Dış Ticarette Lojistik ve Nakliye 2024

Türkiye’nin Lojistik ve Taşımacılık Sektöründeki Rolü

Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında yer alması nedeniyle küresel lojistik ağında kritik bir rol oynamaktadır. Ülkemiz, sadece transit bir geçiş noktası değil, aynı zamanda gelişmiş ulaşım altyapısı ile büyük bir lojistik merkezi olma potansiyeline sahiptir. Türkiye’nin stratejik konumu, dünya genelinde 1,4 milyar insanın yaşadığı ve 8.6 trilyon dolarlık ticaret hacmine sahip 67 ülkeye 4 saatlik uçuş mesafesinde bulunmasını sağlamaktadır.

Türkiye’nin lojistik ve taşımacılık sektörü, her geçen yıl büyüyen bir pazar haline gelmiştir. 2021 yılında 61 milyar dolarlık hizmet ihracatının 24 milyar doları lojistik ve taşımacılık hizmetleri tarafından gerçekleştirilmiştir. 2022 yılında ise bu rakam 35.3 milyar dolara çıkarak, toplam ihracatın %39.6’sını oluşturmuştur. Bu durum, lojistik sektörünün Türkiye’nin ekonomik büyümesine olan katkısının ne denli önemli olduğunu göstermektedir. 2023 yılı itibarıyla, Türkiye’nin hizmet ihracatının 100 milyar dolara ulaşması hedeflenmiş ve bunun 35 milyar doları lojistik ve taşımacılık hizmetleri tarafından gerçekleştirilmesi beklenmektedir.

Türkiye, 35 milyar dolarlık hizmet ihracatı ile dünya sıralamasında lojistik hizmet ihracatında %2.5 paya sahip olup, 11. sırada yer almaktadır. 2024 hedefleri arasında hizmet ihracatının 110 milyar dolara, bunun 40 milyar dolarlık kısmının da lojistik ve taşımacılık sektöründen gelmesi öngörülmektedir. 2028 yılında bu rakamın 200 milyar dolara ulaşması hedeflenirken, lojistik ve taşımacılık hizmet ihracatının 78 milyar dolar seviyelerine çıkması planlanmaktadır.

Lojistik ve taşımacılık sektörünün gelişimi, devletin sağladığı desteklerle de doğrudan ilişkilidir. 2023 yılı sonuna kadar, bu sektöre yönelik olarak yaklaşık 18.5 milyon TL Genel Destekler kapsamında, 1 milyar TL ise Turquality Destek Programı aracılığıyla sağlanmıştır. Türkiye, küresel ticaretteki konumunu güçlendirmek amacıyla ulaştırma ve lojistik altyapı yatırımlarını artırmaya kararlıdır.

Taşımacılık koridorları üzerinde lojistik hizmetlerin birleştirilmesi, ölçeklerin büyütülmesi ve intermodal taşımacılık için aktarma merkezleri oluşturulması, ülkemizin hedefleri arasında yer almaktadır. Yurt dışında lojistik merkezler kurulması ve tedarik zincirlerini güçlendirecek dağıtım ağlarının desteklenmesi de önemli stratejilerdendir. Bu yatırımlar, sürdürülebilirlik, çevreye duyarlılık, büyük pazarlara bağlantı sağlama gibi küresel eğilimlerle uyumlu bir biçimde gerçekleştirilmektedir.

Lojistik sektöründe sağlanan desteklerin artırılması ve taşımacılara yönelik yaşanan engellerin aşılması ile ihraç ürünlerinin daha hızlı, ekonomik ve güvenli bir şekilde pazarlarına ulaşması sağlanacaktır. Bu bağlamda, lojistik ve taşımacılık sektörü, Türkiye’nin ekonomik büyüme hikayesinin önemli bir parçası haline gelmektedir.

Taşıma Şekillerine Göre Dış Ticaretimiz (USD)

Taşıma Şekliİhracat (USD)İthalat (USD)
202120222023202120222023
Karayolu68.74978.87983.23548.89659.44666.942
Denizyolu133.714150.255143.358157.390193.799195.172
Demiryolu1.6482.4601.9602.8912.9681.996
Havayolu18.73520.68625.51126.05738.58153.840
Diğer (Boruhattı, posta ile taşımalar vb.)2.3661.8921.71036.18968.91743.821
TOPLAM225.214254.172255.777271.425363.711361.774

Kaynak: Ticaret Bakanlığı, 19/02/2024. Değer: Milyon ABD Doları

Parasal değer itibarıyla (USD) ihracat verilerimiz taşımacılık modları itibarıyla değerlendirildiğinde, 2023 yılında ihraç taşımalarının ilk sırasında %56 ile denizyolunun yer aldığı görülmektedir. Bu oran, denizyolunun uluslararası ticaretteki önemini ve etkinliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Denizyolu taşımacılığı, büyük hacimli yüklerin ekonomik ve güvenli bir şekilde taşınmasını sağlamaktadır.

İkinci sırada %32,5 ile karayolu modu yer almaktadır. Karayolu taşımacılığı, özellikle kısa mesafeli ve bölgesel ticarette önemli bir rol oynamaktadır. Karayolu taşımacılığı, esnekliği ve kapıdan kapıya hizmet sunabilme avantajı ile öne çıkmaktadır. Üçüncü sırada ise %9,9 ile havayolu taşımacılığı bulunmaktadır. Havayolu taşımacılığı, hızlı ve güvenilir olmasına rağmen, maliyet açısından diğer modlara göre daha yüksek olabilmektedir.

Son sırayı %0,7 ile demiryolu taşımacılığı almaktadır. Demiryolu taşımacılığı, özellikle büyük ve ağır yüklerin taşınmasında tercih edilmektedir. Ancak, demiryolu altyapısının sınırlı olması ve esneklik açısından diğer modlara göre dezavantajlı olması, kullanım oranını düşük tutmaktadır.

Parasal değer itibarıyla (USD) ithalatımızda da 2023 yılında ilk sırada denizyolunun yer aldığı görülmektedir. 361 milyar dolarlık ihracatımızın %53,9’u denizyolu ile taşınmıştır. Bu durum, denizyolunun ithalat süreçlerinde de ne kadar kritik bir rol oynadığını göstermektedir. İkinci sırada %18,5 ile karayolu modu, üçüncü sırada ise %14,8 ile havayolu bulunmakta, son sırayı da %0,55 ile demiryolu almaktadır. Bu veriler, ithalat taşımacılığında da denizyolunun baskınlığını ve diğer taşımacılık modlarının paylarını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Taşıma Şekillerine Göre Dış Ticaretimiz (Miktar-Ton)

Taşıma Şekliİhracat (Miktar-Kg)İthalat (Miktar-Kg)
202120222023202120222023
Karayolu31.81032.16431.40512.16114.40915.821
Denizyolu144.882140.831128.231184.041187.196206.814
Demiryolu1.3811.6511.3821.4551.260811
Havayolu9131.2341.513117121130
Diğer (Boruhattı, posta ile taşımalar vb.)2401741748631.095893
TOPLAM179.228176.056162.707198.639204.083224.471

Kaynak: Ticaret Bakanlığı, 19/02/2024. Değer: Bin Ton


Karayolu Taşımacılığı

Taşıma Modelleri ve Karayolu Taşımacılığı

İnsanoğlu için yer değiştirme ihtiyacı her zaman var olmuştur. Kişilerin veya malların bir noktadan diğerine aktarılması sürecine “taşımacılık” denir. Taşımacılık faaliyetleri, günümüzde kara, deniz, hava ve demir yolları üzerinden gerçekleştirilmektedir. Her bir taşıma türü, taşınan yük veya yolcu miktarına, mesafeye ve hıza göre şekillenmektedir. Modern lojistik sektörü, bu farklı taşıma modlarını bir araya getirerek entegre çözümler sunmaktadır.

Taşımacılığın Küresel Ekonomideki Rolü

Dünya ticaretinin gelişmesiyle birlikte, lojistik ve taşımacılık sektörlerinin önemi de artmıştır. Günümüzde neredeyse tüm endüstri kollarıyla doğrudan bağlantılı olan lojistik hizmetleri, uluslararası rekabet avantajı elde etmede kilit rol oynamaktadır. Ürün veya hizmetlerin hedef pazarlara rakiplerden daha hızlı ve ekonomik bir şekilde ulaştırılması, küresel lojistik faaliyetlerinin temel amacıdır.

Ölçek ve Mesafe Ekonomisi

Taşımacılık sektöründe, taşınan yük miktarı arttıkça birim taşıma maliyetinin düşmesi “ölçek ekonomisi” olarak adlandırılır. Benzer şekilde, taşıma mesafesi uzadıkça, ton/km başına düşen birim maliyet de azalır; bu da “mesafe ekonomisi” olarak tanımlanır. Bu nedenle, taşımanın hem hızlı hem de ekonomik olabilmesi için en uygun taşıma türünün seçilmesi büyük önem taşır.

Taşıma Türlerinin Karşılaştırılması

Aşağıdaki tablo, farklı taşıma türlerinin maliyet, hız, dağıtım ağı, yük çeşitliliği, sefer sıklığı ve terminallere uyum açısından karşılaştırılmasını sunmaktadır:

Taşıma TürüMaliyetHızDağıtım AğıYük ÇeşitliliğiSefer SıklığıTerminallere Uyum
Kara YoluYüksekHızlıÇok GenişYüksekYüksekYüksek
Hava YoluÇok YüksekÇok HızlıGenişSınırlıYüksekYüksek
Demir YoluDüşükYavaşSınırlıYüksekDüşükYüksek
Deniz YoluÇok DüşükÇok YavaşSınırlıÇok YüksekÇok DüşükOrta
Boru HattıDüşükYavaşÇok SınırlıÇok SınırlıOrtaYüksek

Bu tabloda görüldüğü üzere, her taşıma türünün kendine özgü avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Örneğin, kara yolu taşımacılığı geniş bir dağıtım ağına ve yüksek sefer sıklığına sahipken, havayolu maliyetleri daha yüksek olmakla birlikte hızlı teslimat sağlamaktadır.

Taşınan Yükün Değerinin Etkisi

Uygun taşıma türünün seçiminde, taşınan yükün değeri de önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye’nin dış ticaretinde taşınan 1 kg yükün ortalama değerine bakıldığında, havayolu taşımacılığının en pahalı seçenek olduğu görülmektedir. Buna karşın, deniz yolu taşımacılığı daha düşük maliyetli bir alternatif sunmaktadır.

YıllarKara Yolu (İthalat)Kara Yolu (İhracat)Hava Yolu (İthalat)Hava Yolu (İhracat)Deniz Yolu (İthalat)Deniz Yolu (İhracat)
20164,59 $1,76 $184,65 $21,10 $0,63 $1,02 $
20174,36 $1,79 $259,32 $18,15 $0,66 $1,03 $
20184,27 $1,80 $253,14 $13,10 $0,68 $1,07 $
20194,00 $2,06 $245,54 $11,35 $0,55 $0,89 $
2020––––––
2021–
2022–
2023–

Bu veriler, yüksek değerli ürünlerin hava yolu ile, daha düşük değerli ürünlerin ise deniz yolu veya kara yolu ile taşınmasının daha uygun olacağını göstermektedir.

Türkiye’nin Dış Ticaret Taşımalarında Tercih Edilen Modlar

2010-2019 yılları arasında, Türkiye’nin dış ticaret taşımalarında en çok tercih edilen taşıma türünün deniz yolu olduğu görülmektedir. Bu dönemde, deniz yolu taşımacılığının payı %85’in üzerinde seyretmiştir.

YıllarDeniz YoluDemir YoluKara YoluHava YoluBoru ve Diğer
201085,6%0,8%12,5%0,3%0,8%
201185,8%0,8%11,8%0,4%1,2%
201287,0%0,6%10,6%0,4%1,4%
201386,4%0,5%11,4%0,4%1,3%
201486,2%0,4%11,2%0,5%1,7%
201587,7%0,5%10,7%0,4%0,7%
201688,0%0,5%10,8%0,3%0,4%
201788,5%0,4%10,3%0,3%0,5%
201888,7%0,4%10,3%0,4%0,2%
201988,6%0,4%10,3%0,4%0,3%
2020
2021
2022
2023

Bu istatistikler, Türkiye’nin coğrafi konumunun deniz yolu taşımacılığı için uygun olduğunu göstermektedir. Ancak, son yıllarda kara yolu taşımacılığının payında da bir artış gözlenmektedir.

Karayolu Taşımacılığının Temelleri

Karayolu taşımacılığı, bir eşya, hizmet veya yolcunun iki nokta arasında kara yolu araçları ve ekipmanları kullanılarak taşınması işlemidir. Bu taşıma türünün dört temel bileşeni bulunmaktadır:

  • Taşınacak eşya, hizmet veya yolcunun varlığı
  • Taşıma işinin üstlenilmesi
  • Belirli bir ücret karşılığında gerçekleştirilmesi
  • Taşıma işleminde kara yollarının kullanılması

Türkiye’nin Jeostratejik Konumu

Türkiye’nin coğrafi yapısı, sosyo-ekonomik konumu, Batı ve Doğu medeniyetleri arasındaki köprü vazifesi ve transit taşımacılık güzergahları üzerindeki yer aldığı konum, ülkeyi özellikle kara yolu taşımacılığında bölgenin önemli aktörlerinden biri haline getirmiştir.

Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında yaklaşık 776 bin km² yüzölçümüne sahip olan Türkiye, kuzeyden güneye 500 km, doğudan batıya 1500 km uzunluğunda dikdörtgen bir köprü görünümündedir. Tarih öncesi dönemlerden beri birçok medeniyete ev sahipliği yapan bu coğrafya, çeşitli yol ağlarına da beşiklik etmiştir. İpek Yolu, Baharat Yolu ve Kral Yolu, bu önemli güzergahlardan bazılarıdır.

Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesişim noktasında yer alması sebebiyle doğu-batı eksenli taşımacılık faaliyetleri ve uluslararası kara yolu güzergahları açısından önemli koridorların üzerinde bulunmaktadır. Doğu-batı eksenli kara yolu hareketliliğine ek olarak, Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki limanlar sayesinde kara yolu ve deniz yolu taşımacılığının birlikte uygulandığı kombine taşımacılık faaliyetleri de gerçekleştirilmektedir.

Türkiye’nin Dış Ticaret Faaliyetlerindeki Değişim

1980’li yıllardan itibaren uygulanan ihracata dayalı ekonomik büyüme politikaları, Türkiye’nin dış ticaret faaliyetlerinde yapısal bir dönüşüme yol açmıştır. Bu dönemde, dış ticarete konu olan mal grupları çeşitlenmiş, tarım ve madencilik ürünlerinin yerini sanayi ürünleri almaya başlamıştır. Taşınan malların hacmi de kısa sürede milyarlarca dolarlık seviyelere ulaşmıştır.

Dış ticaretteki bu yapısal değişiklikler, yük cinslerinin değişmesine ve sevkiyatların daha esnek bir yapıya bürünmesine neden olmuştur. Bu durum, sevkiyatların bir kısmının deniz yolu taşımacılığından kara yolu taşımacılığına kaymasına yol açmıştır.

Türkiye’de Karayolu Taşımacılığının Gelişimi

Cumhuriyet’in kuruluşundan 1950’li yıllara kadar, Türkiye’de kara yolunda kullanılan taşıt sayısı oldukça sınırlıydı. Bu nedenle, yatırımlar ağırlıklı olarak demir yolu taşımacılığına yoğunlaşmıştı. Kara yolu yapımı için 1925 yılında Yol Mükellefiyeti Kanunu çıkarılmış olsa da, istenilen hedeflere ulaşılamamıştır. Bunun temel nedeni, kara yolu yapımında ihtiyaç duyulan araç, gereç ve ekipmanın yetersizliğidir.

Yakın döneme gelindiğinde ise durum değişmiştir. TÜİK verilerine göre, 1990 yılında 257 bin olan kamyon sayısı, 2021 yılı başında yaklaşık %333 oranında artarak 860 bine yükselmiştir. 2020’li yıllara gelindiğinde, kara yolu taşımacılığı Türkiye’nin hakim ulaşım sistemi haline gelmiştir.

Günümüzde, yurt içi taşımacılıkta yolcu taşımacılığının %97’si, yük taşımacılığının ise %89’u kara yoluyla gerçekleştirilmektedir. 2020 yılı sonu itibarıyla 387 bin km’ye ulaşan yol uzunluğu, yurt içinde oldukça geniş bir dağıtım ağı sağlamaktadır. Bu yolların yaklaşık 23.000 km’si bölünmüş yol, 67.000 km’si devlet-il yolu ve 323.000 km’si ise köy yoludur.

Kara Yolu Taşımacılığının Avantajları

Yurt içinde diğer taşıma türlerine kıyasla daha gelişmiş bir altyapı ağının bulunması, aktarma yapılmadan tüm taşımanın kara yolu ile yapılabilmesine olanak tanımaktadır. K Avantajlarından bazıları şunlardır:

  • İstenilen zamanda ve miktarda ürünün taşınabilmesini sağlayan esnek bir yapıya sahip olması, diğer taşıma türlerine kıyasla daha fazla noktaya erişim imkanı sunması
  • Eşya ve yolcu taşımacılığının deniz, hava, demir yolu ve boru hattı gibi diğer taşıma türlerine göre daha düşük yatırım maliyeti gerektirmesi
  • Eşya ve yolcu taşımacılığında düzenli ve sık sefer imkanı bulunması
  • Rekabetin yoğun olduğu ülkelerde kara yolu taşımacılığının müşteri lehine daha uygun maliyetlerle gerçekleştirilmesi
  • Kapıdan kapıya aktarmasız taşıma sayesinde kayıp ve hasar riskinin azalması (eşyanın yükleme ve boşaltma noktaları dışında elleçlenmemesi)
  • Kısa sürede teslim edilmesi gereken yüklerin hızlı bir şekilde sevk edilebilmesi
  • Yüksek sefer sıklığı sayesinde sevkiyat planlaması ve uygun sefer bulma kolaylığı
  • Düşük miktardaki ürünlerin kısa ve orta mesafelerde esnek ve hızlı taşınabilmesi
  • Terminal gereksiniminin daha az olması
  • 7 gün 24 saat yükleme, boşaltma ve sefer yapabilme esnekliği
  • Kısa mesafelerde daha verimli ve ekonomik olması

Karayolu Taşımacılığının Dezavantajları

Her ne kadar birçok avantajı bulunan bir taşıma türü olsa da, kara yolu taşımacılığının bazı dezavantajları da mevcuttur:

  • Küresel rekabetin artmasıyla ülkelerin ulusal taşıma firmalarını koruma çabasında olması ve bu amaçla geçiş kotası uygulamalarına başvurması
  • Özellikle uzun mesafelerde birim yük taşıma maliyetlerinin yüksek olması
  • Tek seferde taşınabilen yük miktarının daha az olması
  • Ağırlık sınırlamalarına uyulmaması durumunda taşıyıcıların ekonomik zarara uğraması
  • Kaza riskinin yüksek olması
  • Çevre kirliliğine yol açması
  • Trafik yoğunluğu riskinin bulunması
  • Daha fazla kara parçası kullanımı ve altyapı ihtiyacı doğurması
  • Transit geçiş sürelerinin uzun, geçiş maliyetlerinin yüksek olması
  • Çok ağır ve hacimli yüklerin taşınamaması
  • Transit geçişlerde gümrükleme işlemlerinin uzun sürmesi
  • Yük yokluğu veya eksikliği nedeniyle (özellikle dönüş yükü) sefer yapılamaması

Bu dezavantajlara rağmen, kara yolu taşımacılığı Türkiye’de halen en yaygın taşıma türü olmaya devam etmektedir.