AB Genişlemesi: Arnavutluk’un AB hedefi ekonomik değişimi nasıl yönlendiriyor?

Arnavutluk, AB üyeliği için 15 yıldan fazla bir süre önce başvurdu ve katılım için belirlenmiş bir tarih olmasa da, AB’nin son ilerleme raporu, Balkan ülkesinin, pazar güçlerine ve blok içinde olmanın getirdiği rekabet baskılarına dayanabilecek, işleyen bir pazar ekonomisi geliştirme yolunda ilerlediğini gösteriyor.

Aday ülkelerin kabul edilebilmesi için çeşitli ekonomik kriterleri karşılaması gerekiyor. Buna makroekonomik istikrarın, yüksek kaliteli ekonomik yönetimin, uygun bir işgücü piyasasının ve yeterli altyapının gösterilmesi de dahildir.

Arnavutluk ekonomisi 2021’de güçlü bir toparlanma yaşadı ve bu toparlanma 2022’de de devam etti. Bu, 2019’daki büyük deprem, Kovid-19 salgını ve Ukrayna’daki savaştan kaynaklanan üçlü şoka rağmen gerçekleşti.

Avrupa’nın diğer bölgelerinde olduğu gibi Arnavutluk’ta da enflasyon son zamanlarda düşüş gösterdi ancak sıkı işgücü piyasaları nedeniyle yüksek kalmayı sürdürüyor. Ancak bu yıl için reel GSYİH büyümesinin yüzde 3,3 olacağı tahmin ediliyor. Peki Arnavutluk ekonomisinin arkasındaki itici güç nedir?

Euronews Muhabiri Paul Hackett ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama.

Bir inşaat patlaması

Batı Balkan ülkelerinin bloğa katılma yolunun açılmasına yardımcı olmak amacıyla Brüksel, stabilizasyon ve birleşme süreci. Bu, bölgeye yönelik siyasi ve ekonomik hedefleri ortaya koymaktadır.

Batı Balkan bölgesindeki ülkeler ile Avrupa’nın geri kalanı arasında yakınlaşma eksikliği, bu ülkelerin AB üyeliğine izin verilmesinde önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Bu şu anda AB’nin ortalama seviyelerinin yaklaşık yüzde 35’ine denk geliyor.

Ekonomik yakınsama bazen ‘yakalama etkisi’ veya daha yavaş bir kalkınma ve ekonomik büyüme düzeyine sahip bir ülkenin ‘daha zengin’ bir ülkeyi yakalamasını sağlayan koşullar olarak tanımlanır.

Arnavutluk örneğinde ülke, ekonomik büyümeyi artırmak amacıyla inşaat ve turizm sektörlerine yoğun yatırım yapıyor.

Ülkenin demiryolu ağı, AB’nin Batı Balkanlara yönelik Ekonomik ve Yatırım Planının (EIP) yardımıyla tamamen elden geçiriliyor.

EIP, demiryolu ağını, tren istasyonlarını ve sinyalizasyon sistemini yenilemenin yanı sıra, güneş fotovoltaik enerji santralleri gibi yenilenebilir enerji projelerinin yanı sıra dijital altyapıyı geliştirmek için de kullanılıyor.

Euronews Muhabiri Paul Hackett ve Arnavutluk Demiryolları Proje Uygulama Birimi başkanı Bashkim Kasoruhu.

Arnavutluk Demiryolları Proje Uygulama Birimi başkanı Bashkim Kasoruhu euronews’e yaptığı açıklamada, demiryolu projelerinin büyük bir ekonomik, sosyal ve çevresel etkiye sahip olacağını ve Arnavutluk, daha geniş Balkan bölgesi ve Avrupa içindeki ulaşım bağlantılarını önemli ölçüde iyileştireceğini söyledi.

“Bağlantı en önemli husustur. Bu en büyük limanları birbirine bağlamanın etkisini hayal edebilirsiniz. Toplu taşıma terminalinin bulunduğu liman [Durres], [Tiran] havaalanı ve Tiran şehir merkezi tüm altyapıyı tek bir merkezde toplayacak” dedi.

Arnavutluk’un en büyük iki şehri olan Durres ile Tiran arasındaki yeni demiryolu bağlantısı, tamamlandığında 40 dakikalık karayolu yolculuğunu yarıya indirerek yaklaşık 20 dakikaya indirecek. Proje, AB yatırım hibesinin yanı sıra Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (EBRD) alınan krediyle de finanse ediliyor.

Bir turizm başarı öyküsü

Arnavutluk’un kıyı şeridi Adriyatik ve İyonya Denizleri boyunca 450 kilometre uzanıyor. Turistlerin ilgisini ülkenin Akdeniz iklimi, uygun fiyatları ve doğal güzellikteki alanları çekiyor.

Kuzeyde Karadağ ve güneyde Yunanistan arasında yer alan bu bölge, nispeten kısa feribot güzergahlarıyla İtalya’nın Bari ve Brindisi limanlarına bağlanmaktadır. Bu coğrafi faktörler göz önünde bulundurulduğunda Arnavutluk’un hızla Avrupa’nın en sıcak turizm destinasyonu haline gelmesi sürpriz olmayabilir.

Arnavutluk, geçen yıl Ocak ve Eylül ayları arasında rekor kıran 8,3 milyon turisti ağırladı; bu rakam, 2022’de aldığı 7,5 milyon turistten 0,8 milyon daha fazla. Bu yükseliş eğiliminin devam etmesi bekleniyor.

Euronews ayrıca Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile de görüştü. Röportajın tamamını izlemek için yukarıdaki medya oynatıcısındaki videoya tıklayın.

Alman Demiryollarında Büyük Bakım Çalışması

Almanya’da Temmuz ortasından itibaren Deutsche Bahn’ın trenleri ile seyahat edeceklerin, önümüzdeki birkaç yıl boyunca bol sabır ve zamana ihtiyacı olacak. Avrupa Futbol Şampiyonası’nın bitiminden bir gün sonra, yani 15 Temmuz’da, devlete ait demiryolu şirketi, büyük bir altyapı yenileme programı başlatmaya hazırlanıyor.

Program kapsamında 2030 yılına kadar 40 ana hat yenilenecek ve inşaat çalışmaları nedeniyle bazı güzergâhlardaki seferler tamamen duracak. Bunlardan ilki “Riedbahn” olarak bilinen Frankfurt am Main ile Mannheim arasındaki yaklaşık 70 kilometrelik hat olacak.

Almanya’da bir tren altı dakikadan daha az gecikirse dakik olarak kabul ediliyor. Ancak Deutsche Bahn’ın dakiklik sorunu, son yıllarda giderek arttı. Zaman zaman trenler büyük gecikmeler nedeniyle son durağa bile varamıyor. 2023 yılında uzun mesafe trenlerinin üçte ikisi, varış noktalarına planlanan zamanda ulaşamadı. Bu, Almanya için bir gecikme rekoru. Ayrıca seferi yarıda kesilen trenler, dakiklik istatistiklerine dahil edilmiyor.

Tazminat ve mali zorluklar

Bir tren 60 dakikadan fazla gecikirse yolcular, bilet ücretinin bir kısmının iadesini talep edebiliyor. Deutsche Bahn, 2023 yılında toplam 133 milyon euro tutarında gecikme iadesi yapmak zorunda kaldı. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 43’lük bir artış anlamına geliyor. Şimdi bu meblağ, yatırım bütçesinde ciddi bir gedik açtı.

Demiryolunun mali durumu zaten pek parlak değil. Koronavirüs pandemisi sırasında yolcu sayısındaki büyük düşüşten bu yana Deutsche Bahn, belini bir türlü doğrultamadı. 2023 bilançosu yaklaşık 2,4 milyar euro zararla kapandı. Toplam borç miktarı ise 34 milyar euro.

Altyapı yatırımı gerekli ama pahalı

Bakım ve onarımlar, giderek daha maliyetli hale geliyor. Demiryolu, 2023 yılında kendi fonlarından yaklaşık 7,6 milyar euroluk rekor yatırım yaptı. Ancak altyapının büyük bölümü o kadar eski ki, artık tamir dahi edilemiyor.

Devlete ait bir şirket olan Deutsche Bahn Grup, federal hükümetten gelen sübvansiyonlara bağımlı. Ancak hükümet, son yıllarda yatırım bütçesini oldukça azalttı. Oysa yüksek performanslı bir demiryolu ağının işletilmesi için elzem olan 40 ana hattın tamamen yenilenmesi gerekiyor. Bu, 2030’a kadar yaklaşık 4 bin 200 kilometrelik bir demiryolu ağının elde geçirilmesi demek.


Hannover Garı’nda yürütülen yenileme çalışmalarıFotoğraf: Moritz Frankenberg/dpa/picture alliance

Frankfurt Havalimanı’na ulaşım aksayacak

Uçak yolcuları için ayrıca önemli bir bilgi:

İnşaat süresince Almanya’nın en büyük havalimanı olan Frankfurt’a doğrudan tren seferleriyle ulaşmak artık mümkün olmayacak. Ayrıca Temmuz ortası ile Ağustos ortası arasında Köln ile Frankfurt arasındaki kuzeybatıdan gelen yüksek hızlı tren hattı da kapatılacak.

Finansman ve Deutsche Bahn’ın geleceği

Demiryolunun ana finansörü olan federal hükümet ve demiryolundan mali olarak sorumlu olan eyaletler, aşırı borçlu oldukları için tasarruf yapmak zorunda. Federal Anayasa Mahkemesi’nin 2023 sonbaharında federal bütçenin bazı bölümlerini anayasaya aykırı ilan etmesinin ardından demiryoluna yapılacak yatırımlar için de milyarlarca euro eksik kaldı.

Mevcut durumda, demiryolu ağının yeniden yapılandırma planları için ihtiyaç duyulan 45 milyar euro sağlıklı şekilde finanse edilemiyor. Federal hükümet, sadece 30 milyar euro taahhüt etmiş durumda. Demiryolunun planlarına göre Riedbahn’dan sonra Hamburg’dan Berlin’e uzanan yaklaşık 280 kilometrelik hat da 2025 yılında kapatılıp yenilenecek.

Yenilemeden sonra sorunlar bitecek mi?

Günde 30 bine varan yolcu sayısıyla Riedbahn, Almanya’nın uzun mesafe taşımacılığında en sık kullanılan doğrudan şehir bağlantısı konumunda. Her gün yaklaşık 230 banliyö, uzun mesafe ve yük treni, Almanya’nın iki büyük metropolü arasındaki raylarda sefer yapıyor.

Ancak, demiryolunun sadece daha güvenilir değil, aynı zamanda daha verimli hale gelmesi için sadece mevcut hatların yenilenmesi yeterli değil. Mevcut ağ, tam kapasite kullanılıyor. İlave trenler sadece yeni yapılması planlanan hatlarda çalışabilecek. Kamu tasarruf planları da göz önüne alındığında, bu iddialı hedeflere ulaşılıp ulaşılamayacağı ise tam bir muamma.

Demiryolundan yüklerin yüzde 45’i iltisak hatlarından

ANKARA (İGFA) – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, üretim merkezlerinin hammadde, yarı mamul ve nihai ürünlerini taşımak için fabrikalara doğrudan bağlantı sağlayan iltisak hatlarının; sanayici, üretici ve ihracatçıların rekabet gücünü artırdığını vurgulayarak Türkiye’’nin ulusal demiryolu ağı üzerinde 439 kilometre uzunluğunda 286 iltisak hattının bulunduğunu aktardı.

Bakan Uraloğlu, bu hatlar ile gerçekleştirilen taşımaların tüm demiryolu yük taşımalarının yaklaşık yüzde 45’ini oluşturduğunu vurguladı.

Uraloğlu, “2024 yılının ilk 8 ayında demiryolları ile toplamda 17 milyon 449 bin 75 ton yük taşındı. Bu 8 aylık sürede 7 milyon 842 bin 981 ton yük ise iltisak hatları ile taşındı. Bu rakamın yıl sonunda 11,5 milyonu geçeceğini tahmin ediyoruz.” dedi. Bakan Uraloğlu, 2053 yılı hedefleri doğrultusunda kara yollarındaki yüzde 72’lik yük taşımacılığı payını yüzde 57’ye düşürmeyi, demir yollarının yüzde 5 olan taşımacılık payını ise yüzde 22’ye yükseltmeyi planladıklarının da altını çizdi.

Bakan Uraloğlu, ayrıca Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü (AYGM), TCDD ve TCDD Taşımacılık’ın yanı sıra sektör paydaşlarıyla da iltisak hatlarının sayısını artırmak için ortak çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Toplam uzunluğu 13,3 kilometre olan Gelemen-Tekkeköy ve Yenikent-Kazan Soda’daki iltisak hatlarının yapım çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Bakan Uraloğlu, yük taşımacılığında demiryolu payının artırılmasının kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Bakan Uraloğlu, ““Toplam uzunluğu 439 kilometre olan iltisak hatlarına 12. Kalkınma Planı hedefleri doğrultusunda 74,5 kilometresi TCDD tarafından 141 kilometresi AYGM tarafından olmak üzere toplam 215 kilometre ilave ederek, lojistik merkezlerinin, fabrika, sanayi, OSB ve limanlara bağlantılarının sağlanması amacıyla toplam iltisak hattı uzunluğumuzu 654 kilometreye çıkartmayı hedefliyoruz”.” diye konuştu.

Türkiye’de demiryolu ile yapılan yük taşımacılığının önemine değinen Bakan Uraloğlu, demiryollarının çevre dostu, düşük maliyetli ve güvenilir bir taşımacılık alternatifi olarak her zaman öne çıktığını ifade etti. Demiryolu taşımacılığının Türkiye’nin sanayileşme sürecindeki kritik rolüne de vurgu yapan Uraloğlu, demiryolu ile yapılan taşımalarda iltisak hatlarının, ürünleri ulusal demiryolu ağına ulaştırmak için önemli bir görev gördüğünün altını çizdi.

İhracatta rota demiryolu

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, demiryolu ile gerçekleştirilen ihracatta 2024 yılı Ocak-Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 artış yaşandığını duyurarak, 1,2 milyon ton ihracat yükü taşındığını söyledi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2024 yılı Ocak – Temmuz dönemine ait ihracat amaçlı taşınan yük verilerini paylaştı. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin demiryolu taşımacılığında önemli bir ivme kazandığını vurgulayarak, “Ülkemizin ihracat taşımacılığında demiryolu kullanımının her geçen yıl arttığını görüyor, artan ihtiyacı karşılamak için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çevreci ve ekonomik yönleri ile öne çıkan demiryolu taşımacılığını ve ulaşım altyapımızı geliştirmek için durmadan çalışıyoruz. Neredeyse yüz yıldır el değmemiş konvansiyonel hatları da yeniledik. Organize sanayi bölgelerimizi, fabrikalarımızı ve limanlarımızı demiryolu ağımıza bağladık” dedi.

7 ayda 1,2 milyon ton yük taşındı

Bakan Uraloğlu, demiryolu taşımacılığının hem hız hem de kapasite açısından Türkiye’nin ihracat potansiyelini arttırdığını belirterek, “2024 yılının ilk 7 aylık döneminde 1,2 milyon ton ihracat taşıması gerçekleştirerek geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 artışla rekor kırdık. Türkiye’nin demiryolu taşımacılığının gelişen kapasitesi, önümüzdeki yıllarda ihracat hacmini daha da artıracak. Demiryolu ile gerçekleştirdiğimiz ihracat, ülkemizin ekonomik büyümesinin önemli bir unsuru. Hedefimiz, bu ağları genişleterek, Avrupa’nın ticaret hatlarında Türkiye’nin stratejik rolünü daha da pekiştirmek” ifadelerini kullandı.

İhracatın yüzde 86’sı İstanbul ve çevre illerden

Demiryolu taşımacılığında İstanbul ve çevre illerinin önemli bir rol oynadığını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Söz konusu taşımaların yüzde 86’sına denk gelen 1 milyon 32 bin tondan fazla yük, İstanbul ve çevre illerden taşındı. Bunun yanı sıra İzmir, Eskişehir, Ankara ve Sivas gibi illerimizden de ihracat ürünlerini Avrupa’ya ulaştırıyoruz” dedi. Uraloğlu, bu taşımaların Türkiye’nin lojistik gücünü ve demiryolu taşımacılığının ihracattaki önemini ortaya koyduğunu belirterek, Avrupa ile bağlantısallığı sağlayan demiryolu bağlantılarının hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük katkılar sunduğunun altını çizdi.

“Türkiye ve Avrupa arasında işlettiğimiz günlük en az 8 yük treni Avrupa’ya kesintisiz ticareti sağlıyor”

Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu hattının faaliyete geçmesiyle Türkiye’nin Asya ve Avrupa arasındaki ticaret köprüsü olma rolünün daha da güçlendiğini vurgulayan Uraloğlu, altyapı iyileştirmeleri ve Avrupa ile Orta Asya demiryolları arasındaki işbirliği anlaşmalarının Türkiye’nin ihracat taşımacılığında daha fazla söz sahibi olmasını sağladığını belirtti. Türkiye’nin demiryolu taşımacılığında Avrupa ile olan bağlarının giderek güçlenmesi ve bu alandaki ihracat yönelimlerinin stratejik önemine değinen Uraloğlu, “Türkiye ve Avrupa arasında işlettiğimiz günlük en az 8 yük treni Avrupa’ya kesintisiz ticareti sağlıyor. İhraç edilen ürünlerin başında otomotiv yedek parçası, tekstil ürünleri, gıda, elektronik ürünler, kimyasal ürünler, çimento ve inşaat malzemeleri gibi ürünler geliyor. Bu taşımacılık altyapısı sayesinde sadece maliyet avantajı değil, aynı zamanda çevre dostu ve sürdürülebilir bir taşımacılık modeli sunuyoruz” dedi.

Demiryolu ile taşımacılığın daha çevre dostu bir seçenek olarak öne çıktığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, sera gazı azaltımını ve rekabetçiliği hedefleyen Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sağlamak ve Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak için demiryolu taşımacılığının kilit rol oynayacağını vurguladı. – ANKARA

Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Ekonomi

Demiryoluyla yapılan ihracat 7 ayda yüzde 13,2 arttı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, demiryolu ile gerçekleştirilen ihracatta 2024 yılı Ocak – Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 artış yaşandığını duyurarak, 1,2 milyon ton ihracat yükü taşındığını söyledi.

Söz konusu taşımanın 1 milyon 32 bin tona denk gelen yüzde 86’lık diliminin İstanbul ve çevre illerinden gerçekleştirildiğini bildiren Bakan Uraloğlu, ihraç edilen ürünlerin başında otomotiv yedek parçası, tekstil ürünleri, gıda, elektronik ürünler, kimyasal ürünler, çimento ve inşaat malzemelerinin geldiğini kaydetti.

Uraloğlu, 2024 yılı Ocak – Temmuz dönemine ait ihracat amaçlı taşınan yük verilerini paylaştı. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin demiryolu taşımacılığında önemli bir ivme kazandığını vurgulayarak, “Ülkemizin ihracat taşımacılığında demiryolu kullanımının her geçen yıl arttığını görüyor, artan ihtiyacı karşılamak için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çevreci ve ekonomik yönleri ile öne çıkan demiryolu taşımacılığını ve ulaşım altyapımızı geliştirmek için durmadan çalışıyoruz. Neredeyse yüz yıldır el değmemiş konvansiyonel hatları da yeniledik. Organize sanayi bölgelerimizi, fabrikalarımızı ve limanlarımızı demiryolu ağımıza bağladık.” dedi.

“7 Ayda 1,2 Milyon Ton Yük Taşındı”

Bakan Uraloğlu, demiryolu taşımacılığının hem hız hem de kapasite açısından Türkiye’nin ihracat potansiyelini arttırdığını belirterek, “2024 yılının ilk 7 aylık döneminde 1,2 milyon ton ihracat taşıması gerçekleştirerek geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 artışla rekor kırdık. Türkiye’nin demiryolu taşımacılığının gelişen kapasitesi, önümüzdeki yıllarda ihracat hacmini daha da artıracak. Demiryolu ile gerçekleştirdiğimiz ihracat, ülkemizin ekonomik büyümesinin önemli bir unsuru. Hedefimiz, bu ağları genişleterek, Avrupa’nın ticaret hatlarında Türkiye’nin stratejik rolünü daha da pekiştirmek.” ifadelerini kullandı.

“İhracatın Yüzde 86’sı İstanbul ve Çevre İllerden”

Demiryolu taşımacılığında İstanbul ve çevre illerinin önemli bir rol oynadığını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Söz konusu taşımaların yüzde 86’sına denk gelen 1 milyon 32 bin tondan fazla yük, İstanbul ve çevre illerden taşındı. Bunun yanı sıra İzmir, Eskişehir, Ankara ve Sivas gibi illerimizden de ihracat ürünlerini Avrupa’ya ulaştırıyoruz.” dedi. Uraloğlu, bu taşımaların Türkiye’nin lojistik gücünü ve demiryolu taşımacılığının ihracattaki önemini ortaya koyduğunu belirterek, Avrupa ile bağlantısallığı sağlayan demiryolu bağlantılarının hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük katkılar sunduğunun altını çizdi.

“Türkiye ve Avrupa Arasında İşlettiğimiz Günlük En Az 8 Yük Treni Avrupa’ya Kesintisiz Ticareti Sağlıyor”

Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu hattının faaliyete geçmesiyle Türkiye’nin Asya ve Avrupa arasındaki ticaret köprüsü olma rolünün daha da güçlendiğini vurgulayan Uraloğlu, altyapı iyileştirmeleri ve Avrupa ile Orta Asya demiryolları arasındaki işbirliği anlaşmalarının Türkiye’nin ihracat taşımacılığında daha fazla söz sahibi olmasını sağladığını belirtti. Türkiye’nin demiryolu taşımacılığında Avrupa ile olan bağlarının giderek güçlenmesi ve bu alandaki ihracat yönelimlerinin stratejik önemine değinen Uraloğlu, “Türkiye ve Avrupa arasında işlettiğimiz günlük en az 8 yük treni Avrupa’ya kesintisiz ticareti sağlıyor. İhraç edilen ürünlerin başında otomotiv yedek parçası, tekstil ürünleri, gıda, elektronik ürünler, kimyasal ürünler, çimento ve inşaat malzemeleri gibi ürünler geliyor. Bu taşımacılık altyapısı sayesinde sadece maliyet avantajı değil, aynı zamanda çevre dostu ve sürdürülebilir bir taşımacılık modeli sunuyoruz.” dedi.

Demiryolu ile taşımacılığın daha çevre dostu bir seçenek olarak öne çıktığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, sera gazı azaltımını ve rekabetçiliği hedefleyen Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sağlamak ve Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak için demiryolu taşımacılığının kilit rol oynayacağını vurguladı.

foreks.com

İhracatta rota demiryolu

ANKARA (İGFA) – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2024 yılı Ocak – Temmuz dönemine ait ihracat amaçlı taşınan yük verilerini paylaştı.

Bakan Uraloğlu, “Türkiye’’nin demiryolu taşımacılığında önemli bir ivme kazandığını vurgulayarak, “Ülkemizin ihracat taşımacılığında demiryolu kullanımının her geçen yıl arttığını görüyor, artan ihtiyacı karşılamak için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çevreci ve ekonomik yönleri ile öne çıkan demiryolu taşımacılığını ve ulaşım altyapımızı geliştirmek için durmadan çalışıyoruz. Neredeyse yüz yıldır el değmemiş konvansiyonel hatları da yeniledik. Organize sanayi bölgelerimizi, fabrikalarımızı ve limanlarımızı demiryolu ağımıza bağladık” dedi.

7 AYDA 1,2 MİLYON TON YÜK TAŞINDI”

Bakan Uraloğlu, demiryolu taşımacılığının hem hız hem de kapasite açısından Türkiye’’nin ihracat potansiyelini arttırdığını belirterek, “2024 yılının ilk 7 aylık döneminde 1,2 milyon ton ihracat taşıması gerçekleştirerek geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 artışla rekor kırdık. Türkiye’nin demiryolu taşımacılığının gelişen kapasitesi, önümüzdeki yıllarda ihracat hacmini daha da artıracak. Demiryolu ile gerçekleştirdiğimiz ihracat, ülkemizin ekonomik büyümesinin önemli bir unsuru. Hedefimiz, bu ağları genişleterek, Avrupa’nın ticaret hatlarında Türkiye’nin stratejik rolünü daha da pekiştirmek.” ifadelerini kullandı.

“İHRACATIN YÜZDE 86’’SI İSTANBUL VE ÇEVRE İLLERDEN”

Demiryolu taşımacılığında İstanbul ve çevre illerinin önemli bir rol oynadığını kaydeden Bakan Uraloğlu, ““Söz konusu taşımaların yüzde 86’sına denk gelen 1 milyon 32 bin tondan fazla yük, İstanbul ve çevre illerden taşındı. Bunun yanı sıra İzmir, Eskişehir, Ankara ve Sivas gibi illerimizden de ihracat ürünlerini Avrupa’’ya ulaştırıyoruz”.” dedi. Uraloğlu, bu taşımaların Türkiye’nin lojistik gücünü ve demiryolu taşımacılığının ihracattaki önemini ortaya koyduğunu belirterek, Avrupa ile bağlantısallığı sağlayan demiryolu bağlantılarının hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük katkılar sunduğunun altını çizdi.

“TÜRKİYE VE AVRUPA ARASINDA İŞLETTİĞİMİZ GÜNLÜK EN AZ 8 YÜK TRENİ AVRUPA’YA KESİNTİSİZ TİCARETİ SAĞLIYOR”

Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu hattının faaliyete geçmesiyle Türkiye’nin Asya ve Avrupa arasındaki ticaret köprüsü olma rolünün daha da güçlendiğini vurgulayan Uraloğlu, altyapı iyileştirmeleri ve Avrupa ile Orta Asya demiryolları arasındaki işbirliği anlaşmalarının Türkiye’nin ihracat taşımacılığında daha fazla söz sahibi olmasını sağladığını belirtti. Türkiye’nin demiryolu taşımacılığında Avrupa ile olan bağlarının giderek güçlenmesi ve bu alandaki ihracat yönelimlerinin stratejik önemine değinen Uraloğlu, “Türkiye ve Avrupa arasında işlettiğimiz günlük en az 8 yük treni Avrupa’ya kesintisiz ticareti sağlıyor. İhraç edilen ürünlerin başında otomotiv yedek parçası, tekstil ürünleri, gıda, elektronik ürünler, kimyasal ürünler, çimento ve inşaat malzemeleri gibi ürünler geliyor. Bu taşımacılık altyapısı sayesinde sadece maliyet avantajı değil, aynı zamanda çevre dostu ve sürdürülebilir bir taşımacılık modeli sunuyoruz.” dedi.

Kanada iş anlaşmazlığı nedeniyle demiryollarının kapanmasına hazırlanıyor

Kuzey Amerikalı endüstri grupları ve nakliyeciler, Kanada’nın iki büyük demiryolu şirketi Canadian National Railway (TSX:CNR) ve Canadian Pacific (NYSE:CP) Kansas City’nin eşzamanlı bir duruş yaşayabileceği için önemli bir kesinti olasılığıyla karşı karşıya. Milyarlarca dolarlık ekonomik zarara yol açabilecek bu durum, Kanada’nın tahıl, otomobil ve kömür gibi çeşitli mallar için demiryolu taşımacılığına olan büyük bağımlılığı nedeniyle yaygın bir endişeye yol açtı.

Pulse Canada’nın kamu işlerinden sorumlu başkan yardımcısı Greg Northey, malların taşınması üzerinde yaratacağı etkinin ciddiyetine vurgu yaparak, olası duraklamayı bir “felaket” olarak nitelendirdi.

Demiryolu şirketleri ile Teamsters sendikası arasındaki müzakerelerin çıkmaza girmesi, karşılıklı kötü niyet suçlamalarına yol açtı. Her iki demiryolu işletmecisi de bir iş anlaşmasına varılamaması halinde 22 Ağustos’ta işçileri işten çıkarmaya başlayacaklarını belirtirken, sendika da aynı tarihte greve gitmeye hazır olduğunu açıkladı.

Sektör grupları, Başbakan Justin Trudeau ve Çalışma Bakanı Steven MacKinnon liderliğindeki Liberal hükümeti müdahale etmeye ve iş bırakma eylemini önlemeye çağırıyor. Demiryollarının önemi, yılda yaklaşık 380 milyar C$ (277 milyar $) değerinde malın taşınması ile vurgulanmaktadır. Kanada İş Konseyi, milyonlarca Kanadalı istihdam üzerindeki potansiyel etkiyi aktararak, kesintiyi ürkütücü olarak nitelendirdi.

Yaklaşan duraklama, Kanada ve ABD arasındaki yakın ekonomik bağlar nedeniyle ABD yük trafiğini de etkileme tehdidinde bulunuyor. Kanada mallarının yaklaşık %75’ini ABD’ye ihraç ediyor ve CN ve CPKC’nin demiryolu ağları ABD’nin birçok büyük demiryolu ve nakliye merkezine bağlı.

CN, Perşembe gününden itibaren Kanada’dan gelen tehlikeli maddeler, güvenlik açısından hassas yükler veya soğutmalı konteynerler için yeni rezervasyonlara ve Cuma gününden itibaren çeşitli ABD merkezlerinden gelen tüm intermodal trafiğe ambargo uygulayacağını duyurdu.

ABD’li demiryolu işletmecisi Norfolk Southern (NYSE:NSC) da CN ve CPKC’nin ağlarına giden ya da bu ağlardan gelen tehlikeli ve güvenlik açısından hassas yüklere ambargo uygulamaya başladı.

Olası demiryolu kesintisi, ABD’li lojistik firması C.H. Robinson’u sınırın her iki tarafında ek kamyon kapasitesi aramaya yöneltti. Firmanın üst düzey yöneticilerinden Scott Shannon, Kanada’daki tüm trenlerin durması halinde ortaya çıkabilecek benzeri görülmemiş düzeydeki aksaklıkların altını çizdi.

Durumun ele alınması için hükümet üzerindeki baskı artarken, endüstri grupları Bakan MacKinnon’un anlaşmazlığı ülkenin çalışma ilişkileri kuruluna havale etme yetkisine sahip olduğuna ve bunun bir duraklamayı önleyebileceğine dikkat çekiyor. MacKinnon şu ana kadar müzakere edilmiş bir çözümü tercih ettiğini ifade etti.

Demiryollarının durmasının ekonomik yansımaları şimdiden hesaplanmaya başlandı. Morgan Stanley bu hafta başında müşterilerini Glencore’un (OTC:GLNCY) Elk Valley Resources biriminden kömür sevkiyatının aksaması nedeniyle haftada 100 milyon dolardan fazla vergi öncesi kazanç kaybedebileceği konusunda uyardı. Bu arada Kanada Kimya Endüstrisi Birliği, içme suyu kalitesinin korunması için hayati önem taşıyan klor sevkiyatlarına ilişkin endişelerini dile getirdi.

CEO Bob Masterson, tipik olarak taşınan mal hacmi için demiryolu taşımacılığına uygun bir alternatif olmadığını vurgulayarak, demiryolu kapasitesini telafi etmek için kamyon taşımacılığı kaynaklarının yetersizliğine dikkat çekti.

Bahsedilen para birimi dönüşüm oranı 1 $ – 1.3721 Kanada dolarıdır.

Bu makaleye Reuters katkıda bulunmuştur.

Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.