildi.

İki bakanın fikri mülkiyetin korunması, tarım-gıda sektöründe ticari alışveriş ve yatırım konularını ele aldıkları, ayrıca Venedik ile Şangay kentleri arasında China Eastern Airlines’ın 26 Eylül’de doğrudan seferlere başlayacak olmasından duyulan memnuniyetin de dile getirildiği belirtildi.

İtalya, Çin’in modern İpek Yolu olarak anılan “Kuşak ve Yol Girişimine” 2019’da girmiş, istenilen etkiyi yaratmadığı gerekçesiyle Aralık 2023’te ayrılmıştı. İtalyan hükümeti, o tarihten bu yana Çin ile güçlü ticari ilişkisini farklı şekilde sürdürmek istediğini belirtiyordu. Bu bağlamda İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 27-31 Temmuz tarihlerinde Çin’i ziyaret etmiş ve burada Çin ile işbirliğini “yeniden başlatmak” ve ilerletmek konusunda yeni yollar denemek amacıyla 3 yıllık eylem planı imzaladıklarını duyurmuştu.

Çin’den ABD’ye tarife tepkisi

Çin, ABD’nin “stratejik endüstrileri koruma” gerekçesiyle Çin’den ithal bazı ürünleri getirdiği gümrük tarifesi artışlarına tepki gösterdi.

Çin Ticaret Bakanlığında yapılan açıklamada, ABD’ye hatasından dönme çağrısı yapılırken, Çinli şirketlerin çıkarlarını korumak için her türlü tedbirin alınacağı belirtildi.

Çin’in, Washington yönetiminin ABD Ticaret Yasası’nın 301. bölümüne dayandığı tarifeleri daha önce protesto ettiği, öte yandan Dünya Ticaret Örgütünün bu tarifelerin ticaret kurallarını ihlal ettiğine hükmettiği hatırlatılan açıklamada, “Çin, bazı ürünlere yönelik tarife artışlarından son derece rahatsızdır ve bunlara karşı çıkmaktadır.” ifadesine yer verildi.

1974 tarihli ABD Ticaret Yasası’nın 301. bölümü, ABD Başkanı’na, uluslararası bir yasayı ihlal eden bir yabancı hükümetin herhangi bir eyleminin, politikasının veya uygulamasının etkilerini bertaraf etmek üzere tarifeye dayalı ve tarifeye dayalı olmayan, misilleme dahil uygun önlemleri alma yetkisini veriyor.

Çin’den PwC’ye Evergrande cezası

Çin Maliye Bakanlığından yapılan açıklamada, PwC’nin Çin birimi PwC Zhong Tian’a 441 milyon yuan (62,2 milyon dolar) para ve 6 ay faaliyetlerden men cezası verildiği belirtildi.

Açıklamada, şirketin, 2018-2020 yıllarında yaptığı denetimlerde Evergrande’nin hesaplarındaki sahtelikleri ve şirketin gerçek mali görünümü tespit etmekte başarısız olduğu ve bu yüzden yanıltıcı bir denetim görüşü bildirdiği ifade edildi.

Şirkete, hesap denetimlerinden 2018 yılında elde ettiği gelirin 5 katı, 2019 ve 2020 yıllarında elde ettiği gelirin 10 katı tutarında para cezası verilirken bu Çin’de bugüne dek bir mali müşavirlik ve bağımsız denetim şirketine yönelik en ağır yaptırım oldu.

Öte yandan şirket, Çin’de faaliyetlerinden 6 ay men edilirken, Evergrande’nin denetimlerini yapan Guancou şehrindeki ofisinin iş lisansı iptal edildi.

Merkezi Çin’in Şanghay şehrinde bulunan PwC Zhong Tian, Ocak 2023’te ihtilaflar nedeniyle sözleşmesini sonlandırmadan önce 10 yıldan fazla süre batık emlak devinin hesap denetimlerini üstlenmişti.

Aldatıcı bilançolarla usulsüz borç tahvilleri

Çin’in en büyük inşaat ve emlak şirketlerinden Evergrande, Kovid-19 döneminde gayrimenkul sektöründe yaşanan düşüşün ardından giderek derinleşen bir borç krizine girmişti.

Toplam borç yükümlülüğü 300 milyar doları aşan şirket, vadesi geldiği halde ödeyemediğinden borçları için temerrüde düşmüştü. Alacaklıların Hong Kong’da açtığı davada mahkeme, borçların ödenmesi amacıyla şirket varlıklarının tasfiyesine karar vermişti.

Borç problemlerine ek olarak şirket hakkında düzenleyici kurumlar ve adli makamlarca soruşturma başlatılmış, Yönetim Kurulu Başkanı Hui Ka Yan, adli gözetim altına alınmıştı.

Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu (CSRC), Evergrande’nin ana iştiraki Hengda Gayrımenkul Grubu’nun batışa giden süreçte mali bilançolarında gelir ve karlılığını olduğundan daha fazla rapor ederek usulsüz borç tahvilleri çıkardığının tespit edildiğini bildirmişti.

Çin’den elektrikli araç üreticilerine çağrı: Teknolojiyi dışarı çıkarmayın, gittiğiniz yerlerde montaj yapın

Türkiye, Çinli elektrikli araç üreticisi BYD’nin 1 milyar dolarlık yatırım planıyla dış yatırımlar açısından kritik bir adım atarken, Çin’den gelen son haberler özellikle teknoloji transferi konusunda soru işaretlerinin artmasına neden oldu.

Bloomberg’in haberine göre Çin yönetimi otomobil üreticilerine, gelişmiş elektrikli araç teknolojilerinin ülkede kalmasını sağlamaları çağrısında bulundu.

Bloomberg’e konuşan kaynaklar, bir aracın önemli parçalarının Çin’de üretilip son montaj aşaması için üretim yapılan ülkelere gönderilmesinin istendiğini belirtti.

Bu çağrı, BYD Co. ve Chery Automobile Co. gibi şirketlerin İspanya’dan Tayland ve Macaristan’a kadar birçok ülkede fabrika kurma planlarının yoğunlaştığı bir dönemde geldi.

Türkiye de halihazırda BYD ve Chery ile ülkede fabrika yatırımları için müzakereler yürütüyor.

BYD Türkiye’de yatırım kararı almıştı

Çin’in elektrikli araç konusunda ilk sırada yer alan üreticisi BYD, Temmuz ayında Türkiye’de bir milyar dolarlık yatırım için yatırım anlaşması imzalamıştı.

BYD yetkililerinden gelen açıklamalarda yatırım sonucunda ortaya çıkacak tesisin yıllık 150 bin araç kapasiteli olacağı belirtilmişti. Aynı zamanda Türkiye’de şirketin Ar-Ge merkezi kurması da öngörülmüştü.

BYD Başkan Yardımcısı ve BYD Amerika Üst Yöneticisi (CEO) Stella Li, AA’ya yaptığı açıklamalarda fabrikada 8-12 model üretmeyi planladıklarını belirtmişti.

Manisa’daki araziyi çok beğendiklerini söyleyen Li, “Burada yerel bir Türk şirketi gibi olacağız” açıklamalarında bulunmuştu.

Çin’in deflasyonist sarmalı tehlikeli yeni bir aşamaya giriyor

Çin’de geçen yıldan bu yana süregelen deflasyon, dünyanın ikinci büyük ekonomisinin görünümünü daha da kötüleştirmekle tehdit ederek ve acil politika eylemi çağrılarını artırarak, artık spiralleşme belirtileri gösteriyor.

Pazartesi günü açıklanan veriler, gelirlerin düştüğü bir dönemde, gıda maliyetleri dışında, tüketici fiyatlarındaki artışın ekonominin geniş kesimlerinde neredeyse hiç kaydedilmediğini doğruladı.

Bloomberg Economics ve BNP Paribas SA dahil bankalardaki analistlere göre, gayri safi yurtiçi hasıla deflatörü olarak bilinen ekonomi genelindeki fiyatların daha geniş bir ölçüsü, mevcut beş çeyreklik düşüşüne muhtemelen 2025’te de devam edecek.

Morgan Stanley’in baş Çin ekonomisti Robin Xing, “Kesinlikle deflasyondayız ve muhtemelen deflasyonun ikinci aşamasından geçiyoruz” dedi ve ücret düşüşlerinden elde edilen kanıtlara atıfta bulundu. “Japonya’dan edinilen deneyimler, deflasyon ne kadar uzun sürerse Çin’in borç-deflasyon sorununu aşmak için o kadar fazla teşvike ihtiyaç duyacağını gösteriyor.”

Çin için tehlike, düşen maaş çekleriyle sarsılan hane halkını harcamalarını kısmaya ya da fiyatların daha da düşmesini bekledikleri için alımlarını ertelemeye teşvik ederek deflasyonun çığ gibi büyümesi. Şirket gelirleri zarar görür, yatırımlar durur ve daha fazla maaş kesintisi ve işten çıkarmalara yol açarak aileleri ve şirketleri iflasa sürükler.

Özel anketler bunun şimdiden gerçekleşmeye başladığını gösteriyor. Caixin Insight Group ve Business Big Data Co. tarafından elde edilen bulgulara göre, elektrikli araç üretimi ve yenilenebilir enerji gibi hükümet tarafından tercih edilen ekonomi sektörlerinde, giriş seviyesi maaşlar Ağustos ayında 2022’deki zirveye göre neredeyse %10 azaldı. Cheung Kong Graduate School of Business tarafından 300 şirket yöneticisiyle yapılan bir anket, geçen ay işgücü maliyetlerindeki büyümenin, Çin’in ilk Covid kilitlemelerinin hafiflemeye başladığı Nisan 2020’den bu yana en zayıf olduğunu gösterdi.

Bu, dünyanın daha önce Japonya’da 1990’lardan başlayarak “kayıp on yıllar” olarak bilinen bir dönemde – emlak ve finans piyasalarında patlayan bir balonun ardından gelen durgunluk döneminde – gördüğü bir döngü. Çinli yetkililer deflasyon hakkındaki tartışmaları bastırmaya çalışarak analistleri bu terimi kullanmaktan kaçınmaları konusunda uyarırken, bu terim kamusal diyaloğa girmeye başlıyor.

Eski Merkez Bankası Başkanı Yi Gang geçen hafta deflasyonun kökünün kazınmasının politika yapıcılar için öncelikli olması gerektiğini söyledi ve Çin’de önde gelen bir isim tarafından düşen fiyatların görünümü tehdit ettiğine dair nadir bir itirafta bulundu.

Yi, Cuma günü Şanghay’da düzenlenen Bund Zirvesi’ndeki bir panelde “proaktif maliye politikası ve destekleyici para politikası” çağrısında bulundu ve yetkililerin “deflasyonist baskıyla mücadeleye odaklanmaları gerektiğini” söyledi. Çin’in acil hedefinin önümüzdeki çeyreklerde GSYİH deflatörünü pozitife çevirmek olması gerektiğini ekledi.

Yetkililer şu ana kadar, kamu hizmetlerine daha fazla devlet harcaması ve tüketici sübvansiyonları gibi adımlarla zayıf talebi ele almak yerine üretimi teşvik etme şeklindeki her derde deva yöntemlerinden önemli bir sapma işareti vermedi.

Çin’in gıda ve enerji gibi değişken kalemleri dışarıda bırakan çekirdek enflasyonu, fiyat baskılarının daha da zayıfladığının bir işareti olarak Ağustos ayında son üç yılın en düşük seviyesine geriledi. Deflasyon beklentileri piyasalara yansıyarak tahvil getirilerini rekor düşük seviyelere çeken ve bankaların faiz oranı risklerine çok fazla maruz kaldığı yönündeki resmi endişeleri artıran bir tahvil rallisini tetikliyor.

Zayıf fiyat baskıları, Çin’in ikinci çeyrekte sadece %4 büyüyen nominal GSYH’sinin büyüme hızında açıkça görülüyor – ülkenin bu yılki %5 civarındaki reel ekonomik büyüme hedefinin oldukça altında. Yuekai Securities Co. baş ekonomisti Luo Zhiheng, bu ayın başlarında yazdığı bir notta, fiyat artışlarının zayıf olduğu zamanlarda nominal genişlemenin daha faydalı bir gösterge olduğunu çünkü ücretler, karlar ve devlet gelirlerindeki değişiklikleri daha iyi yansıttığını belirtti.

Enflasyon son dört ayın üçünde tahminlerden daha zayıf seyrederek Ağustos ayında sadece %0,6 artmıştır – bu artış büyük ölçüde gıda fiyatlarındaki %2,8’lik artıştan kaynaklanıyır.  Çekirdek enflasyon geçen ay sadece %0,3 artarak 18. ayda da %1’in altında kaldı. 2022’nin sonlarından bu yana üretici fiyatlarının düşmesi enflasyon üzerindeki baskının altını çiziyor. Resmi verilere göre, imalatçıların hammadde ve satış fiyatları Ağustos ayında ikinci ayda da daralırken, hizmet ve inşaat şirketlerinin ücretleri Nisan 2020’den bu yana en hızlı şekilde azaldı.

Çin’deki parasal genişlemenin bile ekonominin arz tarafına yönelik olması nedeniyle deflasyonist olabileceği ikilemi tartışma konusu. Bu arada, deflasyonist zihniyet yerleşmeye başlıyor. Tüketici güveni rekor düşük seviyede seyrediyor ve hane halkları harcama yapmak ya da ev satın almak yerine tasarruf etme isteklerinin arttığını bildiriyor. Alüminyum endüstrisi çalışanı Liu’ya göre, acı derinleştikçe çözüm Pekin’deki politika yapıcılarda yatıyor. “Hükümetin en azından tüketimi artırmak ve insanların beklentilerini iyileştirmek için bazı somut önlemler alması gerekiyor” dedi.”

Çin’in ihracatı beklentilerin üzerinde

Çin Gümrük İdaresi’nin verilerine göre, Çin’in ihracatı Ağustos ayında yıllık bazda yüzde 8,7 arttı. Ekonomistlerin beklentisi yüzde 6,6 artış olması yönündeydi.

İthalatta ise beklentilerin çok altında yüzde 0,5 oranında arttı. Beklentiler ithalatın yüzde 2,5 oranında olması yönündeydi.

Yılın ilk 8 ayına bakıldığında ihracat yüzde 4,6 artarken, ithalatta artış yüzde 2,5 olarak gerçekleşti.

Çin’in başlıca ticaret ortakları; ABD, Avrupa Birliği ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliğiyle yaptığı ihracat, bir yıl öncesine göre Ağustos ayında arttı. AB’ye yapılan ihracat yüzde13 artarak en fazla büyüyen ihracat oldu. Veriler, Çin’in ABD’den ithalatının bir yıl öncesine göre Ağustos ayında yüzde 12 arttığını, AB’den ithalatının ise düştüğünü gösterdi.

Son olarak, veriler Çin’in Rusya’dan ithalatının yüzde1 azaldığını, ihracatının ise yüzde 10 arttığını gösterdi.

Çin’in ticaret sırrı ortaya çıktı: 2.500 gizli güç!

Çin’in Jiangsu eyaletinde yer alan Suzhou’daki Jiangsu (Suzhou) Uluslararası Demiryolu Lojistik Merkezi’nden, ev aletleri, otomobil parçaları, kimyasallar ve binek araçlar gibi geniş bir ürün yelpazesi Avrupa’ya ihraç edilmek üzere yola çıkıyor. Bu malların birçoğu, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’deki Çinli şirketlerin depolarına ulaşacak ve oradan Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine dağıtılacak.

LOJİSTİK STRATEJİSİNDE DEVRİM

Çinli ihracatçılar, küresel ticarette rekabeti artırmak için sınır ötesi e-ticareti ve denizaşırı depoları stratejik bir avantaj olarak kullanıyor. Geleneksel olarak, çok uluslu şirketler Çin’de yatırım yapmadan önce pazarı test etmek için ofisler kurardı. Ancak Çinli ihracatçılar, hızla büyüyen Kuşak ve Yol Girişimi’nin sunduğu fırsatlarla, bu eski yaklaşımı geride bırakarak doğrudan denizaşırı depolara yatırım yapıyor.

BÜYÜK VERİ VE TEKNOLOJİ İLE DESTEKLENEN TİCARET

Denizaşırı depolar, şirketlere değişen pazar koşullarına hızla uyum sağlama esnekliği sunuyor. Örneğin, Jiangsu’da bulunan Xuzhou Weijia Light Industry Co Ltd, Brezilya’da kurduğu denizaşırı depo ile ürünlerini Güney Amerika pazarına hızla ulaştırıyor. Bu depo, bölgedeki Çin mallarının dağıtımını hızlandırarak ticaret zincirinin sürekliliğini sağlıyor.

YURTDIŞI DEPOLARININ YÜKSELİŞİ

Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, Çin’in yurtdışı depo sayısı 2.500’ü aştı ve bu depolar toplamda 30 milyon metrekarelik bir alanı kapsıyor. Bu depoların 1.800’ü, sınır ötesi e-ticaretin ihtiyaçlarını karşılamak üzere özel olarak ayrılmış durumda. Haziran ayında başlatılan hedefli politika önlemleriyle, yurtdışı depolarının inşası hızla devam ediyor ve özel sektör katılımı teşvik ediliyor.

GÜÇLÜ BİR TİCARET ALTYAPISI

Yurtdışı depolar, Çin malları için stratejik bir aracı merkez görevi görüyor. Bu depolar, lojistik maliyetlerini düşürmenin yanı sıra, yoğun sezonda yaşanan nakliye maliyeti dalgalanmalarıyla başa çıkmak için de kritik bir rol oynuyor. Ayrıca, yerel depolama, hızlandırılmış nakliye ihtiyacını azaltarak, ticaret hacmini ve tedarik zincirinin dayanıklılığını artırıyor.

Çin’in uluslararası ticaretteki bu yeni stratejisi, küresel tedarik zincirindeki aksaklıkların üstesinden gelmek için önemli bir adım olarak kabul ediliyor ve Çin’in dış ticaretinin gelişmesinde hayati bir rol oynuyor.

Çin-Afrika İşbirliği Forumu, Pekin’de başladı

Forum açılışında Çin‘in Devlet Başkanı Şi Cinping‘in yanı sıra konuk Afrika ülkelerinin liderleri ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres konuştu.

Devlet Başkanı Şi, konuşmasında, 2000 yılında başlatılan Çin-Afrika İşbirliği Forumu‘nun (FOCAC), Çin’in Afrika ülkeleri ile ilişkilerinde dönüm noktası olduğunu, işbirliğinin son 24 yılda milyarlarca sıradan Çinli ve Afrikalının hayatına somut kazanımlar sağladığını, dünyada yüzyılda bir görülen dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde ülkelerinin meşru haklarını ve çıkarlarını koruduklarını belirtti.

Çin-Afrika ilişkilerinin tarihin en iyi döneminde olduğu ifade eden Şi, tüm Afrika ile ikili ilişkilerini “stratejik ilişki” seviyesine yükseltmeyi, Çin-Afrika ilişkilerinin genel karakterizasyonunu ise “yeni dönem için her koşulda ortak geleceği paylaşan Çin-Afrika topluluğu” olarak tanımlamayı önerdiklerini bildirdi.

Şi, modernleşmenin tüm ülkelerin vazgeçilmez hakkı olduğunu, modernleşmeye Batılı yaklaşımın gelişmekte olan ülkelerde acılara yol açtığını, 2. Dünya Savaşı’nın ardından bağımsızlığını kazanan ve kalkınma yolunda ilerleyen Çin ve Afrika ülkeleri gibi üçüncü dünya ülkelerinin modernleşme sürecinin tarihsel haksızlıklarını gidermeye çalıştığını kaydetti.

Çin ve Afrika’nın nüfus toplamının dünya nüfusunun üçte birini oluşturduğuna işaret eden Şi, “Biz modernleşmeden küresel modernleşme olamaz. Çin ve Afrika’nın ortak modernleşmesi Küresel Güney’de yeni bir dalga yaratacak, ortak geleceği paylaşan topluluk oluşturma yolunda yeni bir çığır açacak” dedi.

Çin lideri, Afrika’nın modernleşmesi için sanayi, ticaret, altyapı, kalkınma işbirliği, sağlık, tarım, geçim, kültürel etkileşim, yeşil dönüşüm ve güvenlik alanlarında 10 maddelik “ortak eylem” planı önerdi.

“Çin’in büyük pazarı Afrika’nın büyük fırsatına dönüşecek”

Çin’in, büyük ekonomiler arasında bir ilki gerçekleştirerek, aralarında 33 Afrika ülkesinin de olduğu en az gelişmiş ülkelerle gümrük tariflerini sıfırlayacağını böylece pazarını daha fazla dışa açacağını belirten Şi, “Çin’in büyük pazarı, Afrika’nın büyük fırsatına dönüşecek.” ifadesini kullandı.

Şi, Çin’in Afrika ile sanayi tedarik zinciri işbirliğini geliştireceğini, Çin-Afrika Ekonomi ve Ticaret İşbirliği Pilot Bölgesi‘nin oluşumunu teşvik edeceğini, küçük ve ortak ölçekli şirketleri güçlendirme programı yürüteceğini ve dijital teknoloji işbirliği için 20 örnek proje başlatacağını bildirdi.

Çin’in Afrika’ya altyapı alanındaki desteğini sürdüreceğini vurgulayan Şi, yüksek kalite Kuşak ve Yol işbirliğini teşvik etmek için 30 altyapı ve bağlantılılık projesi yürüteceğini, ayrıca Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi gelişimine destekleyecek bölgeler arası bağlantıların oluşumuna katkı için lojistik ve mali işbirliğini geliştireceğini belirtti.

“Küçük ama güzel” geçim destek projeleri

Şi, Küresel Kalkınma Girişimi kapsamında işbirliğini derinleştirmek üzere Afrika’da bin tane “küçük ama güzel” geçim destek projesini uygulamaya koyacaklarını ifade etti.

Sağlık alanında Afrika ile hastaneler ağı ve ortak sağlık merkezleri kurmaya hazır olduklarını dile getiren Şi, Afrika’ya 2 bin sağlık personeli göndereceklerini, Çinli şirketleri Afrika’nın ilaç sanayisine yatırım yapmaya teşvik edeceklerini ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin geliştirilmesine ve salgın hastalıklarla mücadeleye destek olacaklarını kaydetti.

Şi, Afrika’ya 1 milyar yuan (140 milyon dolar) acil gıda yardımı sağlayacaklarını, 6 bin 670 hektar standart tarım alanı oluşturacaklarını, kırsal toplulukların geçimi ve refahına yönelik 500 programı hayata geçireceklerini duyurdu.

Çin’in Afrika’da 30 temiz enerji projesi yürüteceğini aktaran Şi, hava tahmini, erken uyarı, afet önleme ile giderme ve biyo-çeşitliliğin korunması için sistemler kurulmasına yardımcı olacaklarını aktararak, nükleer enerjinin barışçı kullanımı için bir forum başlatacaklarını bildirdi.

3 yılda 50,6 milyar dolar finansman

Çin lideri, söz konusu ortak eylemler için gelecek 3 yılda kıtaya 360 milyar yuan (50,6 milyar dolar) finansman sağlayacaklarını, bunun 210 milyar yuanının (29,6 milyar dolar) kredi, 80 milyar yuanının (11,2 milyar dolar) yardım, 70 milyar yuanının (9,8 milyar yuan) Çin şirketleri tarafından yatırım olarak aktarılacağını belirtti.

Şi, Afrika’nın Geleceği-Mesleki Eğitim İşbirliği Planı kapsamında bir mühendislik teknolojisi akademisi ve Çin’in yurt dışındaki mesleki eğitim merkezleri Luban Atölyeleri’nden 10 tane kuracaklarını, büyük bölümü kadınlar ve çocuklar için olmak üzere 60 bin eğitim fırsatı yaratacaklarını ifade etti.

Afrika ülkeleri ile devlet yönetimi alanında deneyim paylaşacaklarını aktaran Şi, Kıta’da 25 araştırma merkezi kuracaklarını, farklı ülkelerden bin siyasetçi ve devlet görevlisini Çin’e davet edeceklerini kaydetti.

Şi, Çin’in Afrika ile Küresel Güvenlik Girişimi kapsamında işbirliğini geliştirmeyi istediğini belirterek, Afrika ülkelerine 1 milyar yuan (140 milyon dolar) askeri yardım hibe edeceklerini, 6 bin askeri personele, bin polis ve kolluk görevlisine eğitim vereceklerini, ayrıca 500 genç subayı Çin’e davet edeceklerini duyurdu.

Sömürgecilikle mücadeleden bağlantısızlık hareketine

FOCAC Afrika Dönem Başkanı Senegal’in Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Faye de dünyanın savaş, şiddet, aşırıcılık ile uzayan ekonomik ve sosyal krizlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde, forumun modernleşme temasına, ortak hedefleri gerçekleştirme idealine odaklanmasının öneminin altını çizdi.

FOCAC işbirliğinin tarım, mesleki eğitim, su kaynaklarının yönetimi, sanayi, sağlık ve diğer stratejik alanlarda müspet sonuçlar ürettiğine dikkati çeken Senegal lideri, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin de Afrika’nın altyapı ve ulaştırma ağlarının inşasına büyük katkı sağladığını vurguladı.

Afrika ülkelerinin Covid-19 salgınında, Çin’in ilk aşıları ve koruyucu kıyafetleri sağlayan ülke olduğunu, en karanlık anda verdiği desteği unutmadığını dile getiren Faye, Çin’in Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin kurulmasına yardım ederek Kıta’nın bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapasitesini geliştirmesine destek sağladığını kaydetti.

Faye, Afrika ve Çin’in, geçmişi sömürgecilikle mücadeleden bağlantısızlık hareketine kadar giden dostluk ve dayanışma geleneği olduğuna işaret ederek, yeni dönemde Çin’in öncülük ettiği küresel kalkınma, güvenlik ve uygarlık girişimlerini desteklediklerini dile getirdi.

“Afrika’nın Çin’e ihtiyacı var”

Moritanya Cumhurbaşkanı ve Afrika Birliği Dönem Başkanı Muhammed Veled Gazvani ise Çin-Afrika ortaklığının barışı ve gelişiminin “Güney-Güney işbirliğine örnek teşkil ettiğini” vurgulayarak şunları kaydetti:

“Bugün Afrika kıtasının karşı karşıya olduğu iç sorunlar ve ekonomik, güvenlik, çevre krizlerinin yol açtığı yıkıcı sonuçlar göz önünde alındığında, güvenlik ve istikrarı ağlamak, ekonomik büyümeyi teşvik etmek ve uluslararası forumlarda sesini duyurmak için Çin’in desteğine ihtiyacı var.”

Tesla’dan yeni Çin adımı

Tesla, yetkililerden onay gelmesi halinde önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde Çin ve Avrupa’da Tam Otonom Sürüş (FSD) teknolojisi adını verdiği gelişmiş sürücü destek sistemini piyasaya sürmeyi planlıyor.

Tesla AI’ın resmi X hesabı Perşembe günü bir yol haritası yayınlayarak yaklaşan teknoloji lansmanlarını özetledi.

Satışları artırmak ve benzer sürücü destek sistemleri üzerinde çalışan Çinli rakiplerinden önde olmak için yeni teknolojiler üzerinde çalışan şirket şu anda bölge yetkililerinden izin alma aşamasında.

Tesla, veri güvenliği değerlendirmelerini geçip teknoloji devi Baidu ile haritalama ve navigasyon anlaşmasına vardıktan sonra Çin pazarı için onay alma yolunda büyük ilerleme kaydetti. Ayrıca şirketin Şanghay sokaklarında FSD teknolojisini test etme iznini de aldığı belirtildi.

CEO Elon Musk Tesla’nın geleceğini otonomiyi çözmeye bağlıyor.

Teknolojinin ismine rağmen Tesla ve sektör uzmanları, sürücülerin yazılımı kullanırken ellerini direksiyonda tutmaları ve yola dikkat etmeleri gerektiğini vurgulamakta.

Musk Temmuz ayında yaptığı bir gelir toplantısında FSD sürücü sisteminin yıl sonuna kadar Avrupa, Çin ve diğer ülkelerde onaylanmasını beklediğini belirtti. Ayrıca Nisan ayında platformu X üzerinden FSD teknolojisinin “Çin’de kullanıma sunulmasının çok yakında mümkün olabileceğini” belirtmişti.

Tesla’nın en büyük denizaşırı pazarı olan Çin’de, pazar payını daraltan ve kendi sürücü destek teknolojilerini geliştiren birçok rakip marka bulunuyor. Bu rekabet ortamında FSD’nin onaylanması, Tesla’nın Çin’deki liderliğini korumasına katkı sağlayabilir. Çin Binek Otomobil Birliği verilerine göre, Tesla’nın bu yılın ilk sekiz ayında Çin’e yaptığı sevkiyatlar, geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 6 düşüş gösterdi