Yeni Tarife Kuralları Perakendede ‘Paradigma Değişimini’ Tersine Çevirebilir

Amazon ve Walmart’ın da aralarında bulunduğu büyük Amerikalı perakendeciler, Çin fabrikalarından tüketicilere doğrudan daha fazla mal gönderecek ve perakende mağazalarında ve lojistik merkezlerinde daha az ABD’li işçiye ihtiyaç duyacak bir iş modeline geçmeyi sessizce araştırıyorlar.

Planlar, düşük fiyatlarıyla tüketicilerin beğenisini kazanan Shein ve Temu gibi Çin e-ticaret platformlarının artan popülaritesinden kaynaklanıyor. Bu platformlar, ucuz ürünleri doğrudan tüketicilerin kapısına göndererek onların Çin mallarına yönelik Amerikan tarifelerini ve fiziksel mağazalar, depolama ve dağıtım ağlarıyla ilgili ağır maliyetleri atlamalarına olanak tanıyor.

Planlara aşina olan birçok kişiye göre, Shein, Temu ve diğer Çinli şirketlerin artan rekabeti, pek çok büyük ABD perakendecisini, anlaşılması güç, asırlık bir ABD ticaret yasasına hak kazanmak için benzer bir modele geçmeyi düşünmeye itiyor. De minimis olarak bilinen yasa, sevkiyatların değeri 800 doları aşmadığı sürece ithalatçıların mallara ilişkin ABD vergi ve tarifelerini atlamalarına olanak tanıyor.

Ancak değişen iş modellerine yönelik bu eğilim, Cuma günü Biden yönetiminin, çoğu giyim eşyası da dahil olmak üzere birçok Çin ithalatına yönelik de minimis uygunluğunu aniden kapatmak için harekete geçmesiyle bozulmuş olabilir. Cuma sabahı yapılan bir duyuruda Biden yönetimi, özellikle Çin’den de minimis nakliye yoluyla ülkeye gümrüksüz olarak gelen paketlerin sayısını kısıtlayacağını söyledi.

Biden yönetiminin değişiklikleri hemen yürürlüğe girmeyecek. Teklif, önümüzdeki aylarda sonuçlandırılmadan önce sektörlerin yorumlarına tabi olacak ve Çin’den yapılan bazı ithalatlar yine de minimis muafiyetinden yararlanmaya hak kazanacak.

Ancak Cuma günkü eylem, küresel perakendede beliren bir değişikliğin önünü açabilir. Planlara aşina olan kaynaklara göre Amazon, ürünleri doğrudan tüketicilere gönderecek ve bu ürünlerin tarifeleri atlamasına olanak tanıyacak yeni bir indirim hizmeti hazırlıyor. Walmart gibi iş modellerini olduğu gibi tutmayı tercih eden şirketler bile rekabet edebilmek için daha fazla de minimis kullanmayı düşünmek zorunda kaldı.

Kızıldeniz Krizi Deniz Yolu Fiyatlarını Artırıyor

ABD bir süre önce uçak gemisi USS Dwight D. Eisenhower’ı Kızıldeniz’den çekerek yerine USS Theodore Roosevelt ve refakat gemilerini gönderdi. Amerikan filosunun buradaki öncelikli görevi, Arap Yarımadası’ndan Süveyş Kanalı’na kadar uzanan deniz nakliye yollarını korumak.

Bu haber, manşetlere pek taşınmadı ve kamuoyunun fazla ilgisini çekmedi. Ama Kızıldeniz’den geçen deniz yolunun dünya ticareti için önemi hayli büyük.

Husi milisleri, altı aydan uzun bir süredir Yemen’den gelen ve sahipleri ya da işletmecileri nedeniyle İsrail ile ilişkilendirdikleri gemilere ateş açıyor.

Bloomberg haber ajansı, 20 Haziran’da geçtiği haberde, Gazze krizinden Filistin’den yana tavır alan Husilerin, SİHA kullanarak kömür taşıyan bir yük gemisini batırdığını bildirdi.

Husilerin saldırılarına karşılık olarak ABD ve İngiltere, son aylarda Yemen’deki milis mevzilerini defalarca vurdu. Ayrıca uluslararası koalisyona ait başka savaş gemileri de Yemen kıyılarındaki nakliye trafiğini güvence altına almaya çalışıyor. Alman donanması da AB’nin “Aspides” misyonu kapsamında “Hessen” firkateyni ile bölgede boy gösteriyor.


Alman Donanması’na ait “Hessen” fırkateyni de Kızıldeniz’de konuşlandırıldıFotoğraf: Bernhard Herrmann/IMAGO

Maliyetler yeniden yükseliyor

Gazze’deki çatışmaların başladığı geçen yılın Ekim ayından bu yana, küresel ticaret büyük bir baskı altında. Dünyanın dört bir yanındaki tüccarlar, daha yüksek nakliye maliyetlerini hesaba katmak ve mallarını sigortalatmak için daha fazla para harcamak zorunda.

Armatörler de gemilerini kaybetme riski önemli ölçüde arttığı için yüksek sigorta maliyetlerinden şikayetçi. İhtiyatlı davranarak Süveyş Kanalı’ndan geçmekten kaçınan ve bunun yerine Ümit Burnu’nu dolaşan gemiler ise daha uzun yolculuk sürelerini ve daha yüksek yakıt maliyetlerini hesaba katmak zorunda kalıyor.

“Drewry Dünya Konteyner Endeksi” navlun piyasasını izliyor ve fahiş fiyat artışlarını kaydediyor. Deniz, kara, hava ya da demir yolu ile yapılan taşımacılık faaliyeti için ödenmesi gereken bedel “navlun” olarak adlandırılıyor. Endekse göre, 40 feet’lik büyük bir standart konteyner için ortalama navlun fiyatı, Haziran ayında yüzde yedi artarken bir önceki yıla kıyasla yüzde 233 gibi muazzam bir artış gösterdi. Bazı güzergâhlarda fiyatlar daha da keskin bir şekilde yükseldi.

Kızıldeniz’de yaşananların dolaylı etkileri

Londra merkezli bağımsız finansal danışmanlık şirketi Capitol Economics’in ekonomisti Simon MacAdam, DW’ye şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Mevcut fiyat artışlarından doğrudan silahlı çatışmaların sorumlu olmadığı unutulmamalı. Pahalılığın asıl tetikleyicisi, ithalatçıların yıl boyunca stoklarında yeterli mal bulundurmalarını sağlamak için birçok siparişi öne çekmeleri gibi görünüyor. Ayrıca gemilerin Ümit Burnu’ndan dolaşmak zorunda kalması gibi faktörler, nakliye üzerinde büyük baskı oluşturuyor ve fiyatların daha da artmasına neden oluyor.”

Güney Afrika’daki Ümit Burnu çevresindeki rota, gemilerin Avrupa’ya ulaşmadan önce Afrika kıtasını tamamen dolaşması gerektiği anlamına geliyor.


Konteyner ve nakliye fiyatları ciddi oranda arttıFotoğraf: Panthermedia/IMAGO

Daha fazla gemiye ihtiyaç var

Cenevre merkezli bir BM kuruluşu olan Dünya Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nda (UNCTAD) ticaret uzmanı olan Jan Hoffmann, DW’ye navlun fiyatlarının genel olarak neden yükseldiğini şöyle açıklıyor:

“Bunun başlıca nedeni, gemilerin kat etmek zorunda olduğu mesafelerin uzaması. Güney Afrika çevresindeki sapmalar, arzı sürdürmek için daha fazla gemi gerektiriyor. Bir konteyner için ortalama mesafe 2024 yılında, 2022 yılına kıyasla yüzde dokuz daha uzun olacak.”

Hoffmann, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Gemiler daha uzun yol kat edecekse daha fazla nakliye kapasitesinin kullanılması gerekecek. Bu da daha fazla gemi satın almak ya da kiralamak ve daha fazla personel istihdam etmek anlamına geliyor. Daha uzun rotalar, daha fazla gemi gerektiriyor. Eğer bu gemiler henüz mevcut değilse, navlun fiyatları daha da yükselecektir.”

UNCTAD uzmanına göre bu durumdan çevre de zarar görüyor:

“Bir başka etki de gemilerin hızlarını artırması. Daha uzun mesafeleri katetmek için yapılan daha yüksek hızlar, örneğin Singapur-Rotterdam rotasında yüzde 70 oranında emisyon artışına yol açtı.”

Hoffmann’a göre, sapmalar daha uzun süre devam ederse bu durum, fiyat artışlarının sürmesine ve uluslararası ticaretin daha da kısıtlanmasına yol açacak.


Panama Kanalı’nda su seviyesi bir önceki yıla göre daha fazlaFotoğraf: Agustin Herrera/AP Photo/picture alliance

Çifte darboğaz yaşanıyor

Hoffmann, denizcilikteki darboğazın malların başka yerlere taşınmasını da engellediğini vurguluyor:

“Panama Kanalı’nda su seviyesinin yetersizliği nedeniyle kısıtlama olmaksızın seyrüsefer yapılamıyor. Hem Süveyş hem de Panama kanalları tam kapasite kullanılamadığı için ABD’nin, Doğu Asya ile olan deniz bağlantılarına bir kara köprüsü inşa edilmesi gerekiyor. Yani Batı kıyısındaki limanlardan doğu kıyısındaki merkezlere demiryolu veya karayolu ile kara taşımacılığı yapılmalı.”

Ancak bu o kadar kolay görünmüyor. Bu yöntem, özellikle buğday ya da sıvı gaz sevkiyatı söz konusu olduğunda ekonomik açıdan verimsiz da olarak kabul ediliyor. Bu nedenle de Güney Amerika’nın en güney ucu olan Horn Burnu çevresindeki alternatif rota gibi, çok uzun ve tehlikeli bir sapma tercih ediliyor.


Süveyş Kanalı, dünya ticareti için büyük önem taşıyorFotoğraf: picture alliance/NaLha/Shotshop

“Durum daha da kötüye gidebilir”

Kızıldeniz’deki durum gerginliğini koruyor. Bloomberg’in haberine göre, uluslararası deniz ticareti taşımacılığı yapanların yaklaşık yüzde 70’i hâlâ bölgeden kaçınıyor ve bunun yerine Güney Afrika’daki Ümit Burnu’ndan dolaşmayı seçiyor.

ABD Donanması’nın yeni uçak gemisi filosunun konuşlandırılmış olması da bölgede durumun ordu tarafından uzun vadede ne kadar ciddi görüldüğünü gösteriyor.

Ekonomist Simon MacAdam, uzun süreli bir krizin, armatörleri aşırı zorlayacağına ve navlun fiyatlarının daha da yükselmesine neden olacağına inanıyor:

“Gemi inşa etmek uzun yıllar alıyor ve yeni konteynerlerin yüzde 90’ı Çin’de yapılıyor. Dolayısıyla daha yüksek kapasiteler için gemi ve konteynerler bir gecede inşa edilemiyor. Bu nedenle durum, uzun vadede daha da kötüye gidebilir.”

Dünyada ilk defa bir LNG gemisi yelkenle donatılacak

Japon nakliye şirketi Mitsui O.S.K. Lines (MOL) ve ABD merkezli Chevron Shipping Company, son teknoloji rüzgar destekli tahrik sistemini LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) gemisine entegre edecek. Şirketlere göre bu, rüzgar destekli teknolojiye sahip dünyanın ilk LNG gemisi olacak.

Chevron Asia Pacific Shipping tarafından kiralanan 174.000 metreküp hacimli gemi, Güney Kore’de inşa ediliyor ve geminin 2026 yılında teslim edilmesi planlanıyor.

MOL tarafından geliştirilen Wind Challenger isimli teknolojide yer alan teleskopik yelkenler, geminin yakıt tüketimini düşürmenin yanında sera gezı emisyonlarını da azaltacak. Şirkete göre, yakıt verimliliğini artırmak için teknoloji, otomatik yelken kontrolünü gerçek zamanlı rüzgar izleme sistemiyle birleştiriyor.

Kompozit malzemeyle ağırlıktan tasarruf sağlanıyor

Geminin kargo kapasitesini korumak için yelkenler, hafif cam elyaf (fiber glass) takviyeli plastikten (GFRP) imal ediliyor. Böylece gemiye çok fazla ağırlık yüklenmiyor. Yelkenler ayrıca dalgalı havalarda dengeyi korumak için aşağı inerek küçülebiliyor. Bu sayede ağırlık merkezi aşağı çekilerek geleneksel gemilerle aynı güvenlik sağlanıyor.

Wind Challenger, gemi rotalarını optimize etmek ve yakıt verimliliğini daha da artırmak için üç temel bileşeni bir araya getiriyor: yelkenler, kontrol sistemi ve hava durumu rotası.

Yakıt tüketiminde %17’ye varan azalma elde edildi

Ekim 2022’de MOL, Wind Challenger ile donatılmış 100.000 metrik tonluk kömür taşıyıcısı Shofu Maru’yu denize indirdi. Gemi, 18 ay boyunca 7 gidiş-dönüş seferi tamamlayarak günlük yakıt tüketiminde %17’ye varan bir azalma elde etti ve sefer başına ortalama %5 ila %8’lik bir azalma sağlandı.

Şirket, Wind Challenger sisteminin hem yeni inşa edilmiş hem de mevcut gemilere takılabildiğini, kuru yük gemilerinden tankerlere ve LNG taşıyıcılarına kadar çok çeşitli gemilere birden fazla kez monte edilebileceğini söylüyor. MOL, 2030 yılına kadar Wind Challenger teknolojisiyle donatılmış 25 gemiyi, 2035 yılına kadar ise 80 gemiyi konuşlandırmayı planlıyor.

Ukrayna’da çatışmaların ortasında tahıl ihracatında artış görüldü

Rusya’nın yoğunlaşan askeri saldırganlığı karşısında Ukrayna, Karadeniz bölgesindeki askeri ilerlemelerden faydalanarak bu yaz tahıl ihracatını önemli ölçüde arttırmayı başardı.

Buğday ve mısırda önemli bir küresel üretici olan ülke, tarihsel olarak aylık yaklaşık 6 milyon ton tahıl ihracatı için Karadeniz’e bel bağlamıştır. Devam eden çatışmalara rağmen Ukrayna’nın tahıl satışları, özellikle de küresel fiyatlar zayıf seyretmeye devam ederken, ekonomisi için hayati önem taşımaya devam ediyor.

Ukrayna’nın UGA tüccarlar birliği, Rus güçlerinin Karadeniz’deki Odesa limanı ve Tuna Nehri üzerindeki İzmail gibi önemli ihracat noktalarını hedef almasına rağmen Temmuz ayında gıda ihracatının Temmuz 2023’e kıyasla iki kattan fazla artarak 4,2 milyon metrik tonu aştığını bildirdi.

Bu limanlar tahılın Avrupa’ya taşınması için hayati önem taşıyor. Temmuz ayında yapılan ihracatın varış noktaları açıklanmadı ancak tarihsel olarak Ukrayna buğdayı ağırlıklı olarak İspanya, Mısır ve Endonezya’ya satılırken, mısır ihracatı da ağırlıklı olarak İspanya ve Çin’e yapılıyordu.

Son ihracat artışı yeni sezon buğdayını ve geçen yılın önemli hasadından elde edilen mısırı içeriyor. Temmuz ayında Ukrayna Odesa üzerinden 3,7 milyon ton, Tuna üzerinden ise 569.000 ton tarım ürünü ihraç etti. Bu rakamlar, Temmuz 2023’te söz konusu güzergahlardan ihraç edilen 291.000 ton ve 2,07 milyon tona kıyasla önemli bir artış anlamına geliyor.

LSEG nakliye verilerine göre ayrıca, Haziran ve Temmuz aylarında Ukrayna’nın diğer operasyonel Karadeniz limanları olan Chornomorsk ve Pivdennyi’den Rotterdam ve İspanya’nın Cartegna limanına altı mısır sevkiyatı yapıldı. Çin, Mısır ve Türkiye’ye yapılan ilave sevkiyatlar da Kpler tarafından kaydedildi.

Geçen ayki satışlardaki artışa rağmen, ASAP tarım danışmanlık şirketinin tahminlerine göre, 2024/25 sezonundaki toplam ihracatın olumsuz hava koşulları ve devam eden savaş nedeniyle düşmesi bekleniyor. Ukrayna’dan yapılan tahıl ihracatının yılda 14,5 milyon ton düşerek neredeyse on yılın en düşük seviyesi olan 35 milyon tona gerileyeceği tahmin ediliyor.

Ukrayna, BM destekli Karadeniz tahıl ihracatı girişiminin geçen yıl çökmesinin ardından bir nakliye koridoru oluşturdu. Rusya’nın Karadeniz Filosu savaşa hazır savaş gemilerinin çoğunu işgal altındaki Kırım’dan başka yerlere taşıdığı için bu mümkün oldu.

İyileşen güvenlik durumu, sigorta ve navlun fiyatlarının düşmesine yol açarak Ukrayna ihracatının rekabet gücünü arttırdı. Kiev’in önündeki zorluk, deniz taşımacılığı için erişilebilir limanlarının işlevselliğini korumak.

Büyük gemi hasarlarından kaçınılmasına rağmen, Ukrayna limanları çok sayıda füze ve drone saldırısına maruz kaldı. Ukrayna Liman İdaresi Başkan Yardımcısı Dmytro Barinov’a göre bu saldırıların hassasiyeti, Rusya’nın Ukrayna’nın ihracat kabiliyetlerini engellemek için kasıtlı bir girişimde bulunduğunu gösteriyor.

Ülkenin donanma şefi Koramiral Oleksiy Neizhpapa’nın da belirttiği gibi, hava savunma kuvvetleri ve füze sistemleri de dâhil olmak üzere Ukrayna ordusu limanlara giren ve çıkan gemilere koruma sağlıyor. Ancak enerji kesintileri gibi zorluklar liman operasyonlarını ve ihracatı aksatmaya devam ediyor.

Ukrayna limanlarına giren gemiler için savaş riski primlerinin maliyeti endişe yaratıyor; son zamanlarda gemi değerinin %1,2’sine kadar ulaşan teklifler söz konusu olsa da indirimler mevcut.

Bu primler Kasım ayında Pivdennyi’de bir füze saldırısının bir gemiye zarar vermesinin ardından artış gösterdi, ancak güvenlik koşullarının kötüleşmesi halinde maliyetler artabilir. Sigortacılar durumu yakından takip ediyor ve savaş riskleri sigorta oranlarını buna göre ayarlayabilirler.

Lloyd’s Market Association’ın denizcilik ve havacılık başkanı Neil Roberts’ın bildirdiğine göre, faaliyette olduğu bir yıl boyunca Ukrayna’nın deniz koridoru, 39 milyon tonu tarımsal ürün olmak üzere 2.059 gemiyle 46 ülkeye 57,7 milyon ton yükün ulaştırılmasını kolaylaştırdı. Bireysel sigortacılar, gelişen risklere göre uygun oranları belirlemek için durumu değerlendirmeye devam ediyor.

Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

Kazanç çağrısı: Hapag-Lloyd güçlü finansallarla H1 2024’e yelken açıyor

Önde gelen küresel denizcilik şirketlerinden Hapag-Lloyd, 2024 yılının ilk yarısında karşılaştığı aksaklıklara rağmen yaklaşık 0,9 milyar dolar FAVÖK ile güçlü bir mali performans bildirdi. Mayıs ve Haziran aylarında güçlü bir taleple karşılaşan şirket, müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için gemileri hızlandırmak, ağını ayarlamak ve ek konteyner siparişi vermek gibi çeşitli önlemler aldı.

Hapag-Lloyd, Aralık ayında rezervasyonlara başlaması beklenen yeni Gemini ağı için hazırlıklarını sürdürüyor. CEO Rolf Habben Jansen, Ningbo Limanı’nda meydana gelen patlamanın etkilerine değinerek, bunun operasyonları büyük ölçüde etkilemeyeceğini belirtti. Şirket, 20 milyar dolarlık özsermayesi ve 7 milyar dolarlık likidite rezerviyle güçlü bir bilançoya sahip ve ılımlı bir taşıma hacmi büyümesi, biraz daha düşük navlun oranları ve daha önce beklenenden daha yüksek FAVÖK bekliyor.

Önemli Çıkarımlar

  • Hapag-Lloyd 2024 yılının ilk yarısında yaklaşık 0,9 milyar dolar FAVÖK elde etti.
  • Beklenmeyen güçlü talep, hızlandırılmış gemi operasyonları ve ağ ayarlamaları ile karşılandı.
  • Şirket, yılın ilerleyen dönemlerinde satış ve rezervasyonlara başlayacak olan Gemini ağı ile ilerliyor.
  • Bilanço, önemli özkaynak ve likidite rezervleri ile sağlamlığını korumaktadır.
  • CEO, nakliye hacimlerinde ılımlı bir büyüme ve daha yüksek bir FAVÖK öngörüyor.
  • ABD’nin Doğu Yakası’ndaki potansiyel liman aksaklıkları ve Ningbo patlamasının etkilerine ilişkin endişeler ele alındı.

Şirket Görünümü

  • Hapag-Lloyd ılımlı taşıma hacmi büyümesi görünümünü yineledi.
  • Navlun oranlarının biraz daha düşük olması bekleniyor.
  • FAVÖK’ün daha önce öngörülenden daha yüksek olacağı tahmin ediliyor.
  • Şirket ağ güvenilirliğine ve 2030 stratejisini uygulamaya odaklanmaya devam ediyor.
  • Gemini ağına geçiş, yılın geri kalanı için önemli bir odak noktasıdır.

Ayı Açısından Önemli Noktalar

  • Piyasa, ABD’nin Doğu Yakası limanlarındaki olası aksaklıklar da dahil olmak üzere belirsizliklerle karşı karşıya.
  • Dördüncü çeyrekte talepte bir yumuşama olasılığı var.
  • Ningbo Limanı’nda meydana gelen bir patlama endişelere yol açsa da operasyonlar üzerindeki etkisinin asgari düzeyde olması bekleniyor.

Yükselişte Öne Çıkanlar

  • Mayıs ve Haziran aylarında stok eritme, ön yükleme ve tüketimin etkisiyle güçlü bir talep gözlenmiştir.
  • Küresel sipariş defteri azalıyor ancak yaşlanan filolar ve yeni çevre düzenlemeleri nedeniyle artması bekleniyor.
  • Şirketin terminal işi büyüyor ve filo ile yeni hizmet tekliflerine yönelik yatırımlar devam ediyor.

Eksiklikler

  • Görüşme sırasında spesifik bir finansal sorun ele alınmamıştır.

Soru ve Cevaplarda Öne Çıkanlar

  • CEO, daha fazla kapasiteye duyulan ihtiyaç ve daha yüksek kiralama fiyatları nedeniyle kira yükümlülüklerindeki artıştan bahsetti.
  • Sipariş defterinin önemli bir kısmının çevre düzenlemelerine uyum sağlamak ve eski gemileri hurdaya çıkarmak için yenilenmesi muhtemeldir.
  • CEO, ABD Doğu Yakası limanlarındaki potansiyel grevlerle ilgili artan endişeleri ve müşterilerin aldığı proaktif önlemleri kabul etti.

Özetle, Hapag-Lloyd (ticker not provided) 2024 yılının ilk yarısını güçlü finansal sonuçlar ve piyasa talepleri ve aksaklıklarına proaktif bir yaklaşımla geçirmiştir. Şirket stratejik hedeflerine odaklanmaya devam ediyor ve Gemini ağının yaklaşan lansmanına hazırlanıyor. Liman aksaklıkları ve piyasa belirsizlikleri gibi potansiyel zorluklarla karşı karşıya olmasına rağmen Hapag-Lloyd’un liderliği şirketin yönüne ve mali sağlığına olan güvenini ifade ediyor.

Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.