İthal Minibüs ve Otobüsler İçin Servis Şart Olsun

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Bazı Elektrikli Araçların İthaline İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, önceki günlerde Resmi Gazete’de yayımlandı.

OSD Başkanı Cengiz Eroldu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 31 Aralık 2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak 1 Ocak 2024’de yürürlüğe giren “Bazı Elektrikli Araçların İthaline İlişkin Tebliğ” ile Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasında Serbest Ticaret Anlaşması olmayan ülkelerden ithal edilen elektrikli otomobillere ithalat aşamasında “İzin Belgesi” alınması zorunluluğu getirildiğini hatırlattı.

İzin belgesi için gerekliliklere değinen Eroldu, “İzin belgesi düzenlenebilmesi için 7 coğrafi bölgede en az 20 yetkili servis istasyonunun ithalatçının kendisi tarafından kurulmuş olmasının belgelendirilmesi, elektrikli araç bakım onarımından sorumlu kişilerin yeterlilik belgesine sahip olması, ithalatçı firmanın Türkiye’de en az 40 personele sahip çağrı merkezi kurması gibi zorunluluklar getirilmişti.” ifadelerini kullandı.

Eroldu, yeni tebliğ ile kapsama giren araç grubunun genişletildiğini belirterek, daha önce sadece elektrikli otomobilleri kapsayan düzenlemeye, haricen şarj edilebilen hibrit otomobillerin yanı sıra elektrikli ve haricen şarj edilebilen hibrit eşya taşımaya mahsus ticari araçların da dahil edildiğine dikkati çekti.

Özellikle son yıllarda ülkelerin rekabetçiliklerini korumak ve yerel tüketicinin güvenliğini tahsis etmek üzere dünya genelinde birçok tedbirin devreye alındığı gözlemlediklerini dile getiren Eroldu, şunları kaydetti:

“Ticaret Bakanlığımız tarafından yayımlanarak 1 Ocak 2024’te yürürlüğe giren ve kapsamı genişletilen tebliği, ülkemiz tüketicisinin korunması, hizmet kalitesinin sağlanması, otomotiv sanayiinin rekabetçiliğinin gözetilmesi ve ekonomimiz açısından olumlu değerlendiriyoruz. Otomobil pazarında geçmişte yüzde 40’a ulaşmış olan yerli araç payının yüzde 25’e kadar gerilediği günümüzde, bu düzenleme otomobil pazarında yerli araç payının korunması/geliştirilmesi açısından da olumlu etki yaratacaktır.”

Eroldu, Türkiye’nin ticari araç üretiminde dünya çapında önemli oyuncular arasında yer aldığını bildirdi.

Söz konusu üretimde Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkeleri arasında bu sene birinci sıradan ikinci sıraya gerilediğini ve dünyada 9. sırada yer aldığını anımsatan Eroldu, şu bilgileri paylaştı:

“Ticari araçların adetsel ihracatımız içindeki payı yüzde 35, ticari araç pazarındaki yerli araç payı ise yaklaşık yüzde 40 seviyesinde. Son dönemde otomotiv dış ticaret dengesindeki otomobil grubu kaynaklı bozulmanın, ticari araç üretimimizin pozitif etkisi ile desteklendiği önemli bir gerçek. Tüm bu nedenlerle, Ticaret Bakanlığımız tarafından yayımlanan tebliğ kapsamına eşya taşımaya mahsus ticari araçların da uygulamaya eklenmiş olmasını ülkemiz ekonomisi açısından önemli görüyoruz. Ayrıca eşya taşımaya mahsus ticari araçların yanı sıra önümüzdeki dönemde yolcu taşımaya mahsus ticari araçların da düzenleme kapsamına alınmasının değerlendirilmesini önemli buluyoruz.”

Stellantis’ten ticaride hidrojen çıkışı!

Stellantis, ticari araç birimi Pro One ile Avrupa’nın en büyük ticaret fuarlarından biri olan IAA Transportation 2024’te dikkat çekici bir performans sergiledi. Hannover’de düzenlenen fuarda hidrojen yakıt hücresi teknolojisine sahip ticari araçlarını tanıttı. Özellikle hidrojenle çalışan orta boy minibüsleri ile sürdürülebilir mobilite çözümlerine yaptığı yatırımlarla dikkat çeken şirket, kısa sürede büyük boy minibüslerini de ürün gamına dahil etmeye hazırlanıyor.

Stellantis, hidrojen yakıt hücreli ticarilerini tanıttı!

Stellantis Pro One, hidrojen yakıt hücresi teknolojisine sahip yeni minibüs serisi sayesinde sıfır emisyon hedeflerine adım adım yaklaşıyor. Sadece 5 dakikada yakıt ikmali yapılabilen ve 500 kilometrenin üzerinde menzil sunan bu araçlar, ticari taşımacılık sektöründe verimliliği artırırken çevreye olan olumsuz etkileri de azaltıyor. Ayrıca Stellantis, Avrupa’da hidrojenle çalışan minibüsler sunan ilk üretici olarak öncülüğünü de sürdürüyor.

Fuarda tanıtılan bir diğer önemli yenilik de Stellantis’in geliştirdiği Multijet 4.0 motor oldu. Bu motor, ticari araçlarda CO2 emisyonlarını yüzde 10’a kadar azaltırken, aynı zamanda yüksek performans sunuyor.

Yeni AT8 otomatik şanzımanı ise sürüş konforunu artıran ve daha verimli vites geçişleri sağlayan özellikleri ile ön plana çıkıyor. Bu yeni şanzıman, daha düşük emisyon ve yüksek yakıt tasarrufu sunarak ticari araçlarda çevreci çözümleri yaygınlaştırıyor.

Stellantis Pro One, Opel Movano HYDROGEN ve ultra kompakt Opel Rocks Elektrik gibi modellerle geniş ürün yelpazesini sergileyerek ziyaretçilerin ilgisini çekti. Bu araçların tamamı hidrojen yakıt hücresi teknolojili, uzun menzil ve kısa yakıt ikmali süreleriyle öne çıkıyor. Ayrıca şirket, mikro mobilite çözümleri ile şehir içi ulaşımda çevreci ve pratik araçlar tanıttı.

Fuarda dönüştürülmüş ticari araçlarını da sergileyen Stellantis, profesyonel müşterilerin ihtiyaçlarına yanıt veren kişiselleştirilmiş çözümler sunuyor. Sertifikalı ortaklarla iş birliği içinde geliştirilen bu araçlar, kullanıcılarına güvenilir, verimli ve pratik nakliye çözümleri sağlıyor.

Özellikle yükleme kapasitesinden ödün vermeden daha uzun menzil ve hızlı yakıt ikmali sunan bu araçlar, ticari taşımacılığın geleceğini yeniden şekillendiriyor. Avrupa genelinde bulunan 250’den fazla hidrojen istasyonu ile bu teknolojiye geçiş hız kazanırken Stellantis, bu dönüşümün merkezinde yer alıyor.

Türkiye’ye yeni yerli otomobil geliyor

HABAŞ Otomotiv Genel Müdürü Hüseyin Urkun, ticari ve binek araç üretiminde yaklaşık 1 milyar euroluk bir yatırım planladıklarını belirterek, “HABAŞ’ın satın aldığı Honda’nın üretim fabrikasını binek otomobil üretimi için kullanacağız. Binekte de sedan ve crossover olmak üzere iki ayrı modelde araç üretmeyi planlıyoruz. Binekte hibrit, plug-in hibtrit ve benzinli olmak üzere üç versiyonumuz da olacak” dedi.

Hüseyin Urkun, Hannover’de düzenlenen IAA Transportation Fuarı’nda, markanın hedeflerine ve yatırım planlarına ilişkin AA’ya açıklamalarda bulundu.

HABAŞ olarak 2021’in başında İzmir Çiğli’de önce Ar-Ge faaliyetlerine başladıklarını dile getiren Urkun, Manisa’da organize sanayi bölgesinde 100 bin metrekarelik bir alanda seri üretim için fabrika kurduklarını söyledi.

Söz konusu fabrikanın 2025’in başında seri üretime geçeceğini belirten Urkun, “Fuarda gösterimini yaptığımız araçların ön üretimlerini de Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde iki fabrikada yapıyoruz, kendimize ait fabrikada. Daha sonra bütün hepsini Manisa organize sanayi bölgesine taşıyacağız. Honda fabrikasını da satın almamızla beraber orayı da devreye soktuk. Mesela kataforez hatlarını oradan kullanıyoruz, bu araçların tüm boya alt işlemlerini orada yapıyoruz. Sonra bunları İzmir’deki organize sanayi bölgesinde de topluyoruz.” diye konuştu.

“Binekte ‘hibrit, plug-in hibtrit ve benzinli’ olmak üzere üç versiyon var”

Otomobil üretme planları olduğunu da belirten Urkun, şunları kaydetti:

“HABAŞ’ın satın aldığı Honda’nın Şekerpınar’daki üretim fabrikasını binek otomobil üretimi için kullanacağız. Binekte de sedan ve crossover olmak üzere iki ayrı modelde araç üretmeyi planlıyoruz. 2025’in sonuna doğru binek otomobili açıklayacağız. Binekte hibrit, plug-in hibtrit ve benzinli olmak üzere üç versiyonumuz da olacak. Tasarımları kendi bünyemizde oluşturduk. Şu an motor konusunda, Volvo motor kullanıyoruz binekte. Hafif ticaride de Renault ile devam edeceğiz.”

Üretilecek araçlarda kullanılacak bataryayı hücre olarak Uzak Doğu’dan aldıklarını anlatan Urkun, “Yani HABAŞ marka bataryalar. Şu anda gördüğünüz tüm araçların üzerinde HABAŞ batarya var. Belgesi, tipi, onayı bize ait. Yani bataryaları orada yaptırıp getiriyoruz. Paketleme yapıyoruz. Burada paketleme ve diğer komponetleri yapıyoruz.” şeklinde konuştu.

“Yatırım tutarı ticari araçlarla birlikte 1 milyar euroyu bulabilir”

Otomobil üretimi için de yatırımların devam ettiğine dikkati çeken Urkun, şu ana kadarki yatırımın otomobil dahil yaklaşık 250-300 milyon euroları bulduğunu ve toplam yatırım tutarının ticari araçlarla birlikte 1 milyar euroyu bulabileceğini söyledi.

Urkun, Honda fabrikasındaki üretim kapasitesini otomobil için 75 bine yükselteceklerini ifade ederek, “Daha önce Honda’dan aldığımızda 50 bin kapasiteydi. Şimdi 75-100 bin arasına çıkarıyoruz kapasiteyi. Tüm bantları yeniliyoruz şu anda. Manisa’da da hafif ticari dahil 20 bin adet ticari araç üretim kapasitesi olacak” diye konuştu.

Bayi ağı oluşturma konusunda da yavaş yavaş çalışmalara başladıklarını aktaran Hüseyin Urkun, ulaşılabilir fiyat ve rakiplerin sürekli altında bir fiyatla piyasaya çıkmayı düşündüklerini sözlerine ekledi.

Geçiş ihlali bildirimlerinde KEP’le yüzde 96 tasarruf

ANKARA (İGFA) – Ücretli otoyollarda araçlarda HGS (Hızlı Geçiş Sistemi) etiketinin bulunmaması veya bakiye yetersizliği gibi durumlarda geçiş ücreti tahsil edilemediğinde ücret toplama sisteminde ihlalli geçiş kaydı oluşuyor.

Otoyol işleticisi şirketlerin ihlalli geçiş yapan araç sahiplerine bu geçişlere ilişkin bilgi verme yükümlülüğü söz konusu.

Bilgi verme yükümlülüğü için kullanılan geleneksel yöntemler maliyet ve zaman kaybına yol açarken, kâğıt kullanımı ve lojistik ihtiyaçları nedeniyle çevreyi olumsuz etkiliyor.

İşletici şirketler tarafından araç sahiplerine yapılan bilgilendirme, geleneksel yöntemler yerine KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) ile dijital ortamda gerçekleştirilerek; kâğıt, baskı, toner, kargo, posta ve iş gücü gibi maliyetlerden yüzde 96 oranında tasarruf sağlanıyor.

İnovatif ve çevre dostu bir yaklaşımla hayata geçirilen proje kapsamında, Merkezi KEP Rehberi üzerinden araç sahiplerinin KEP adresleri tespit edilerek, ihlalli geçiş bildirimleri dakikalar içinde muhatabına iletilebiliyor. KEP; maliyet, zaman ve iş gücü tasarrufunun yanı sıra, güvenli ve yasal bir iletişim imkânı da sağlıyor. Bu sistem, kâğıt ve lojistik ihtiyaçlarını ortadan kaldırarak ağaçların kesilmesini önlüyor ve karbon ayak izini azaltıyor. Böylece KEP, kullanıcılarına çevre dostu bir yaklaşım sunmuş oluyor.

Otoyol ihlalli geçiş bildirimlerinde KEP kullanımının avantajları hakkında bilgiler veren TÜRKKEP Genel Müdürü Olcay Yıldız, KEP’in ülkemizdeki kullanım oranı her geçen gün artmaya devam ettiğine dikkati çekerek, “Öyle ki KEP; maliyet tasarrufu, güvenli ve yasal iletişim imkânı ve çevre dostu yaklaşımı gibi avantajları nedeniyle artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. TÜRKKEP olarak Otoyol A.Ş. ile çok önemli bir iş birliğine imza attık. Bu iş birliği sayesinde bireysel ve ticari araçların Otoyol A.Ş. sorumluluğundaki Osmangazi Köprüsünün dahil olduğu İstanbul-İzmir Otoyolunda gerçekleştirdikleri ihlalli geçişlere ilişkin bilgilendirme, artık KEP sistemi üzerinden muhataplarına iletiliyor. BTK’nın (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) hayata geçirdiği Merkezi KEP Rehberi uygulaması bu ve benzeri birçok projenin gerçekleşmesine olanak sağladı. Otoyol A.Ş.’de olduğu gibi KEP hizmetini kullanan şirketler ve kurumlar, TÜRKKEP sistemlerine entegre olan Merkezi KEP Rehberi üzerinden karşı tarafın KEP adresini kolaylıkla sorgulayabiliyor ve dakikalar içinde ileti gönderebiliyor” diye konuştu.

TÜRKKEP ile yapılan iş birliğini değerlendiren Otoyol A.Ş. Bilgi Teknolojileri Müdürü Ekrem Gürses ise, “6001 sayılı kanun uyarınca, özel işletmede bulunan otoyollardaki ihlalli geçişlere ilişkin araç sahiplerinin bilgilendirilmesi yasal bir zorunluluktur. Otoyol A.Ş. olarak TÜRKKEP ile yaptığımız çalışma sonrasında bu bildirimlerin önemli bir kısmı KEP ile yapılmaya başlandı. Bu uygulama ihlalli geçiş bildirimlerinin maliyetlerinde %96 oranında tasarruf sağladı. Merkezi KEP Rehberi üzerinden araç sahiplerinin KEP adreslerinin tespit edilmesiyle, ihlalli geçiş bildirimlerimizi güvenli ve yasal bir şekilde dijital ortamda gerçekleştirebiliyoruz. Bu çalışma ile özellikle insan kaynağının doğru kullanımı ve zaman yönetimi açısından ciddi oranda operasyonel bir verim sağladık. Ayrıca, bildirimlerin dijitalleşmesiyle kâğıt ve postalama gibi ihtiyaçları ortadan kaldırıp karbon ayak izimizi azaltarak çevrenin korunmasına katkı sağlıyoruz” dedi.