Startup yatırımlarında yapay zekâ zirveye çıktı

“Turkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu” verilerine göre, yapay zekâ ve makine öğrenimi sektörü 2024 yılının ilk yarısında 31 yatırımla en aktif sektör haline gelerek tüm zamanların en çok yatırım alan sektörü haline geldi. Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi (TRAI) tarafından hazırlanan yapay zekâ girişimleri haritasına göre bu yılın ikinci çeyreğinde eklenen 12 girişimle birlikte Türkiye’deki yapay zekâ girişimleri sayısı 350’ye ulaştı.

Statrtup Centrum tarafından hazırlanan “Turkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu” verilerine göre, yapay zekâ ve makine öğrenimi sektörü 2024 yılının ilk yarısında 31 yatırımla en aktif sektör haline gelerek tüm zamanların en çok yatırım alan sektörü haline geldi. Yapay zekâ ve makine öğrenimini 14 yatırım ile oyun, 11 yatırım ile sürdürülebilirlik & çevre, 10 yatırım ile fintech sektörleri izledi.

Bu dönemde yapay zekâ girişimlerinin sayısı da arttı. Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi (TRAI) tarafından hazırlanan yapay zekâ girişimleri haritasına göre bu yılın ikinci çeyreğinde eklenen 12 girişimle birlikte Türkiye’deki yapay zekâ girişimleri sayısı 350’ye ulaştı. Özellikle sağlık, eğitim, finans ve otomasyon gibi alanlarda kullanılan yapay zekâ tabanlı startup’lar, büyük bir büyüme potansiyeli taşıyor.

2024 yılında yapay zekânın başını çektiği startup ekosistemi de hareketlenerek 2023 yılındaki kötü performansının ardından tekrar yükseliş eğilimine girdi. Toplam 245 girişimin yatırım aldığı yılın ilk yarısında girişimlere toplamda 586,8 milyon dolar yatırım yapıldı.

Türkiye startup ekosistemi çekiciliğini koruyor

Bu rakam 2023 yılının tamamında yapılan yatırım tutarını geride bıraktı. KPMG Türkiye M&A ve 212 ekipleri tarafından hazırlanan “Türkiye Startup Yatırımları” raporuna göre 2022’de 1,84 milyar dolar olan toplam işlem hacmi 2023 yılında 497 milyon dolara düşmüştü. Toplam yatırım sayısı ise 297 olarak gerçekleşmişti.

Uzmanlara göre, 2023 yılında küresel ekonomide yaşanan makroekonomik zorluklar ve jeopolitik gerilimler girişim sermayesi yatırımlarının ve işlem hacminin düşmesine yol açsa da 2024 yılının ilk yarısında gerçekleşen sıçrama, Türkiye startup ekosisteminin çekiciliğini koruduğunu gösteriyor.

Türkiye’de son yıllarda devlet teşvikleriyle Ar-Ge ve inovasyon projeleri, yenilikçi iş birlikleri ve girişimler daha fazla ilgi görmeye başladı. Bu sayede teknokentler, teknoparklar, Ar-Ge merkezleri, kuluçka merkezleri gibi startup’ları büyütecek yatırımlar daha fazla duyulur hale geldi.

Bu hareketlilik Türkiye’nin kalkınması bakımından da büyük önem taşıyor. Geleneksel iş modellerine oranla daha esnek, yenilikçi ve hızlı hareket edebilen startup’lar sadece ekonominin itici gücü olmakla kalmıyor, aynı zamanda işletmelerin ve endüstrilerin dönüşümünde de kilit bir rol oynuyor.

“Kalkınmada önemli rol oynuyor”

Sektörün öncü teknoloji üreticilerinden olan yerli teknoloji şirketi Cerebrum Tech kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Dr. R. Erdem Erkul, “Girişimcilik fikrinden beslenen startup’lar, yenilikçi fikirlerin, yatırımların önemsendiği ülkelerin sosyo-ekonomik kalkınması açısından önemli olmaya başladı” diyor. Erkul’a göre startup’ların esnek, çözüm odaklı ve uyum sağlayan yapısı, hızlı büyüme ve büyük etkiler bırakma gibi özellikleri dünyayı startup’lara yönlendiriyor.

İş dünyasında rolü giderek daha belirgin hale gelen startup’lar ekonomi döngüsünde de belirleyici çarkların arasında yer alıyor. Hızla büyüyen startup’lar, daha fazla işe alım yaparak istihdamı artırıyor. Yenilikçi fikir ve teknolojilerle piyasa rekabetini canlandıran bu yapılanmalar, geleneksel şirketleri de teknolojik gelişmeler ve dönüşümler doğrultusunda harekete geçmek zorunda bırakıyor ve klasikleşmiş yapıların iş döngülerini daha dinamik alanlara yönlendirerek payı genişletiyor.

Start-upların büyümesi, onları destekleyen bir ekosistem de oluşturuyor. Bu ekosistemde, startup’larla iş yapmak isteyen hizmet sağlayıcıları, yatırımcılar, danışmanlar ve diğer şirketler bulunuyor. Bu tür ekosistemler ekonomilere canlılık katıyor ve ekonomik büyümeyi teşvik ediyor.

Risk sermayesi ve diğer yatırımlar aracılığıyla finanse edilen bu yatırımlar, girişimcilik ekosistemini güçlendiriyor ve gelecekte daha fazla girişimcinin başarılı olması için zemin hazırlıyor. Bu da ekonomik büyümeyi ve yeniliği destekliyor.

Başarılı startup’lar, genellikle sadece yerel pazarlarda değil, ulusal ve uluslararası pazarlarda da rekabet edecek hale geliyor. Bu ta Türkiye’nin ekonomik rekabet gücünü ve ihracat potansiyelini artırıyor.

“Ülke ekonomisine katkı sağlayacak”

Erkul’a göre, ülkemizde startup girişimlerine ve startup ekosisteminin genel görünümüne baktığımızda Türkiye ekonomisinin rekabete uygun olduğu, özel sektörün farklı girişimlere önayak olacak potansiyeli elinde bulundurduğu ve kamu sektörünün özel sektörle iş birliği yapabilecek düzenleyici rolü olduğu söylenebilir. Erkul, bu özellikleriyle Türkiye’nin startup ekosisteminden çıkan başarılı girişimlerin, yeni girişimlerin önünü açacağını ve gelişmekte olan ülkemizin ekonomisine katkı sağlayacağını belirtiyor: “Bu sayede muasır medeniyetlerin seviyesine çıkıp yüksek katma değerli ürünlerimizi kendimiz üretip uluslararası pazarda yerimizi alabiliriz. Startup ekosistemine yönelik desteklerin ve ilgilerin artması; bilginin pratiğe, emeğe, teknolojiye ve sermayeye dönüşmesi için adımların atılması hepimizin yararına olacaktır.”

Türkiye Türkmenistan’ın Türk Devletleri Teşkilat’na tam üyelik kazanmasını istiyor

Türkiye’nin Aşkabat Büyükelçisi Ahmet Demirok,

Türkiye

ile

Türkmenistan

arasındaki ilişkileri ve iki ülkenin işbirliklerini değerlendirdi.

Türkiye’nin Türkmenistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olduğunu hatırlatan Demirok, Aşkabat’ta ilk büyükelçilik açan ülkenin de Türkiye olduğunu, Türk resmi kurumları, iş insanları ve sivil toplum kuruluşlarının bağımsız Türkmenistan’ın modern bir ülkeye dönüşüm sürecinde Türkmen kardeşlerinin yanında yer aldığını belirtti.

Demirok, Türkiye’nin Türkmenistan’ın aktif tarafsızlık politikasına tam destek verdiğini söyleyerek Türkiye ile Türkmenistan arasındaki ortak tarih, dil, din ve kültüre dayanan köklü ilişkilerin, karşılıklı saygı, işbirliği ve ortak çıkarlar temelinde her gün daha da güçlenerek geliştiğini vurguladı.

Türkmenistan’ın Milli Lider Arkadağ Gurbangulu Berdimuhamedov’un önderliğinde büyük kalkınma hamlesi yaptığını, ülkenin gelişiminin Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov’un liderliğinde devam ettiğini söyleyen Demirok, şöyle konuştu:

    “İlişkilerimiz birçok farklı alanda gelişmektedir. Türkmenistan’la ilişkilerimizde yakalanan bu ivme, ticari ve ekonomik işbirliğimizin seyrine de yansımaktadır. Türkiye, Türkmenistan’ın en büyük ticari ortaklarından biri olmaya devam etmektedir. Türkiye’nin 2023’te Türkmenistan’la toplam ticaret hacmi 2,6 milyar dolar seviyesindedir. Bu rakamın yakın gelecekte daha da artabileceğini ve ortak hedefimiz olan 5 milyar dolarlık ticaret hacmine rahatlıkla ulaşabileceğimizi düşünüyoruz.”

Demirok, Türkiye ile Türkmenistan arasında karşılıklı üst düzeyli ziyaretlerin son yıllar önemli ölçüde arttığını bildirerek, “Türkmenistan’la mevcut işbirliğimizin daha da ilerletilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.

“Türkmenistan’ın TDT’ye tam üye olarak katılmasını arzu ediyoruz”

Türkmenistan’ın 2021’de Türk Devletleri Teşkilatına (TDT) gözlemci üye olduğunu hatırlatan Demirok, şunları kaydetti:

“TDT, Türk devletleri arasındaki etkileşimi ve işbirliğini artırmayı amaçlayan bir aile meclisidir. Türkmenistan’ın TDT’ye ve TÜRKPA’ya tam üye olarak katılmasını arzu ediyoruz. Türkmenistan Türk dünyası ailesinin çok önemli üyesidir. Türkmenistan’ın yakın zamanda TDT’ye tam üyeliğiyle Türk dünyasında işbirliğinin daha da güçleneceğine olan inancımız tamdır. Türk dünyası, insan kaynakları, doğal kaynakları, sosyal ekonomik ve teknolojik kapasitesiyle bölgede bir refah ve istikrar alanı olarak öne çıkmaktadır. Orta Asya’da ulaştırma güzergahları ve enerji kaynakları açısından stratejik bir konumda bulunan Türkmenistan’ın da bu bütün içerisinde son derece önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”

Demirok, Türkiye ile Türkmenistan arasında enerji alanındaki işbirliklerine de değinerek, iki ülkenin martta “Doğalgaz Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Karşılıklı İşbirliği Mutabakat Zaptı” ve “Hidrokarbon Kaynakları Konusunda İşbirliğine Dair Niyet Beyanı”nı imzalandığını hatırlattı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın temmuzda Türkmenistan’ı ziyaret ederek yetkililerle Türkmen doğal gazının Türkiye ve Avrupa pazarlarına sevki başta olmak üzere elektrik enerjisi ve madencilik alanında da işbirliğinin ilerletilmesi konusunda görüşmeler yaptığını hatırlatan Demirok, şunları aktardı:

“Sayın Bayraktar ziyareti vesilesiyle basına verdiği mülakatta, Türkmenistan’dan ilk etapta takas (swap) yöntemiyle 2 milyar metreküp, uzun vadede ise Hazar geçişli bir boru hattı ile 20 yıl boyunca 15 milyar metreküp doğal gaz alınmasının, toplamda ise 300 milyar metreküplük bir hacme ulaşılmasının hedeflendiğini ifade etti. Sayın Bayraktar ayrıca görüşmelerde, Türkmenistan’daki doğal gaz sahalarında ortak üretim konusunun da ele alındığına dikkati çekerek, doğal gaz depolama ve dağıtım konuları da dahil BOTAŞ ve ilgili Türk şirketleriyle Türkmen tarafı arasındaki işbirliği imkanlarının değerlendirildiğini belirtmiştir.”

“Türkmen doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması uzun süredir gündemde”

Demirok, Türkmen doğal gazının Avrupa’ya taşınmasında Türkiye’nin oynayabileceği role ilişkin ise şunları söyledi:

“Türkmenistan’ın bağımsızlığına kavuşmasının ardından ilgili Türk ve Türkmen makamları arasında bazı belgeler imzalanmış ve enerji alanında işbirliğinin ilerletilmesi için önemli görüşmeler yapılmıştır. Türkmen doğal gazının ülkemize ve Türkiye üzerinden de Avrupa’ya taşınması konusu uzun süredir gündemdedir. Dünyada yaşanmakta olan siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar çerçevesinde, ayrıca yeşil dönüşüm süreci gibi çevre kaygılarının artmakta olduğu günümüzde, Türkmen gazının Batı pazarlarına taşınabilmesi için elverişli bir dönemden geçtiğimizi düşünüyoruz. Bu fırsat penceresinin sonsuza kadar açık kalmayacağını düşünerek biran evvel işbirliğine başlanması gerektiği kanaatindeyiz. Dolayısıyla, kısa vadede, mevcut altyapının kullanılarak işbirliğine başlanmasının orta ve uzun vadede de ihtiyaç duyulabilecek altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve yeni yatırımların yapılması suretiyle kurulacak işbirliğinin güçlendirilmesinin kazan-kazan formülüyle işbirliğine katılan bütün taraflara fayda sağlayacağını düşünüyoruz.”

“Türkmenistan stratejik kavşak noktasındadır”

Türkmenistan’ın ulaşım hatları hususundaki önemine de değinen Demirok, bu ülkenin Çin’i Hazar Denizi üzerinden Avrupa’ya bağlayacak Orta Koridor güzergahında bulunduğunu belirtti.

Demirok, Orta Koridor’un Türkiye’den başlayarak, demir yolu ve kara yolu bağlantılarıyla sırasıyla Gürcistan, Azerbaycan ve Hazar Denizi’ne, Hazar üzerinden de Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan veya Kazakistan güzergahını takip ederek Çin’e uzandığını bildirerek şunları söyledi:

    “Bu çerçevede Azerbaycan’ın Alat, Kazakistan’ın Aktau ve Türkmenistan’ın Türkmenbaşı limanları Hazar üzerinden kombine taşımacılık için kullanılmaktadır. Orta Asya’da doğu-batı ekseninde Hazar’ı ve Çin’i, ayrıca kuzey-güney ekseninde de Rusya, Kazakistan ile İran ve Pakistan’ı birleştiren Türkmenistan, stratejik kavşak noktasındadır. Türkmenistan’ın ‘Büyük İpek Yolunu Canlandırma’ stratejisi, Çin’in ‘Kuşak ve Yol’ girişimiyle uyumludur. Türkmenistan, doğu-batı ve kuzey-güney istikametinde çok yönlü ve uyumlu bir lojistik sistemi oluşturmaktadır. Türkmenistan, demir yolu, kara yolu, hava yolu dahil bütün ulaşım modlarıyla kıtalararası taşımacılığın potansiyelini tam olarak ortaya çıkarmayı ve bağlantı noktalarında lojistik terminaller oluşturmayı hedefliyor.”

TEKNOSAB Lojistik Park Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’na SPK’dan onay

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB’da, Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirmeyi planladıkları Lojistik Park projesinin Sermaye Piyasası Kurulu‘ndan onay aldığını açıkladı. Başkan Burkay, proje çerçevesinde pay ihraç süreçlerine kısa süre içinde başlayacaklarını söyledi.

BTSO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, toplantıda yaptığı konuşmada, yatırım ortamının iyileştirilmesi, finansman seçeneklerinin artırılması ve girişimcilik destek mekanizmalarının geliştirilmesinin önemine değindi. Türkiye’de işletme sermayelerinde ve yeni yatırımlarda ihtiyaç duyulan finansmanın ağırlıklı olarak bankalar tarafından karşılandığını belirten Başkan Burkay, “Bankacılık sektörünün toplam finans içindeki payının çok yüksek olması, finansmana erişimden finansal sistemin sağlığına kadar birçok faktörü etkiliyor. Oysa gelişmiş ekonomilerdeki gibi konvansiyonel yöntemlerin dışına çıkıp fonlamayı çeşitlendirmek önemli. Bu çeşitlilik içinde de Girişim Sermayesi Yatırım Fonları en önemli araçlardan biri.” dedi.

Dünyadaki değişime göre iş modeli

TEKNOSAB’da data center projesi

Teknolojinin tüm dünyada hızlı bir değişime neden olduğuna işaret eden Başkan Burkay, “Şirketlerin en büyük sıkıntısı siber güvenlik. Hızlı değişen bir teknoloji. Şirketimizdeki altyapıyı beş yılda bir, yenilememiz gerekiyor. Aksi takdirde zamana ve piyasaya ayak uyduramıyorsunuz. Yine Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle TEKNOSAB’da planladığımız DATA Center projemizi de bu vizyonla kurguladık. TEKNOSAB’taki şirketlerimizin bilgilerini depolaması için alana ihtiyacımız var. Burada ürün değil bilgi depolaması yapacağız. Bu yeni yapı inşallah Türkiye’nin belki en büyük data merkezlerinden birisi olacak. Bilgi İşlem ve Otomasyon Konseyi’mizin de katkılarıyla Bursa’mızı bu alanda da uluslararası bir oyuncu yapacağız.” dedi.

“Hücre üretiminde söz sahibi olmak istiyoruz”

Türkiye’nin ve Bursa’nın yenilenebilir enerji alanındaki rolünü güçlendirmek amacıyla yaklaşık 2 yıl önce BB Solar şirketini kurduklarını hatırlatan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “BTSO Enerji Konseyimiz ve komitelerimiz ile istişare ederek yatırımımızı hayata geçirerek, özellikle hücre üretimi konusunda söz sahibi bir konuma yükselmeyi hedefliyoruz. Her üç projede de üyelerimiz girişim sermayesi fonu aracılığıyla yatırımlarını yapabilecekler” dedi.

“Reel sektörün taleplerini her platformda iletiyoruz”

Reel sektörün başta yüksek girdi maliyetleri, finansmana erişim ve rekabetçilikten uzak döviz kurları olmak üzere, mevcut zorluklar karşısında bu dönemi en az hasarla atlatmanın gayreti içinde olduğunu kaydeden Burkay, enflasyon düzeltmesinin firmalara yeni bir vergi yükü getirmeden uygulanmasının kritik önemde olduğunu ifade etti. BTSO olarak üyelerin taleplerini her platformda dile getirdiklerini ifade eden Burkay, “Çözüm yolları bulmak için var gücümüzle çalışıyoruz. TOBB Yönetim Kurulu olarak, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanımız İbrahim Şenel ile yaklaşık 7,5 saat süren bir toplantı gerçekleştirdik. Bu önemli toplantıda, başta enflasyon muhasebesi ve finansmana erişim olmak üzere, reel sektörümüzün sorunlarını ve çözüm önerilerimizi istişare etme fırsatı bulduk.”

“Konkordato ticari alacakları etkilememeli”

Başkan Burkay, bölgesel teşvik düzenlemesinde değişiklik yapılarak 1. bölgede yer alan mevcut firmaların, teknoloji, tevsii, modernizasyon ve otomasyon yatırımlarının desteklenmesinin iş dünyası olarak öncelikleri arasında bulunduğuna işaret etti. Son dönemde konkordato ilan eden firmaların sayısında önemli bir artış olduğunu söyledi. İbrahim Burkay, “Bu çerçevede işletmelerin tüm borç ödemeleri donduruluyor ancak bu durum, söz konusu firmanın ticari alacaklıları için farklı sorunlara yol açıyor. Bu durumda ticari alacakların bu sürecin dışında tutulmasını tavsiye ediyoruz. Enflasyon ile mücadele sürecinde sıkılaştırma politikalarının en azından önümüzdeki yılın sonuna kadar süreceği öngörmekteyiz. İşletmelerimiz için 2025 sonuna kadar kısa çalışma ödeneğinin de gözden geçirilmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

“KOBİ’ler için yeni KGF programları başlatılmalı”

Özellikle küçük ve orta ölçekli firmaların ihtiyaç duydukları krediye, hem yüksek faiz oranları hem de miktar sınırlamaları nedeniyle ulaşmakta zorluklar yaşadığını dile getiren Başkan Burkay, KOBİ niteliğindeki şirketlerin ayakta kalması için ticari krediler üzerindeki sınırlamaların kaldırılmasını beklediklerini belirtti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, küçük ve orta ölçekli işletmeler için Kredi Garanti Fonu bünyesinde yeni garanti programlarının başlatılmasını, kamu borçlarının da yeniden yapılandırılmasını istediklerini söyledi. Türk Eximbank tarafından kullandırılan kredi faiz oranlarının ihracatçıyı destekleyecek şekilde revize edilmesi gerektiğini ve söz konusu kredilerde banka teminat mektubu uygulamasının kaldırılmasının firmalar için kritik önemde olduğuna dikkat çeken İbrahim Burkay, “Özel sektör yatırımlarını teşvik etmek ve sermayeyi doğru alanlara yönlendirmek, finansal sistemimizin de gücünü artıracaktır. Bu perspektifle iş dünyası olarak yatırım önceliklerinin belirlendiği, kaynakların etkin, üretimin verimli, katma değerin yüksek, ticaretin rekabetçi olduğu yapısal reformlara zemin hazırlayan bir Orta Vadeli Programın hazırlanmasını ve uygulanmasını arzu ediyoruz.” açıklamalarında bulundu.

“KFA fuarcılık başarı çıtasını yükseltiyor”

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yaklaşık 10 yıl önce Türkiye’nin ihracat vizyonunu geliştirmek amacıyla hayata geçirdikleri KFA Fuarcılık projesinin bugün dev organizasyonları gerçekleştiren bir yapıya kavuştuğunu söyledi. İbrahim Burkay, “Bugüne kadar birçok organizasyonu başarıyla gerçekleştiren KFA Fuarcılık olarak şimdi de dünyanın en büyük savunma sanayii buluşmaları arasında yer alan IDEF 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nın organizasyonunu üstlendik. Gelecek yıl 22-27 Temmuz tarihinde düzenlenecek fuar, dört farklı alanda eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Yeni yeri ve uluslararası işbirliklerine imkan sağlayacak yapısıyla IDEF, inşallah Türk savunma sanayinin gurur tablosu olacak. KFA Fuarcılık şirketimiz, Bursa markası olarak adını, ulusal ve uluslararası alanda daha da yukarı taşıyacak.” dedi.

“Şirketlerimizin risk yönetimi büyük önem taşıyor”

BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, artan küresel ve bölgesel risklerle birlikte ekonominin zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, yakın coğrafyada gelişen ve tüm dünyayı etkileyen savaşların ekonomik etkisinin tedarik zincirlerinde yaşanan sorunlar ve yüksek enflasyonun oluşturduğu ağır tahribatın iş dünyasının önündeki belirsizlikleri artırdığını ifade etti. Ali Uğur, risk yönetiminin finansmana erişim ve kaynakların etkin kullanımının işletmeler için hayati önem kazandığını da sözlerine ekledi.

Meclis toplantısında Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Görevlisi ve Ekonomist Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, enflasyon düzeltmesi uygulaması ve iş dünyasına etkilerine ilişkin sunum gerçekleştirdi. – BURSA

Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Ekonomi

55 milyar dolarlık hisse senedi çöküşü Çin ekonomisi hakkında uyarı

Çin’de tüketim için kalan son parlak noktalardan biri, ülkenin ekonomik sıkıntısı en erişilebilir mallara bile olan talebi olumsuz etkilediği için hızla kayboluyor. Çin ekonomisinin sağlığı konusunda küresel piyasalara yapılan son uyarıda, Temu’nun sahibi PDD Holdings Inc. Pazartesi günü alışılmadık derecede kasvetli bir görünümle yatırımcıları şaşırttı. Çin’in ekonomik gerileme döneminde işlerin canlanmasına yardımcı olan düşük fiyatlı ürünlerle piyasanın gözdesi haline gelen e-ticaret firması, tahminlerin altında kalan bir gelir bildirdi. CEO Chen Lei, kazanç sonrası yaptığı brifingde en az sekiz kez ekonomik büyüme yavaşladıkça gelir ve kârların “kaçınılmaz olarak” düşmesi gerektiğini söyledi. Aynı zamanda PDD’nin ilk çalışanlarından biri olan Chen analistlere “Önümüzde zayıflayan tüketici talebi, yoğunlaşan rekabet ve küresel ortamdaki belirsizliklerden kaynaklanan birçok yeni zorluk görüyoruz” dedi.

CEO ve yardımcıları, uzun vadede Çin tüketimine olan güvenlerinin devam ettiğini vurgulamaya özen gösterdiler. Bu dengelenme Pekin için dünyanın 2 numaralı ekonomisini yeniden dengelemede büyük bir öncelik. Ama olan oldu. PDD’nin hisseleri %29’luk rekor bir düşüşle 55 milyar dolarlık piyasa değerini sildi. En yakın rakipleri Alibaba Group Holding Ltd. ve JD.com Inc. de onu takip ederek Hong Kong’da yaklaşık %4 değer kaybetti.

Eski Google mühendisi Colin Huang tarafından 2014 yılında kurulan şirket, geçtiğimiz yıllarda Alibaba ve JD’den pazar payı kapmak için düşük fiyatları agresif kırsal genişleme ve platformundaki oyun benzeri unsurlarla birleştirdi. Bu formülü, 2023’te Super Bowl sırasında piyasaya sürdüğü küresel e-ticaret pazarlık uygulaması Temu’ya dönüştürdü. Shein benzeri bir alışveriş fenomeni haline gelen Temu, bir süre ABD’nin en çok indirilen uygulamalarından biri oldu.

Bu da PDD’nin piyasa değerini Covid sonrası 2022’deki dip seviyesinden altı kat artırarak Huang’ı bu ay Çin’in en zengin kişisi yaptı. Ancak Huang, Pazartesi günkü satışlara kadar sadece 18 gün boyunca bu unvanı elinde tuttu. Çin’in gösterişli mega şehirleri dışındaki daha az varlıklı tüketicileri PDD’nin başarısının büyük kısmını sağladı. Onlar şimdi büyük bir belirsizlik kaynağı.

Ekonominin ana itici gücü olan tüketim, geçen yıl Covid sonrası yeniden açılış harcamalarındaki toparlanmanın ardından bu yıl zayıfladı. Yaygın iş ve maaş kesintilerinin yanı sıra düşen emlak fiyatları karşısında Çinli tüketiciler harcamalarında daha temkinli davranmaya başladı ve bu durum otomobil gibi sektörlerde fiyat savaşlarına yol açtı. Bloomberg Economics’ten Chang Shu ve Eric Zhu, “Çinli e-ticaret şirketleri artık sert fiyat indirimlerinin bile çözemeyeceği bir sorunla karşı karşıya: zayıf bir tüketici” diye yazdı. “Makroekonomik açıdan bakıldığında, PDD hisselerindeki düşüş önemli bir noktaya işaret ediyor: yavaşlayan gelir artışları ve zedelenen güven, tüketimi baskılıyor.”

Perakende satışlar 2024’ün ilk yedi ayında %3’ün biraz üzerinde artış gösterdi ki bu, pandemi öncesi dönemde kaydedilen %8’in üzerindeki büyümeden çok daha kötü. İkinci çeyrekte yapılan bir merkez bankası anketine göre, bölge sakinlerinin gelecekteki gelirlerine olan güveni, Covid kilitlenmelerinin en yoğun olduğu dönemlerden biri olan 2022’nin sonundan bu yana en kötü seviyeye geriledi. Ankete katılan bölge sakinlerinin neredeyse yarısı, istihdamın 2022’nin sonundan bu yana en yüksek oran olan “kasvetli ve zor” olduğunu söyledi. Ankete katılanların neredeyse üçte ikisi, geçen yıl kaydedilen tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın seyrederek daha fazla tasarruf etmeye istekli olduklarını söyledi.

Lei, tüketici davranışlarında temel bir değişim olduğunun, kuruluşundan bu yana geliri artıran ucuz ürünlerden uzaklaşıldığının sinyalini verdi. Kazanç çağrısında “Tüketiciler kalite ve değeri dengelemek için daha dikkatli kararlar veriyor” dedi. “Buna karşılık olarak, bu farklı talepleri karşılayan özelleştirilmiş ürünler yaratmak için yüksek kaliteli markalar ve üreticilerle işbirliği yaptık.”

Bazı yatırımcılar için PDD yöneticileri sadece beklentilerin kontrolden çıkmasını engellemeye çalışıyordu. Sonuçta, şirketin bir çeyrek hariç tüm çeyreklerde yaptığı gibi %50’nin üzerinde büyüme kaydetmeye devam etmesini beklemek mantıksız olabilir. Wall Street, PDD’nin Haziran çeyreğinde gelirini neredeyse iki katına çıkaracağını düşünüyordu. Bunun yerine gelir %86 arttı. Pazartesi günü, yöneticiler gelecekteki fırsatlardan yararlanmak için büyük yatırımlar yapacaklarını söyledi.

Özel sermaye şirketi Kaiyuan Capital’in genel müdürü Brock Silvers, “PDD, gerçekliğin her zaman kendini yeniden göstereceğini gösteriyor” dedi. “Mevcut ortamda, en ihtiyatlı hareket tarzı sürprizlere maruz kalmamaktır. Sonradan daha büyük bir çöküşün sorumlusu olarak suçlanma riskine girmektense kötü haberleri önceden duyurmak daha iyidir.”

Uzun vadede pek çok şey iş piyasasına ve Pekin’in ekonomiyi nasıl yönlendireceğine bağlı.

Yetkililer, ekonomi yavaşlasa da yeterli sayıda istihdam sağlamaya çalışarak kamu iktisadi teşebbüslerini işe alımları ve mesleki eğitimi artırmaya çağırdı. Ancak yetkililer tüketicilere daha fazla doğrudan yardım sağlamaktan kaçındı, ancak birçok ekonomist en azından düşük gelirli gruplar için nakit sübvansiyonu veya tüketim çeki çağrısında bulundu. Ayrıca daha fazla harcamayı teşvik etmek için gerekli olan ücret artışını destekleyecek önlemler almaktan da kaçındılar. Son birkaç yıl içinde özel dershanecilikten finansa kadar bir dizi sektördeki düzenleyici baskılar da iş piyasasını daha da kötüleştirdi.

Şimdilik pek çok yatırımcı PDD’nin çalkantılı bir ekonomide en azından benzerlerini geride bırakacağına güveniyor. PDD’nin sonuçları “zayıf tüketim ve yoğun rekabet anlamına geliyor. Morgan Stanley analistleri Eddy Wang ve Kathy Zhu’ya göre, yönetimin uzun vadeli kârlılığın azalacağına ilişkin yorumları bize göre fazla muhafazakâr.” “PDD’nin sektördeki büyümeden daha iyi performans gösterecek tek Çinli e-ticaret oyuncusu olduğuna inanıyoruz.”

Almanya ve İngiltere, yeni iş birliği anlaşması imzalayacak

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Berlin’e gerçekleştirdiği ziyaret çerçevesinde Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından İngiltere ve Almanya arasındaki ilişkileri derinleştirme ve geliştirme konulu ortak bir bildiri yayınlandı.

Almanya ve İngiltere’nin güçlü bir dostluğa, ortak değerlere ve karşılıklı çıkarlara sahip olduğu belirtilen ortak bildiride, “Avrupa’da ve uluslararası alanda yakın ortak ve NATO’da uzun süredir müttefikiz. Bugün, ülkelerimizin karşı karşıya olduğu ortak zorluklar dikkate alındığında ikili ilişkilerimizi bir üst seviyeye taşımanın zamanının geldiğine inanıyoruz. Bu amaçla, ikili bir işbirliği anlaşması üzerinde çalışmaya başlıyoruz ve gelecek yılın başlarında imzalamak için hükümetler arası istişareler yapacağız” ifadesi kullanıldı.

Söz konusu anlaşmanın İngiltere ve Almanya vatandaşları için en önemli konularda mümkün olan en güçlü işbirliğini sağlayarak iki ülkenin Avrupa’daki en yakın ortak statüsünü yansıtacağı vurgulandı.

Dışişleri Bakanlıklarının, başbakanlık ofisleri ve ilgili bakanlıklarla yakın istişare halinde ikili anlaşmanın müzakere edilmesine yönelik çalışmaları koordine edeceği kaydedilen belgede, “Bu bağlamda Savunma Bakanlıklarımız arasında yeni bir savunma anlaşması üzerinde hızla yürütülen çalışmaları memnuniyetle karşılıyoruz. Bu anlaşma, önümüzdeki ikili iş birliği anlaşmasının temel ayağını oluşturmaktadır” denildi.

“Avrupa’nın savunmasını güçlendirme konusunda kararlıyız”

Bildiride iki ülkenin ortak öncelikleri arasında dış politikada iş birliği, ekonomilerin büyümesi, endüstriyel dönüşüm, kolluk kuvvetleri arasında iş birliği ve düzensiz göçle mücadele, gençlik ve eğitim, enerji güvenliği, iklim ve doğa politikası, kalkınma politikası, ulaşım ve altyapı ile teknoloji, araştırma ve inovasyon gibi alanların yer aldığı ifade edildi.

Almanya ve İngiltere’nin Avrupa’da barış ve güvenliği savunma, teşvik etme konusunda kararlı olduğuna dikkat çekilen metinde, “Rusya’yı caydırma, Ukrayna’ya desteğimizi sürdürme ve Avrupa’nın savunmasını güçlendirme konusunda kararlıyız” ifadesi kullanıldı.

Orman emvali ve odun dışı ürünler taşıma belgesinin düzenlenmesine ilişkin esas belirlendi

Müdürlük tarafından hazırlanan “Orman Emvali veya Odun Dışı Ürünlere Verilecek Taşıma Belgeleri Hakkında Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yönetmelikle, orman emvali veya odun dışı ürünlerin taşınmasında kullanılan taşıma belgesinin düzenlenmesi ve kullanılmasına dair usul ve esaslar belirlendi.

Buna göre, devlet ormanlarından elde edilerek satılan endüstriyel odunların, yakacak odun ve odun dışı ürün çeşitlerinin, devletten başkasına ait ormanlarla orman sayılmayan yerlerden üretilen orman emvalinin taşınmasında nakliye tezkeresi kullanılacak.

Orman emvalinin şehir içinde, bulunduğu iş yerinden başka kişi veya işletmeye taşınmasında irsaliyeli fatura/sevk irsaliyesi kullanılabilecek.

Orman emvali ve odun dışı ürünlerin orman içinden satış yerlerine kadar taşınmasında sevk pusulası, bunların bulunduğu yerden istenilen yere kadar taşınmasında ise elektronik taşıma belgesi (ETB) kullanılacak.

ETB ile taşınacak orman emvali veya odun dışı ürünlerin Orman Bilgi Sistemi’ne (ORBİS) kayıtlı olması zorunlu olacak.

NİTELİĞİ ANLAŞILIR ŞEKİLDE TANIMLANMAYAN ÜRÜNLER İÇİN TAŞIMA BELGESİ VERİLMEYECEK

Taşınacak orman emvali veya odun dışı ürünler Adres Kayıt Sistemi’nde kayıtlı adrese göre, aracın izleyeceği güzergah, hareket saati, geçerlilik süresi ile ölçü birimi ster olan emval için araç üzerindeki yükün en, boy ve yükseklik bilgileri araç yüklendikten sonra araç hareket etmeden önce görevli memur tarafından ORBİS’e girilecek.

Taşıma belgeleri, kaynağına gidilebilecek şekilde cins, tür ve niteliği açık ve anlaşılır olarak tanımlanmamış ürünler adına düzenlenemeyecek.

Sahipli arazilerden elde edilen odun dışı ürünler ise muhtarlıktan alınacak belge ile taşınabilecek.

Orman sayılmayan sahipli araziden yapılan tapulu kesime konu ağaç ve ağaççıkların kütüğü dibinde boylarına göre ayrılması sonucu elde edilen emvale dair düzenlenen yuvarlak ağaç ölçü tutanağının fiili duruma uygunluğu orman işletme şefi tarafından kontrol edilecek, elde edilen emval, mamul damga ile damgalanarak veya damga yerine geçen işaret ile işaretlenerek tutanak altına alınacak.

KAYNAK: AA

Özbekistan ve Afganistan ilişkileri güçleniyor

Özbekistan heyeti, Afganistan Başbakan Vekili Abdul Gani Baradar, İdari İşlerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Abdul Salam Hanefi, Siyasi İşlerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Abdul Kebir ve Dışişleri Bakanı Amir Han Muttaki ile bir dizi kapsamlı görüşme gerçekleştirdi.

Her iki taraf da dostluğa dayalı iş birliğini teşvik etme konusundaki kararlılıklarını yineleyen açıklamalarda bulundu. Özbek heyet yaptığı açıklamada, Afganistan’ı Orta Asya’nın ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü vurguladı ve Afganistan’ın mevcut hükümetiyle diyaloğun öneminin altını çizdi. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in uluslararası diyaloğun Afganistan’da olumlu sonuçlar için hayati önem taşıdığı yönündeki tavrı da söz arasında vurdulandı..

Görüşmelerde ayrıca, Özbekistan’ın 2022’de başlattığı ve Afganistan’ın Orta Asya ile Güney Asya’yı birbirine bağlamadaki önemli rolünü tanıyan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararına da değinildi. Özbekistan’ın Afganistan’ın geçici hükümetiyle yapıcı diyalog kurma konusundaki proaktif yaklaşımının bölgesel istikrara doğru önemli bir adım olduğu vurgulandı.

Ticaret, enerji, madencilik, ulaşım, lojistik, tarım ve su yönetimi gibi temel iş birliği alanları ayrıntılı bir şekilde ele alındı. Mevcut kaynakların karşılıklı yarar sağlayan bir temelde tam olarak kullanılmasının önemi, bu hedeflere ulaşmak için elzem olduğu vurgulandı.

Ayrıca, ikili yatırım koruması ve tercihli ticaret anlaşmaları, ticaret ve ekonomik iş birliğinin devam eden gelişimi için kritik itici güçler olarak belirlendi. Spor, eğitim ve bölgesel iş birliği gibi karşılıklı ilgi duyulan diğer konular da ele alındı.

Ziyaret, iki ülke arasındaki işbirliğini artırmayı amaçlayan çeşitli anlaşmaların imzalanmasıyla sona erdi.

Geçiş ihlali bildirimlerinde KEP’le yüzde 96 tasarruf

ANKARA (İGFA) – Ücretli otoyollarda araçlarda HGS (Hızlı Geçiş Sistemi) etiketinin bulunmaması veya bakiye yetersizliği gibi durumlarda geçiş ücreti tahsil edilemediğinde ücret toplama sisteminde ihlalli geçiş kaydı oluşuyor.

Otoyol işleticisi şirketlerin ihlalli geçiş yapan araç sahiplerine bu geçişlere ilişkin bilgi verme yükümlülüğü söz konusu.

Bilgi verme yükümlülüğü için kullanılan geleneksel yöntemler maliyet ve zaman kaybına yol açarken, kâğıt kullanımı ve lojistik ihtiyaçları nedeniyle çevreyi olumsuz etkiliyor.

İşletici şirketler tarafından araç sahiplerine yapılan bilgilendirme, geleneksel yöntemler yerine KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) ile dijital ortamda gerçekleştirilerek; kâğıt, baskı, toner, kargo, posta ve iş gücü gibi maliyetlerden yüzde 96 oranında tasarruf sağlanıyor.

İnovatif ve çevre dostu bir yaklaşımla hayata geçirilen proje kapsamında, Merkezi KEP Rehberi üzerinden araç sahiplerinin KEP adresleri tespit edilerek, ihlalli geçiş bildirimleri dakikalar içinde muhatabına iletilebiliyor. KEP; maliyet, zaman ve iş gücü tasarrufunun yanı sıra, güvenli ve yasal bir iletişim imkânı da sağlıyor. Bu sistem, kâğıt ve lojistik ihtiyaçlarını ortadan kaldırarak ağaçların kesilmesini önlüyor ve karbon ayak izini azaltıyor. Böylece KEP, kullanıcılarına çevre dostu bir yaklaşım sunmuş oluyor.

Otoyol ihlalli geçiş bildirimlerinde KEP kullanımının avantajları hakkında bilgiler veren TÜRKKEP Genel Müdürü Olcay Yıldız, KEP’in ülkemizdeki kullanım oranı her geçen gün artmaya devam ettiğine dikkati çekerek, “Öyle ki KEP; maliyet tasarrufu, güvenli ve yasal iletişim imkânı ve çevre dostu yaklaşımı gibi avantajları nedeniyle artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. TÜRKKEP olarak Otoyol A.Ş. ile çok önemli bir iş birliğine imza attık. Bu iş birliği sayesinde bireysel ve ticari araçların Otoyol A.Ş. sorumluluğundaki Osmangazi Köprüsünün dahil olduğu İstanbul-İzmir Otoyolunda gerçekleştirdikleri ihlalli geçişlere ilişkin bilgilendirme, artık KEP sistemi üzerinden muhataplarına iletiliyor. BTK’nın (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) hayata geçirdiği Merkezi KEP Rehberi uygulaması bu ve benzeri birçok projenin gerçekleşmesine olanak sağladı. Otoyol A.Ş.’de olduğu gibi KEP hizmetini kullanan şirketler ve kurumlar, TÜRKKEP sistemlerine entegre olan Merkezi KEP Rehberi üzerinden karşı tarafın KEP adresini kolaylıkla sorgulayabiliyor ve dakikalar içinde ileti gönderebiliyor” diye konuştu.

TÜRKKEP ile yapılan iş birliğini değerlendiren Otoyol A.Ş. Bilgi Teknolojileri Müdürü Ekrem Gürses ise, “6001 sayılı kanun uyarınca, özel işletmede bulunan otoyollardaki ihlalli geçişlere ilişkin araç sahiplerinin bilgilendirilmesi yasal bir zorunluluktur. Otoyol A.Ş. olarak TÜRKKEP ile yaptığımız çalışma sonrasında bu bildirimlerin önemli bir kısmı KEP ile yapılmaya başlandı. Bu uygulama ihlalli geçiş bildirimlerinin maliyetlerinde %96 oranında tasarruf sağladı. Merkezi KEP Rehberi üzerinden araç sahiplerinin KEP adreslerinin tespit edilmesiyle, ihlalli geçiş bildirimlerimizi güvenli ve yasal bir şekilde dijital ortamda gerçekleştirebiliyoruz. Bu çalışma ile özellikle insan kaynağının doğru kullanımı ve zaman yönetimi açısından ciddi oranda operasyonel bir verim sağladık. Ayrıca, bildirimlerin dijitalleşmesiyle kâğıt ve postalama gibi ihtiyaçları ortadan kaldırıp karbon ayak izimizi azaltarak çevrenin korunmasına katkı sağlıyoruz” dedi.

Kanada iş anlaşmazlığı nedeniyle demiryollarının kapanmasına hazırlanıyor

Kuzey Amerikalı endüstri grupları ve nakliyeciler, Kanada’nın iki büyük demiryolu şirketi Canadian National Railway (TSX:CNR) ve Canadian Pacific (NYSE:CP) Kansas City’nin eşzamanlı bir duruş yaşayabileceği için önemli bir kesinti olasılığıyla karşı karşıya. Milyarlarca dolarlık ekonomik zarara yol açabilecek bu durum, Kanada’nın tahıl, otomobil ve kömür gibi çeşitli mallar için demiryolu taşımacılığına olan büyük bağımlılığı nedeniyle yaygın bir endişeye yol açtı.

Pulse Canada’nın kamu işlerinden sorumlu başkan yardımcısı Greg Northey, malların taşınması üzerinde yaratacağı etkinin ciddiyetine vurgu yaparak, olası duraklamayı bir “felaket” olarak nitelendirdi.

Demiryolu şirketleri ile Teamsters sendikası arasındaki müzakerelerin çıkmaza girmesi, karşılıklı kötü niyet suçlamalarına yol açtı. Her iki demiryolu işletmecisi de bir iş anlaşmasına varılamaması halinde 22 Ağustos’ta işçileri işten çıkarmaya başlayacaklarını belirtirken, sendika da aynı tarihte greve gitmeye hazır olduğunu açıkladı.

Sektör grupları, Başbakan Justin Trudeau ve Çalışma Bakanı Steven MacKinnon liderliğindeki Liberal hükümeti müdahale etmeye ve iş bırakma eylemini önlemeye çağırıyor. Demiryollarının önemi, yılda yaklaşık 380 milyar C$ (277 milyar $) değerinde malın taşınması ile vurgulanmaktadır. Kanada İş Konseyi, milyonlarca Kanadalı istihdam üzerindeki potansiyel etkiyi aktararak, kesintiyi ürkütücü olarak nitelendirdi.

Yaklaşan duraklama, Kanada ve ABD arasındaki yakın ekonomik bağlar nedeniyle ABD yük trafiğini de etkileme tehdidinde bulunuyor. Kanada mallarının yaklaşık %75’ini ABD’ye ihraç ediyor ve CN ve CPKC’nin demiryolu ağları ABD’nin birçok büyük demiryolu ve nakliye merkezine bağlı.

CN, Perşembe gününden itibaren Kanada’dan gelen tehlikeli maddeler, güvenlik açısından hassas yükler veya soğutmalı konteynerler için yeni rezervasyonlara ve Cuma gününden itibaren çeşitli ABD merkezlerinden gelen tüm intermodal trafiğe ambargo uygulayacağını duyurdu.

ABD’li demiryolu işletmecisi Norfolk Southern (NYSE:NSC) da CN ve CPKC’nin ağlarına giden ya da bu ağlardan gelen tehlikeli ve güvenlik açısından hassas yüklere ambargo uygulamaya başladı.

Olası demiryolu kesintisi, ABD’li lojistik firması C.H. Robinson’u sınırın her iki tarafında ek kamyon kapasitesi aramaya yöneltti. Firmanın üst düzey yöneticilerinden Scott Shannon, Kanada’daki tüm trenlerin durması halinde ortaya çıkabilecek benzeri görülmemiş düzeydeki aksaklıkların altını çizdi.

Durumun ele alınması için hükümet üzerindeki baskı artarken, endüstri grupları Bakan MacKinnon’un anlaşmazlığı ülkenin çalışma ilişkileri kuruluna havale etme yetkisine sahip olduğuna ve bunun bir duraklamayı önleyebileceğine dikkat çekiyor. MacKinnon şu ana kadar müzakere edilmiş bir çözümü tercih ettiğini ifade etti.

Demiryollarının durmasının ekonomik yansımaları şimdiden hesaplanmaya başlandı. Morgan Stanley bu hafta başında müşterilerini Glencore’un (OTC:GLNCY) Elk Valley Resources biriminden kömür sevkiyatının aksaması nedeniyle haftada 100 milyon dolardan fazla vergi öncesi kazanç kaybedebileceği konusunda uyardı. Bu arada Kanada Kimya Endüstrisi Birliği, içme suyu kalitesinin korunması için hayati önem taşıyan klor sevkiyatlarına ilişkin endişelerini dile getirdi.

CEO Bob Masterson, tipik olarak taşınan mal hacmi için demiryolu taşımacılığına uygun bir alternatif olmadığını vurgulayarak, demiryolu kapasitesini telafi etmek için kamyon taşımacılığı kaynaklarının yetersizliğine dikkat çekti.

Bahsedilen para birimi dönüşüm oranı 1 $ – 1.3721 Kanada dolarıdır.

Bu makaleye Reuters katkıda bulunmuştur.

Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.