Özbekistan heyeti, Afganistan Başbakan Vekili Abdul Gani Baradar, İdari İşlerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Abdul Salam Hanefi, Siyasi İşlerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Abdul Kebir ve Dışişleri Bakanı Amir Han Muttaki ile bir dizi kapsamlı görüşme gerçekleştirdi.
Her iki taraf da dostluğa dayalı iş birliğini teşvik etme konusundaki kararlılıklarını yineleyen açıklamalarda bulundu. Özbek heyet yaptığı açıklamada, Afganistan’ı Orta Asya’nın ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü vurguladı ve Afganistan’ın mevcut hükümetiyle diyaloğun öneminin altını çizdi. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in uluslararası diyaloğun Afganistan’da olumlu sonuçlar için hayati önem taşıdığı yönündeki tavrı da söz arasında vurdulandı..
Görüşmelerde ayrıca, Özbekistan’ın 2022’de başlattığı ve Afganistan’ın Orta Asya ile Güney Asya’yı birbirine bağlamadaki önemli rolünü tanıyan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararına da değinildi. Özbekistan’ın Afganistan’ın geçici hükümetiyle yapıcı diyalog kurma konusundaki proaktif yaklaşımının bölgesel istikrara doğru önemli bir adım olduğu vurgulandı.
Ticaret, enerji, madencilik, ulaşım, lojistik, tarım ve su yönetimi gibi temel iş birliği alanları ayrıntılı bir şekilde ele alındı. Mevcut kaynakların karşılıklı yarar sağlayan bir temelde tam olarak kullanılmasının önemi, bu hedeflere ulaşmak için elzem olduğu vurgulandı.
Ayrıca, ikili yatırım koruması ve tercihli ticaret anlaşmaları, ticaret ve ekonomik iş birliğinin devam eden gelişimi için kritik itici güçler olarak belirlendi. Spor, eğitim ve bölgesel iş birliği gibi karşılıklı ilgi duyulan diğer konular da ele alındı.
Ziyaret, iki ülke arasındaki işbirliğini artırmayı amaçlayan çeşitli anlaşmaların imzalanmasıyla sona erdi.
ANKARA (İGFA) – Ücretli otoyollarda araçlarda HGS (Hızlı Geçiş Sistemi) etiketinin bulunmaması veya bakiye yetersizliği gibi durumlarda geçiş ücreti tahsil edilemediğinde ücret toplama sisteminde ihlalli geçiş kaydı oluşuyor.
Otoyol işleticisi şirketlerin ihlalli geçiş yapan araç sahiplerine bu geçişlere ilişkin bilgi verme yükümlülüğü söz konusu.
Bilgi verme yükümlülüğü için kullanılan geleneksel yöntemler maliyet ve zaman kaybına yol açarken, kâğıt kullanımı ve lojistik ihtiyaçları nedeniyle çevreyi olumsuz etkiliyor.
İşletici şirketler tarafından araç sahiplerine yapılan bilgilendirme, geleneksel yöntemler yerine KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) ile dijital ortamda gerçekleştirilerek; kâğıt, baskı, toner, kargo, posta ve iş gücü gibi maliyetlerden yüzde 96 oranında tasarruf sağlanıyor.
İnovatif ve çevre dostu bir yaklaşımla hayata geçirilen proje kapsamında, Merkezi KEP Rehberi üzerinden araç sahiplerinin KEP adresleri tespit edilerek, ihlalli geçiş bildirimleri dakikalar içinde muhatabına iletilebiliyor. KEP; maliyet, zaman ve iş gücü tasarrufunun yanı sıra, güvenli ve yasal bir iletişim imkânı da sağlıyor. Bu sistem, kâğıt ve lojistik ihtiyaçlarını ortadan kaldırarak ağaçların kesilmesini önlüyor ve karbon ayak izini azaltıyor. Böylece KEP, kullanıcılarına çevre dostu bir yaklaşım sunmuş oluyor.
Otoyol ihlalli geçiş bildirimlerinde KEP kullanımının avantajları hakkında bilgiler veren TÜRKKEP Genel Müdürü Olcay Yıldız, KEP’in ülkemizdeki kullanım oranı her geçen gün artmaya devam ettiğine dikkati çekerek, “Öyle ki KEP; maliyet tasarrufu, güvenli ve yasal iletişim imkânı ve çevre dostu yaklaşımı gibi avantajları nedeniyle artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. TÜRKKEP olarak Otoyol A.Ş. ile çok önemli bir iş birliğine imza attık. Bu iş birliği sayesinde bireysel ve ticari araçların Otoyol A.Ş. sorumluluğundaki Osmangazi Köprüsünün dahil olduğu İstanbul-İzmir Otoyolunda gerçekleştirdikleri ihlalli geçişlere ilişkin bilgilendirme, artık KEP sistemi üzerinden muhataplarına iletiliyor. BTK’nın (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) hayata geçirdiği Merkezi KEP Rehberi uygulaması bu ve benzeri birçok projenin gerçekleşmesine olanak sağladı. Otoyol A.Ş.’de olduğu gibi KEP hizmetini kullanan şirketler ve kurumlar, TÜRKKEP sistemlerine entegre olan Merkezi KEP Rehberi üzerinden karşı tarafın KEP adresini kolaylıkla sorgulayabiliyor ve dakikalar içinde ileti gönderebiliyor” diye konuştu.
TÜRKKEP ile yapılan iş birliğini değerlendiren Otoyol A.Ş. Bilgi Teknolojileri Müdürü Ekrem Gürses ise, “6001 sayılı kanun uyarınca, özel işletmede bulunan otoyollardaki ihlalli geçişlere ilişkin araç sahiplerinin bilgilendirilmesi yasal bir zorunluluktur. Otoyol A.Ş. olarak TÜRKKEP ile yaptığımız çalışma sonrasında bu bildirimlerin önemli bir kısmı KEP ile yapılmaya başlandı. Bu uygulama ihlalli geçiş bildirimlerinin maliyetlerinde %96 oranında tasarruf sağladı. Merkezi KEP Rehberi üzerinden araç sahiplerinin KEP adreslerinin tespit edilmesiyle, ihlalli geçiş bildirimlerimizi güvenli ve yasal bir şekilde dijital ortamda gerçekleştirebiliyoruz. Bu çalışma ile özellikle insan kaynağının doğru kullanımı ve zaman yönetimi açısından ciddi oranda operasyonel bir verim sağladık. Ayrıca, bildirimlerin dijitalleşmesiyle kâğıt ve postalama gibi ihtiyaçları ortadan kaldırıp karbon ayak izimizi azaltarak çevrenin korunmasına katkı sağlıyoruz” dedi.
Hindistan’da liman işçileri sendikaları, 28 Ağustos’tan itibaren ücret revizyonları ve emeklilik haklarının hemen çözüme kavuşturulmasını talep ederek ülke genelinde büyük bir grev başlatma çağrısında bulundu.
Yaklaşık 20,000 işçiyi kapsayan grev, Asya ve Avrupa limanlarındaki mevcut yoğunluk sorunlarını daha da derinleştirerek küresel ticaret ve lojistik süreçlerini olumsuz etkileyebilir.
İŞÇİLER MAAŞ VE EMEKLİLİK HAKLARI İÇİN GREVDE
Hindistan’ın Güney Tamil Nadu eyaletindeki Thoothukudi limanında yapılan toplantıda alınan grev kararı, işçilerin uzun süredir beklediği maaş ve emeklilik hakları taleplerine yanıt bulamamalarının ardından geldi.
2021 Mart ayında kurulan iki taraflı ücret müzakereleri komitesi, işçilerin taleplerine yönelik herhangi bir çözüme ulaşamazken, önceki anlaşmanın süresi Aralık 2021’de dolmuştu.
KÜRESEL TİCARET TEHLİKEDE
Grev, Hindistan’ın Chennai, Cochin ve Mumbai gibi büyük limanlarının yıllık 1.62 milyar metrik tonluk yük kapasitesini tehdit ediyor. Ayrıca, Hindistan’ın 2024 mali yılındaki 437 milyar dolarlık ihracatı ve 677 milyar dolarlık ithalatı, bu grevin küresel ticaret üzerindeki olası etkilerini artırıyor.
Hükümet ve liman yönetimlerinin, grevi önlemek için işçilerin maaş ölçekleri, birikmiş ödemeler ve mevcut haklarının korunması konusundaki taleplerini dikkate alması bekleniyor.
Foreks – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, demir yolu ile gerçekleştirilen ihracatta 2024 yılı Ocak-Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 artış yaşandığını duyurarak 1,2 milyon ton ihracat yükü taşındığını söyledi.
Söz konusu taşımanın 1 milyon 32 bin tona denk gelen yüzde 86’lık diliminin İstanbul ve çevre illerinden gerçekleştirildiğini bildiren Bakan Uraloğlu, ihraç edilen ürünlerin başında otomotiv yedek parçası, tekstil ürünleri, gıda, elektronik ürünler, kimyasal ürünler, çimento ve inşaat malzemelerinin geldiğini kaydetti.
Uraloğlu, 2024 yılı Ocak-Temmuz dönemine ait ihracat amaçlı taşınan yük verilerini paylaştı. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin demir yolu taşımacılığında önemli bir ivme kazandığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Ülkemizin ihracat taşımacılığında demir yolu kullanımının her geçen yıl arttığını görüyor, artan ihtiyacı karşılamak için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çevreci ve ekonomik yönleri ile öne çıkan demir yolu taşımacılığını ve ulaşım altyapımızı geliştirmek için durmadan çalışıyoruz.
Neredeyse yüz yıldır el değmemiş konvansiyonel hatları da yeniledik. Organize sanayi bölgelerimizi, fabrikalarımızı ve limanlarımızı demir yolu ağımıza bağladık.”
“7 ayda 1,2 milyon ton yük taşındı”
Bakan Uraloğlu, demir yolu taşımacılığının hem hız hem de kapasite açısından Türkiye’nin ihracat potansiyelini arttırdığını belirtti:
“2024 yılının ilk 7 aylık döneminde 1,2 milyon ton ihracat taşıması gerçekleştirerek geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 artışla rekor kırdık. Türkiye’nin demir yolu taşımacılığının gelişen kapasitesi, önümüzdeki yıllarda ihracat hacmini daha da artıracak. Demir yolu ile gerçekleştirdiğimiz ihracat, ülkemizin ekonomik büyümesinin önemli bir unsuru. Hedefimiz, bu ağları genişleterek Avrupa’nın ticaret hatlarında Türkiye’nin stratejik rolünü daha da pekiştirmek.”
“İhracatın yüzde 86’sı İstanbul ve çevre illerden”
Demir yolu taşımacılığında İstanbul ve çevre illerinin önemli bir rol oynadığını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Söz konusu taşımaların yüzde 86’sına denk gelen 1 milyon 32 bin tondan fazla yük, İstanbul ve çevre illerden taşındı. Bunun yanı sıra İzmir, Eskişehir, Ankara ve Sivas gibi illerimizden de ihracat ürünlerini Avrupa’ya ulaştırıyoruz.” dedi. Uraloğlu, bu taşımaların Türkiye’nin lojistik gücünü ve demir yolu taşımacılığının ihracattaki önemini ortaya koyduğunu belirterek Avrupa ile bağlantısallığı sağlayan demir yolu bağlantılarının hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük katkılar sunduğunun altını çizdi.
“Türkiye ve Avrupa arasında işlettiğimiz günlük en az 8 yük treni Avrupa’ya kesintisiz ticareti sağlıyor”
Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demir yolu hattının faaliyete geçmesiyle Türkiye’nin Asya ve Avrupa arasındaki ticaret köprüsü olma rolünün daha da güçlendiğini vurgulayan Uraloğlu, altyapı iyileştirmeleri ve Avrupa ile Orta Asya demiryolları arasındaki iş birliği anlaşmalarının Türkiye’nin ihracat taşımacılığında daha fazla söz sahibi olmasını sağladığını belirtti.
Türkiye’nin demir yolu taşımacılığında Avrupa ile olan bağlarının giderek güçlenmesi ve bu alandaki ihracat yönelimlerinin stratejik önemine değinen Uraloğlu:
“Türkiye ve Avrupa arasında işlettiğimiz günlük en az 8 yük treni Avrupa’ya kesintisiz ticareti sağlıyor. İhraç edilen ürünlerin başında otomotiv yedek parçası, tekstil ürünleri, gıda, elektronik ürünler, kimyasal ürünler, çimento ve inşaat malzemeleri gibi ürünler geliyor.
Bu taşımacılık altyapısı sayesinde sadece maliyet avantajı değil, aynı zamanda çevre dostu ve sürdürülebilir bir taşımacılık modeli sunuyoruz.”
Demir yolu ile taşımacılığın daha çevre dostu bir seçenek olarak öne çıktığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, sera gazı azaltımını ve rekabetçiliği hedefleyen Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sağlamak ve Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak için demir yolu taşımacılığının kilit rol oynayacağını vurguladı.
Siyah Kuğu Teorisi, beklenmedik, nadir ve genellikle büyük etkileri olan olayları tanımlayan bir teoridir. 2007 yılında Nassim Nicholas Taleb tarafından popüler hale getirilen bu teori, adını Avrupalıların uzun süre sadece beyaz kuğuların var olduğuna inanmalarından, ta ki Avustralya’da siyah kuğular keşfedilene kadar, almaktadır. Bu olay, nadir ve öngörülemeyen bir durumun bilinen gerçekleri nasıl altüst edebileceğini göstermektedir.
Siyah kuğuların üç temel özelliği vardır:
1. Öngörülemezlik: Olayların gerçekleşmesi öngörülemezdir, çünkü benzeri daha önce yaşanmamıştır.
2. Büyük Etki: Bu olayların etkisi oldukça büyüktür ve geniş çaplı sonuçlara yol açar.
3. Geriye Dönük Rasyonelleştirme: Olayın gerçekleşmesinin ardından, insanlar bu olayı açıklamak için nedenler bulmaya çalışırlar, ancak olayın önceden tahmin edilmesi neredeyse imkansızdır.
NEDEN ÖNEMLİDİR?
Siyah Kuğu Teorisi, modern toplumlar için kritik bir öneme sahiptir çünkü bu tür olaylar genellikle ekonomiyi, politikaları ve toplumsal düzeni derinden etkiler. 2008 Küresel Finansal Krizi ve 11 Eylül terör saldırıları gibi olaylar, Siyah Kuğu olarak adlandırılabilir. Bu tür olayların nedenlerini anlamak ve potansiyel etkilerini öngörebilmek, risk yönetimi stratejileri geliştirilmesinde hayati öneme sahiptir.
Nobel ödüllü ekonomist Daniel Kahneman, Siyah Kuğu Teorisi’nin insanların öngörülemez olaylar karşısında ne kadar hazırlıksız olduğunu gösterdiğini belirtir. Psikoloji ve ekonomi alanındaki araştırmalar, insanların riskleri ve nadir olayları değerlendirme konusunda ciddi hatalar yapabileceğini göstermektedir.
Birçok akademik çalışma, Siyah Kuğu olaylarının finansal piyasalar üzerindeki etkilerini incelemiştir. Bu araştırmalar, beklenmedik olayların piyasaları nasıl sarsabileceğini ve yatırımcıların bu tür durumlara karşı nasıl savunmasız kalabileceğini ortaya koymaktadır. Örneğin, Mandelbrot ve Hudson’un kaos teorisi üzerine yaptıkları çalışmalar, finansal piyasaların Siyah Kuğu olaylarına duyarlılığını göstermektedir.
Sonuç olarak, Siyah Kuğu Teorisi, belirsizlikle başa çıkma konusunda daha bilinçli ve hazırlıklı olmanın önemini vurgulayan bir kavramdır. Öngörülemeyen ve nadir olaylar karşısında bireylerin ve kurumların daha esnek ve uyumlu olma gerekliliğini ortaya koyar. Bu nedenle, hem teorik hem de pratik açıdan önemli bir kavram olarak kabul edilir.
BU TEORİ NASIL İŞ HAYATINDA UYGULANABİLİR?
Siyah Kuğu Teorisi, iş hayatında beklenmedik ve öngörülemez olaylara karşı hazırlıklı olmayı ve bu tür olayların etkilerini minimize etmeyi amaçlar.
İşte bu teorinin iş hayatında nasıl uygulanabileceğine dair bazı öneriler:
1. RİSK YÖNETİMİ VE ÇEŞİTLENDİRME
Siyah Kuğu olayları, öngörülemez oldukları için risk yönetimi stratejilerinin merkezinde yer almalıdır. Şirketler, yatırımlarını ve operasyonlarını çeşitlendirerek riskleri dağıtabilirler. Bu, bir sektörde veya coğrafi bölgede meydana gelebilecek beklenmedik olayların şirketin genel performansını olumsuz etkilemesini önler.
2. ESNEKLİK VE ADAPTASYON
Şirketlerin esnek ve adaptasyon yeteneği yüksek olması, beklenmedik olaylara hızlı ve etkili bir şekilde yanıt verebilmelerini sağlar. Örneğin, COVID-19 pandemisi sırasında birçok şirket, uzaktan çalışma modeline hızlıca geçiş yaparak operasyonlarını sürdürebildi.
3. SENARYO PLANLAMASI
Senaryo planlaması, farklı olasılıkları ve bu olasılıkların şirket üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirmeyi içerir. Bu, şirketlerin beklenmedik olaylara karşı daha hazırlıklı olmalarını sağlar. Örneğin, doğal afetler, ekonomik krizler veya teknolojik değişiklikler gibi çeşitli senaryolar üzerinde çalışmak, şirketlerin bu tür olaylara karşı stratejiler geliştirmesine yardımcı olabilir.
4. BİLGİ VE VERİ ANALİTİĞİ
Veri analitiği ve büyük veri kullanımı, şirketlerin potansiyel Siyah Kuğu olaylarını daha erken tespit etmelerine yardımcı olabilir. Bu, şirketlerin proaktif önlemler almasını ve beklenmedik olayların etkilerini minimize etmesini sağlar.
5. KRİZ YÖNETİMİ VE İLETİŞİM
Etkili kriz yönetimi ve iletişim stratejileri, Siyah Kuğu olayları sırasında şirketlerin itibarını korumasına ve operasyonlarını sürdürebilmesine yardımcı olur. Kriz anında hızlı ve doğru bilgi akışı sağlamak, çalışanların ve paydaşların güvenini artırır.
6. SÜREKLİ EĞİTİM VE GELİŞİM
Çalışanların sürekli eğitim ve gelişim programlarına katılması, beklenmedik durumlara karşı daha hazırlıklı olmalarını sağlar. Bu, şirketin genel dayanıklılığını artırır ve kriz anında daha etkili çözümler üretilmesine yardımcı olur.
Siyah Kuğu Teorisi, iş dünyasında belirsizliklere karşı daha hazırlıklı olmayı ve beklenmedik olayların etkilerini minimize etmeyi amaçlar. Bu stratejiler, şirketlerin uzun vadede daha sürdürülebilir ve dayanıklı olmasını sağlar.
BU STRATEJİLERİ UYGULAYAN ŞİRKETLER
Siyah Kuğu Teorisi’ni iş hayatında başarıyla uygulayan bazı şirketlerden örnekler verebilirim:
1. AMAZON
Amazon, risk yönetimi ve çeşitlendirme stratejilerini mükemmel bir şekilde uygulayan bir şirkettir. Şirket, sadece bir online kitap satıcısı olarak başladığı yolculuğunda, bugün e-ticaret, bulut bilişim, yapay zeka ve lojistik gibi birçok alanda faaliyet göstermektedir. Bu çeşitlendirme, Amazon’un beklenmedik piyasa değişikliklerine karşı dayanıklı olmasını sağlamıştır.
2. APPLE
Apple, esneklik ve adaptasyon yeteneği ile bilinir. Şirket, 2000’lerin başında sadece bilgisayar üreticisi olarak bilinirken, iPod, iPhone ve iPad gibi yenilikçi ürünlerle elektronik cihaz pazarında devrim yaratmıştır. Bu adaptasyon yeteneği, Apple’ın beklenmedik piyasa değişikliklerine hızlı yanıt verebilmesini sağlamıştır.
3. NETFLİX
Netflix, senaryo planlaması ve veri analitiği kullanarak Siyah Kuğu olaylarına karşı hazırlıklı olmuştur. Şirket, DVD kiralama iş modelinden dijital yayıncılığa geçiş yaparak büyük bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. Ayrıca, kullanıcı verilerini analiz ederek içerik üretiminde stratejik kararlar alması, Netflix’in beklenmedik piyasa değişikliklerine karşı dayanıklı olmasını sağlamıştır.
4. TOYOTA
Toyota, kriz yönetimi ve iletişim stratejilerini etkin bir şekilde kullanarak Siyah Kuğu olaylarına karşı hazırlıklı olmuştur. 2011 yılında Japonya’da meydana gelen büyük deprem ve tsunami sonrası, Toyota hızlı bir şekilde üretim tesislerini yeniden organize etmiş ve tedarik zincirini yeniden yapılandırmıştır. Bu kriz yönetimi stratejisi, şirketin operasyonlarını sürdürebilmesini sağlamıştır.
5. JOHNSON & JOHNSON
Johnson & Johnson, sürekli eğitim ve gelişim programları ile çalışanlarını beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı hale getirmiştir. Şirket, 1982’de yaşanan Tylenol krizinde, ürünlerini hızla geri çekmiş ve güvenlik standartlarını artırarak tüketici güvenini yeniden kazanmıştır. Bu kriz yönetimi stratejisi, şirketin itibarını korumasına yardımcı olmuştur.
Bu şirketler, Siyah Kuğu Teorisi’ni iş hayatında başarıyla uygulayarak beklenmedik olaylara karşı dayanıklılıklarını artırmış ve uzun vadede sürdürülebilir başarı elde etmişlerdir.
Önde gelen dijital navlun platformu Freightos (NASDAQ: FRGT), 2024 yılının ikinci çeyreğinde işlemlerde ve brüt rezervasyon değerinde önemli bir büyüme ile güçlü bir performans bildirdi. Bu çeyrekte işlemlerde %32 ve brüt rezervasyon değerinde %31’lik bir artışla güçlü bir performans sergilendi.
Kazanç çağrısı sırasında CEO Anat Earon-Heilborn, Freightos’un navlun tedarik sektöründeki tekliflerini geliştirecek bir lojistik platformu olan Shipsta’nın stratejik olarak satın alındığını duyurdu. Şirket ayrıca 2. çeyrekte gelirde artış ve operasyonel verimlilikte iyileşme bildirdi.
Önemli Çıkarımlar
Freightos, 50’den fazla kurumsal müşteriye hizmet veren bir lojistik platformu olan Shipsta’yı satın aldığını duyurdu.
İkinci çeyrek performansı, işlemlerde %32’lik bir artış ve brüt rezervasyon değerinde %31’lik bir yükseliş gösterdi.
Şirket, platformunu genişleterek 14 taşıyıcıyı toplam 51’e çıkardı ve alıcı kullanıcı sayısını %16 artırdı.
Freightos’un yan kuruluşu 7LFreight, ABD kamyon taşımacılığı rezervasyonlarında ilerleme kaydetti.
İkinci çeyrek gelirleri bir önceki yıla göre %11 artışla 5,7 milyon dolara ulaşırken, brüt kar marjı %65, IFRS dışı brüt kar marjı ise %72 ile rekor kırdı.
Düzeltilmiş FAVÖK geçen yılki eksi 5,3 milyon dolardan daha iyi bir seviyede, eksi 3,1 milyon dolar olarak gerçekleşti.
İşlemlerin 3. çeyrekte %20-24 oranında artması beklenirken, tüm yıl için %25-27 oranında büyüme öngörülüyor.
Shipsta’nın gelir katkısının daha çok 4. çeyrekte yaklaşık 800.000 $ olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Freightos, Shipsta’nın satın alınması ve ölçek ekonomisine atıfta bulunarak tüm yıl için gelir beklentisini yükseltti.
Şirket Görünümü
Freightos, 3. çeyrek için işlemlerde %20-24, tüm yıl için ise %25-27’lik bir artış öngörüyor.
Shipsta’nın satın alınmasının Freightos’un kârlılığa giden yolunu hızlandırmada önemli bir itici güç olması bekleniyor.
Önemli Ayı Gelişmeleri
Şirketin düzeltilmiş FAVÖK’ü bir önceki yıla göre iyileşme gösterse de 3,1 milyon dolar ile negatif kalmaya devam ediyor.
Yükselişte Öne Çıkanlar
Freightos, işlemlerde ve brüt rezervasyon değerinde önemli bir artış yaşadı ve bu da hizmetlerine yönelik güçlü talebi gösteriyor.
Shipsta’nın satın alınmasının, özellikle 4. çeyrekte 800.000 $ gelir getirmesi beklenmektedir.
Bayanlar
Kazanç çağrısı sırasında herhangi bir spesifik eksiklik tartışılmadı.
Soru ve Cevaplarda öne çıkanlar
Kazanç çağrısı, katılımcılardan herhangi bir soru gelmeden sona erdi ve şu anda yatırımcıların veya analistlerin önemli bir endişesi olmadığına işaret etti.
Freightos’un Shipsta’yı satın alması, navlun sektöründe daha kapsamlı bir tedarik platformu oluşturmaya hazırlanıyor ve tedarik zinciri kesintilerinin zorluklarını ve sürdürülebilirlik ve mevzuata uygunluk ihtiyacını ele alıyor. Şirketin deniz taşımacılığı sürecini dijitalleştirme çabaları, erken aşamalarda olmasına rağmen, yerleşik hava hizmetlerini tamamlıyor. Olumlu müşteri geri bildirimleri ve benzersiz pazar konumu ile Shipsta’nın Freightos’un tekliflerine entegrasyonunun önemli bir büyümeyi teşvik etmesi ve şirketin yükseltilmiş gelir beklentisine katkıda bulunması bekleniyor. Freightos’un dijital yetenekleri ile Shipsta’nın verimli lojistik çözümleri arasındaki sinerji, gelişen taşımacılık sektöründe şirket için ileri bir ivmeye işaret ediyor.
InvestingPro İçgörüleri
Freightos’un son performansı, stratejik satın almalar ve gelir artışı ile olumlu bir tablo çizen hareket halindeki bir şirketi vurguluyor. Ancak, daha kapsamlı bir analiz için InvestingPro’nun görüşlerine başvuruyoruz. InvestingPro verilerine göre, lojistik ve nakliye sektöründe önemli bir oyuncu olan Cargotec (CRGO), 2023’ün ilk çeyreği itibarıyla 78,7 milyon dolarlık bir piyasa değerine sahip. Bu rakam, bu sektörde faaliyet gösteren şirketlerin ölçeği için bir bağlam sağlamaktadır.
Operasyonel açıdan bakıldığında Cargotec, 2023 yılının ilk çeyreği itibarıyla son on iki ayda %59,3 gibi etkileyici bir brüt kâr marjına sahiptir. Freightos, rekabetçi taşımacılık sektöründe çok önemli olan operasyonel verimlilik ve kârlılığa odaklanmaya devam ettiği için bu metrik özellikle önemlidir.
InvestingPro İpuçları, Cargotec’in bilançosunda borçtan daha fazla nakit bulundurduğunu ve likit varlıkların kısa vadeli yükümlülükleri aştığını göstermektedir. Bu tür finansal sağlık göstergeleri, özellikle Freightos’un aktif olarak genişlediği ve satın aldığı bir sektörde, şirketin istikrarını ve uzun vadeli büyüme potansiyelini değerlendiren yatırımcılar için kritik önem taşıyor.
Bu güçlü yönlerine rağmen, analistler Cargotec’in bu yıl kârlı olmasını beklemiyor ve şirket hızla nakit tüketiyor. Bu görüşler, kârlılığa giden yolda Freightos için uyarıcı ölçütler olarak hizmet edebilir.
InvestingPro, navlun ve lojistik sektörünün finansal ölçütlerini daha derinlemesine incelemek isteyenler için Cargotec hakkında ek ipuçları sunuyor. Bu sektörde bilinçli kararlar almak isteyen yatırımcılar için değerli bilgiler sağlayan toplam 12 InvestingPro İpucu mevcuttur. Bu bilgilere ve daha fazlasına https://www.investing.com/pro/CRGO adresinden erişebilirsiniz.
Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.
12 Haziran 2024 tarihinde Horoz Lojistik Kargo Hizmetleri ve Ticaret A.Ş., Horoz Bollore Logistics Taşımacılık A.Ş.’nin %47,95 hissesini Bollore Logistics’e devretmek için bir sözleşme imzalamıştı. Bugün ise bu hisse devrine ilişkin önemli bir gelişme yaşandı.
REKABET KURUMU ONAY VERDİ
Şirketten yapılan açıklamaya göre, hisse devir işlemi Rekabet Kurumu tarafından onaylandı. Bu onay, devrin tamamlanması ve ödemelerin yapılması için önemli bir adım olarak görülüyor.
KISA SÜREDE TAMAMLANACAK
Açıklamada, diğer şartların yakın zamanda tamamlanmasının beklendiği ve hisse devir bedelinin kısa sürede Horoz Lojistik’e ödeneceği belirtildi. Sürecin, sektörde önemli değişimlere yol açması bekleniyor.
GELİŞMELER PAYLAŞILACAK
Şirket, konuyla ilgili önemli gelişmeleri kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğini duyurdu. Bu satış işlemi, lojistik sektöründe dikkatle izlenen bir süreç olarak öne çıkıyor.
ANKARA (İGFA) – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2024 yılı Ocak Temmuz dönemine ait ihracat amaçlı taşınan yük verilerini paylaştı.
Bakan Uraloğlu, “Türkiye’nin demiryolu taşımacılığında önemli bir ivme kazandığını vurgulayarak, Ülkemizin ihracat taşımacılığında demiryolu kullanımının her geçen yıl arttığını görüyor, artan ihtiyacı karşılamak için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanın liderliğinde çevreci ve ekonomik yönleri ile öne çıkan demiryolu taşımacılığını ve ulaşım altyapımızı geliştirmek için durmadan çalışıyoruz. Neredeyse yüz yıldır el değmemiş konvansiyonel hatları da yeniledik. Organize sanayi bölgelerimizi, fabrikalarımızı ve limanlarımızı demiryolu ağımıza bağladık” dedi.
7 AYDA 1,2 MİLYON TON YÜK TAŞINDI
Bakan Uraloğlu, demiryolu taşımacılığının hem hız hem de kapasite açısından Türkiye’nin ihracat potansiyelini arttırdığını belirterek, “2024 yılının ilk 7 aylık döneminde 1,2 milyon ton ihracat taşıması gerçekleştirerek geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 artışla rekor kırdık. Türkiyenin demiryolu taşımacılığının gelişen kapasitesi, önümüzdeki yıllarda ihracat hacmini daha da artıracak. Demiryolu ile gerçekleştirdiğimiz ihracat, ülkemizin ekonomik büyümesinin önemli bir unsuru. Hedefimiz, bu ağları genişleterek, Avrupa’nın ticaret hatlarında Türkiyenin stratejik rolünü daha da pekiştirmek.” ifadelerini kullandı.
İHRACATIN YÜZDE 86’SI İSTANBUL VE ÇEVRE İLLERDEN
Demiryolu taşımacılığında İstanbul ve çevre illerinin önemli bir rol oynadığını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Söz konusu taşımaların yüzde 86sına denk gelen 1 milyon 32 bin tondan fazla yük, İstanbul ve çevre illerden taşındı. Bunun yanı sıra İzmir, Eskişehir, Ankara ve Sivas gibi illerimizden de ihracat ürünlerini Avrupa’ya ulaştırıyoruz”. dedi. Uraloğlu, bu taşımaların Türkiye’nin lojistik gücünü ve demiryolu taşımacılığının ihracattaki önemini ortaya koyduğunu belirterek, Avrupa ile bağlantısallığı sağlayan demiryolu bağlantılarının hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük katkılar sunduğunun altını çizdi.
TÜRKİYE VE AVRUPA ARASINDA İŞLETTİĞİMİZ GÜNLÜK EN AZ 8 YÜK TRENİ AVRUPA’YA KESİNTİSİZ TİCARETİ SAĞLIYOR
Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu hattının faaliyete geçmesiyle Türkiyenin Asya ve Avrupa arasındaki ticaret köprüsü olma rolünün daha da güçlendiğini vurgulayan Uraloğlu, altyapı iyileştirmeleri ve Avrupa ile Orta Asya demiryolları arasındaki işbirliği anlaşmalarının Türkiyenin ihracat taşımacılığında daha fazla söz sahibi olmasını sağladığını belirtti. Türkiye’nin demiryolu taşımacılığında Avrupa ile olan bağlarının giderek güçlenmesi ve bu alandaki ihracat yönelimlerinin stratejik önemine değinen Uraloğlu, “Türkiye ve Avrupa arasında işlettiğimiz günlük en az 8 yük treni Avrupaya kesintisiz ticareti sağlıyor. İhraç edilen ürünlerin başında otomotiv yedek parçası, tekstil ürünleri, gıda, elektronik ürünler, kimyasal ürünler, çimento ve inşaat malzemeleri gibi ürünler geliyor. Bu taşımacılık altyapısı sayesinde sadece maliyet avantajı değil, aynı zamanda çevre dostu ve sürdürülebilir bir taşımacılık modeli sunuyoruz.” dedi.
Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, yeni bir kargo havayolu girişimi için iki büyük havacılık üreticisi Boeing ve Airbus’tan jet satın almak üzere görüşmelerini sürdürüyor. Bloomberg News’in Salı günü yayınladığı bir habere göre, devlete ait yatırım fonu Boeing 777 ve Airbus 350 satın almayı düşünüyor.
Yeni kargo havayolu öncelikle ülkenin bayrak taşıyıcısı Saudia’nın yanı sıra yeni bir havayolu girişimi olan Riyadh Air’in operasyonlarını destekleyecek. Kamu Yatırım Fonu’nun NYSE:BA’da işlem gören Boeing ve Airbus’ın bu uçaklarına olan ilgisi, krallığın havacılık ayak izini genişletme konusundaki kararlılığının altını çiziyor.
Bu jetlerin tedariki Suudi Arabistan’ın lojistik ve taşımacılık kabiliyetlerini güçlendirecek ve daha geniş ekonomik çeşitlendirme çabalarıyla uyumlu olacaktır. Belirli sayıda uçak ya da potansiyel anlaşmaların mali detayları şu an için açıklanmadı.
Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.
Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.
Reuters’ın anlaşma hakkında bilgi sahibi dört farklı kaynağa dayandırdığı habere göre Abu Dhabi, İzmir Limanı’ndan hisse almaya hazırlanıyor.
YAKLAŞIK 500 MİLYON DOLAR OLABİLİR
Kaynaklar, henüz kesinleşmemiş olan anlaşmanın ayrıntılarını tartışmak için isimlerinin açıklanmasını istemedi.
Alınması planlanan hisselerin miktarı hemen netleşmedi ancak Reuters’ın belirttiği kaynaklardan biri anlaşmanın değerinin yaklaşık 500 milyon dolar olabileceğini söyledi.
ÖNEMLİ BİR KONUMDA BULUNUYOR
Türkiye Varlık Fonu’na ait olan liman, yeni yatırımlara ihtiyaç duyan önemli bir konumda bulunuyor.
BAE YETKİLİLERİ BÜYÜK YATIRIM FIRSATLARI GÖRÜYOR
BAE yetkilileri, uzun zamandır Türkiye’de enerji ve lojistik de dahil olmak üzere birçok sektörde büyük yatırım fırsatları gördüklerini belirtiyorlar.
Dubai devletine ait liman işletme devi DP World bu yılın başlarında bir Türk limanının çoğunluk hissesini satın aldı.