Almanya Ekonomisi İçin Kötü Haberler Geliyor

Almanya’nın ekonomik görünümü, hem imalat hem de hizmet sektörlerinde zayıflığın devam ettiğini gösteren son Satınalma Yönetici Endeksi (PMI) verileriyle daha da kötüleşti. Uzmanlara göre daha da derin bir daralmaya sürüklenen Almanya ekonomisinde yıl sonuna kadar toparlanma beklemiyor.

S&P Global tarafından hazırlanan HCOB (Hamburg Ticaret Bankası) eylül ayı öncü Satınalma Yönetici Endeksi (PMI) verileri açıklandı.

Verilere göre, Almanya’da ağustosta 48,4 puan olan bileşik PMI eylülde 47,2 puana geriledi. Böylece 50 puanın altında kalan Almanya bileşik PMI verisi, son 7 ayın en düşük seviyesine indi.

Ağustosta 51,2 puan olan hizmet sektörü PMI eylülde 50,6’ya inerek son 6 ayın en düşük seviyesine geriledi. İmalat sanayi PMI ise ağustosta 42,4’ten eylülde 40,3’e düştü.

PMI verisinde 50 puanın üstü büyümeyi, altı ise daralmayı gösteriyor.

İmalat ve hizmet sektörleri, Alman ekonomisinin 3’te 2’sinden fazlasını oluşturuyor.

Açıklamada, “Alman ekonomisi, imalat sektörü öncülüğünde daha da derin bir daralmaya sürükleniyor.” denildi.

HCOB Başekonomisti Cyrus de la Rubia, verilere ilişkin yaptığı değerlendirmede, “İmalat sektöründeki gerileme yeniden derinleşerek Alman ekonomisinde erken bir toparlanma umudunu buharlaştırdı. Üretim son bir yılın en hızlı düşüşünü yaşarken yeni siparişler de azaldı.” ifadelerini kullandı.

Almanya’daki şirketlerin 2020’deki Kovid-19 salgınından beri görülmemiş bir oranda personel çıkardığını belirten De la Rubia, bu durumun birçok büyük otomotiv tedarikçisinin önemli istihdam azaltımlarını açıkladığı bir döneme denk geldiğini ve “bu rahatsız edici rakamların”, Almanya’da sanayisizleşme riski ve hükümetin bu konuda ne yapması gerektiği konusunda devam eden tartışmaları artıracağını kaydetti.

De la Rubia, “İyimserlik geçmişte kaldı. Üreticiler gelecekteki faaliyetleri konusunda düpedüz depresyonda ve önümüzdeki yıla ilişkin beklentileri düşüyor. Ağustos ayındaki ılımlı iyimserlik, çarpıcı bir değişimle eylülde son bir yılın en sert kötümserliğine dönüştü. Duyarlılıktaki bu hızlı gerileme büyük olasılıkla Volkswagen’i çevreleyen ve sektörün geneline gölge düşüren olumsuz haber manşet dalgasıyla bağlantılı.” değerlendirmesini yaptı.

İmalattaki bu endişe verici eğilimlerin Almanya’nın geleneksel olarak güçlü olan hizmet sektörünü de etkilemeye başladığını ifade eden De la Rubia, hizmet sektörünün faaliyetlerinde büyümenin art arda 4 aydır yavaşladığı ve durgunluğa doğru gittiği uyarısında bulundu.

– Alman ekonomisi yeniden resesyona girme riskiyle karşı karşıya

Alman ekonomisi, artan faiz oranları ile konjonktürel rüzgarların ve yapısal değişikliklerin ortasında büyümede zorluk yaşıyor. Ekonomi, yılın ikinci çeyreğinde azalan yatırımlar nedeniyle yüzde 0,1 küçüldü.

Almanya Merkez Bankası, 3. çeyrekte daha düşük büyüme beklerken, Almanya’nın önde gelen ekonomik düşünce kuruluşlarından Ekonomi Araştırma Enstitüsü de (Ifo) 3. çeyrekte GSYH’de daha fazla düşüşün mümkün olduğunu değerlendiriyor.

Alman ekonomisi, 3. çeyrekte küçülme olması halinde teknik resesyona girmiş olacak. Teknik resesyon, “üst üste 2 çeyrek GSYH’de küçülme yaşanması” olarak ifade ediliyor. Almanya, 10 yıllık iyi bir ekonomik büyümeden sonra salgının ilk yılı olan 2020’de, 2009’dan beri ilk kez resesyon yaşamıştı.

Alman hükümeti, ekonomide bu yıl yüzde 0,3’lük büyüme bekliyor.

Ifo, 5 Eylül’de, ülkenin 2024 ve gelecek yıla ilişkin büyüme tahminini, zayıf yatırım ve sipariş durumu nedeniyle yüzde 0,4’ten sıfıra düşürmüştü.

Öte yandan, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası Avro Bölgesi’nde yükselen enflasyona karşı artan faiz oranları, Alman şirketlerin yatırım yapma arzusunu frenlerken, Çin ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkenin, Almanya’dan ithal ettiği malları giderek daha fazla üretebilmesi Avrupa’nın en büyük ekonomisinin resesyondan uzaklaşmasını zorlaştırıyor.

Yapısal sorunların da ekonomiyi frenlediği Almanya’da, bir zamanlar oldukça başarılı olan “Ucuz enerji ve ara malı ithal et, bunları işle ve yüksek kaliteye sahip mal olarak ‘Made in Germany’ algısıyla pahalı bir biçimde ihraç et” başlıklı iş modelinin artık işe yaramadığı belirtiliyor.

Ayrıca Doğu Avrupa’da ucuz taşeronlar bulunması, Çin’e sürekli artan ihracat ve ülke savunmasının ABD’ye yaptırılması da ülkeye yardımcı olmuyor.

Kovid-19 salgını, tedarik zinciri kesintileri, Rusya-Ukrayna Savaşı gibi son dönemde yaşanan çok sayıda kriz, Alman ekonomisinin zayıf yönlerini su yüzüne çıkarırken, ülkenin, jeopolitik sorunlar, iklim değişikliği, durgun ekonomi ve demografik zorlukların üstesinden gelme konusunda birtakım sorunlarla karşı karşıya bulunması da dikkati çekiyor. Almanya’nın hala “kendi ürettiği bürokrasi, kurallar ve prosedürler altında da ezildiği” belirtiliyor.

Bu arada, Alman sanayisinin gittikçe zayıflaması, Çinli şirketlerin teknolojik olarak arayı kapatması ve hatta Uzak Doğulu şirketlerin yenilebilir enerji ve otomotiv de Almanları geride bırakması Almanya’da “Çin Şoku” olarak tartışılıyor.

Kaynak: bigpara.hurriyet.com.tr

Japonya’nın ihracatında Ağustos’ta ivme kaybı

Japonya’da ABD’ye yapılan sevkiyatlar üç yılın ardından ilk kez düşerken, makine siparişleri Temmuz ayında beklenmedik bir şekilde geriledi ve bu durum sağlam bir toparlanma sağlamakta zorlanan bir ekonomi için endişe verici bir işaret.

Analistler, özellikle ABD’de yavaşlama riskinin artması ve iki büyük ticaret ortağı olan Çin ekonomisindeki daha fazla zayıflık göz önüne alındığında, zayıf dış talebin Japonya’nın sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlama arayışını baltaladığını söylüyor.

Norinchukin Araştırma Enstitüsü başekonomisti Takeshi Minami, “Küresel ekonomi ivme kazanamadığı için Japonya’nın ihracatı zorlanacak. Önümüzdeki yıl hem ABD hem de Çin ekonomilerindeki büyümenin yavaşlaması bekleniyor” dedi. Minami, zayıf yenin ihracata sağladığı desteğin, Japon para biriminin Ağustos ayında keskin bir şekilde toparlanmasıyla azaldığını söyledi.

Çarşamba günü açıklanan verilere göre toplam ihracat Ağustos ayında yıllık bazda yüzde 5,6 artarak dokuzuncu ay üst üste yükseldi. Bu, Temmuz ayındaki yüzde 10,3’lük artışın ardından, yüzde 10,6’lık bir artış için medyan piyasa tahmininin çok altında kaldı.

Almanya 2024’den umutlu değil! Ekonomide yıl sonuna kadar toparlanma beklenmiyor

Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığı’nın hazırladığı rapora göre, Alman ekonomisinde bu yılın üçüncü çeyreği başında da durgunluğun sürdüğü, azalan sipariş defterleri ve genel olarak zayıf sipariş durumunun ihracat odaklı sanayiyi zayıflattığı aktarıldı.

Şampiyona tüketimde yeteri kadar artışa neden olamadı

Raporda, Almanya’da 14 Haziran-14 Temmuz’da düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası’nın tüketime kayda değer bir ivme kazandırmadığı kaydedilerek, “Şampiyonanın tüketime kayda değer bir ivme kazandırmadığı görülürken, reel ücretlerdeki kayda değer artışların bile istihdamla ilgili artan endişeler karşısında tüketici duyarlılığını artıramadığı anlaşılıyor” ifadesi kullanıldı.

Resesyon riski gündemde

Alman ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde azalan yatırımlar nedeniyle yüzde 0,1 küçüldü. Almanya Merkez Bankası, 3. çeyrekte daha düşük büyüme beklerken, Almanya’nın önde gelen ekonomik düşünce kuruluşlarından Ekonomi Araştırma Enstitüsü de (Ifo) 3. çeyrekte GSYH’de daha fazla düşüşün mümkün olduğunu değerlendiriyor.

Ülke ekonomisi, 3. çeyrekte küçülme olması halinde teknik resesyona girmiş olacak. Teknik resesyon, ‘üst üste 2 çeyrek GSYH’de küçülme yaşanması‘ olarak ifade ediliyor. Almanya, 10 yıllık iyi bir ekonomik büyümeden sonra salgının ilk yılı olan 2020’de, 2009’dan beri ilk kez resesyon yaşamıştı. Alman hükümeti, ekonomide bu yıl yüzde 0,3’lük büyüme bekliyor. Ifo, 5 Eylül’de, ülkenin 2024 ve gelecek yıla ilişkin büyüme tahminini, zayıf yatırım ve sipariş durumu nedeniyle yüzde 0,4’den sıfıra düşürmüştü.

Almanya’da yıl sonuna kadar toparlanma beklenmiyor

Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığı tarafından yayımlanan ülke ekonomisine yönelik aylık raporunda Alman ekonomisinde bu yılın üçüncü çeyreği başında da durgunluğun sürdüğü, azalan sipariş defterleri ve genel olarak zayıf sipariş durumunun ihracat odaklı sanayiyi zayıflattığı aktarıldı.

Düşen enflasyona ve reel ücretlerdeki artışla satın alma gücündeki önemli yükselişe karşın tüketici duyarlılığının kötüleştiği belirtilen raporda, “Yıl sonuna kadar ekonomik toparlanmanın gerçekleşmesi beklenmemektedir” denildi.

Raporda, Almanya’da 14 Haziran-14 Temmuz’da düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası’nın tüketime kayda değer bir ivme kazandırmadığı kaydedilerek, “Şampiyonanın tüketime kayda değer bir ivme kazandırmadığı görülürken, reel ücretlerdeki kayda değer artışların bile istihdamla ilgili artan endişeler karşısında tüketici duyarlılığını artıramadığı anlaşılıyor” ifadesi kullanıldı.

Yeniden resesyon riski var

Alman ekonomisi, artan faiz oranları ile konjonktürel rüzgarların ve yapısal değişikliklerin ortasında büyümede zorluk yaşıyor. Ekonomi, yılın ikinci çeyreğinde azalan yatırımlar nedeniyle yüzde 0,1 küçüldü.

Almanya Merkez Bankası, 3. çeyrekte daha düşük büyüme beklerken, Almanya’nın önde gelen ekonomik düşünce kuruluşlarından Ekonomi Araştırma Enstitüsü de (Ifo) 3. çeyrekte GSYH’de daha fazla düşüşün mümkün olduğunu değerlendiriyor.

Alman ekonomisi, 3. çeyrekte küçülme olması halinde teknik resesyona girmiş olacak. Teknik resesyon, “üst üste 2 çeyrek GSYH’de küçülme yaşanması” olarak ifade ediliyor. Almanya, 10 yıllık iyi bir ekonomik büyümeden sonra salgının ilk yılı olan 2020’de, 2009’dan beri ilk kez resesyon yaşamıştı.

Alman hükümeti, ekonomide bu yıl yüzde 0,3’lük büyüme bekliyor.

Ifo, 5 Eylül’de, ülkenin 2024 ve gelecek yıla ilişkin büyüme tahminini, zayıf yatırım ve sipariş durumu nedeniyle yüzde 0,4’den sıfıra düşürmüştü.

Çin’in deflasyonist sarmalı tehlikeli yeni bir aşamaya giriyor

Çin’de geçen yıldan bu yana süregelen deflasyon, dünyanın ikinci büyük ekonomisinin görünümünü daha da kötüleştirmekle tehdit ederek ve acil politika eylemi çağrılarını artırarak, artık spiralleşme belirtileri gösteriyor.

Pazartesi günü açıklanan veriler, gelirlerin düştüğü bir dönemde, gıda maliyetleri dışında, tüketici fiyatlarındaki artışın ekonominin geniş kesimlerinde neredeyse hiç kaydedilmediğini doğruladı.

Bloomberg Economics ve BNP Paribas SA dahil bankalardaki analistlere göre, gayri safi yurtiçi hasıla deflatörü olarak bilinen ekonomi genelindeki fiyatların daha geniş bir ölçüsü, mevcut beş çeyreklik düşüşüne muhtemelen 2025’te de devam edecek.

Morgan Stanley’in baş Çin ekonomisti Robin Xing, “Kesinlikle deflasyondayız ve muhtemelen deflasyonun ikinci aşamasından geçiyoruz” dedi ve ücret düşüşlerinden elde edilen kanıtlara atıfta bulundu. “Japonya’dan edinilen deneyimler, deflasyon ne kadar uzun sürerse Çin’in borç-deflasyon sorununu aşmak için o kadar fazla teşvike ihtiyaç duyacağını gösteriyor.”

Çin için tehlike, düşen maaş çekleriyle sarsılan hane halkını harcamalarını kısmaya ya da fiyatların daha da düşmesini bekledikleri için alımlarını ertelemeye teşvik ederek deflasyonun çığ gibi büyümesi. Şirket gelirleri zarar görür, yatırımlar durur ve daha fazla maaş kesintisi ve işten çıkarmalara yol açarak aileleri ve şirketleri iflasa sürükler.

Özel anketler bunun şimdiden gerçekleşmeye başladığını gösteriyor. Caixin Insight Group ve Business Big Data Co. tarafından elde edilen bulgulara göre, elektrikli araç üretimi ve yenilenebilir enerji gibi hükümet tarafından tercih edilen ekonomi sektörlerinde, giriş seviyesi maaşlar Ağustos ayında 2022’deki zirveye göre neredeyse %10 azaldı. Cheung Kong Graduate School of Business tarafından 300 şirket yöneticisiyle yapılan bir anket, geçen ay işgücü maliyetlerindeki büyümenin, Çin’in ilk Covid kilitlemelerinin hafiflemeye başladığı Nisan 2020’den bu yana en zayıf olduğunu gösterdi.

Bu, dünyanın daha önce Japonya’da 1990’lardan başlayarak “kayıp on yıllar” olarak bilinen bir dönemde – emlak ve finans piyasalarında patlayan bir balonun ardından gelen durgunluk döneminde – gördüğü bir döngü. Çinli yetkililer deflasyon hakkındaki tartışmaları bastırmaya çalışarak analistleri bu terimi kullanmaktan kaçınmaları konusunda uyarırken, bu terim kamusal diyaloğa girmeye başlıyor.

Eski Merkez Bankası Başkanı Yi Gang geçen hafta deflasyonun kökünün kazınmasının politika yapıcılar için öncelikli olması gerektiğini söyledi ve Çin’de önde gelen bir isim tarafından düşen fiyatların görünümü tehdit ettiğine dair nadir bir itirafta bulundu.

Yi, Cuma günü Şanghay’da düzenlenen Bund Zirvesi’ndeki bir panelde “proaktif maliye politikası ve destekleyici para politikası” çağrısında bulundu ve yetkililerin “deflasyonist baskıyla mücadeleye odaklanmaları gerektiğini” söyledi. Çin’in acil hedefinin önümüzdeki çeyreklerde GSYİH deflatörünü pozitife çevirmek olması gerektiğini ekledi.

Yetkililer şu ana kadar, kamu hizmetlerine daha fazla devlet harcaması ve tüketici sübvansiyonları gibi adımlarla zayıf talebi ele almak yerine üretimi teşvik etme şeklindeki her derde deva yöntemlerinden önemli bir sapma işareti vermedi.

Çin’in gıda ve enerji gibi değişken kalemleri dışarıda bırakan çekirdek enflasyonu, fiyat baskılarının daha da zayıfladığının bir işareti olarak Ağustos ayında son üç yılın en düşük seviyesine geriledi. Deflasyon beklentileri piyasalara yansıyarak tahvil getirilerini rekor düşük seviyelere çeken ve bankaların faiz oranı risklerine çok fazla maruz kaldığı yönündeki resmi endişeleri artıran bir tahvil rallisini tetikliyor.

Zayıf fiyat baskıları, Çin’in ikinci çeyrekte sadece %4 büyüyen nominal GSYH’sinin büyüme hızında açıkça görülüyor – ülkenin bu yılki %5 civarındaki reel ekonomik büyüme hedefinin oldukça altında. Yuekai Securities Co. baş ekonomisti Luo Zhiheng, bu ayın başlarında yazdığı bir notta, fiyat artışlarının zayıf olduğu zamanlarda nominal genişlemenin daha faydalı bir gösterge olduğunu çünkü ücretler, karlar ve devlet gelirlerindeki değişiklikleri daha iyi yansıttığını belirtti.

Enflasyon son dört ayın üçünde tahminlerden daha zayıf seyrederek Ağustos ayında sadece %0,6 artmıştır – bu artış büyük ölçüde gıda fiyatlarındaki %2,8’lik artıştan kaynaklanıyır.  Çekirdek enflasyon geçen ay sadece %0,3 artarak 18. ayda da %1’in altında kaldı. 2022’nin sonlarından bu yana üretici fiyatlarının düşmesi enflasyon üzerindeki baskının altını çiziyor. Resmi verilere göre, imalatçıların hammadde ve satış fiyatları Ağustos ayında ikinci ayda da daralırken, hizmet ve inşaat şirketlerinin ücretleri Nisan 2020’den bu yana en hızlı şekilde azaldı.

Çin’deki parasal genişlemenin bile ekonominin arz tarafına yönelik olması nedeniyle deflasyonist olabileceği ikilemi tartışma konusu. Bu arada, deflasyonist zihniyet yerleşmeye başlıyor. Tüketici güveni rekor düşük seviyede seyrediyor ve hane halkları harcama yapmak ya da ev satın almak yerine tasarruf etme isteklerinin arttığını bildiriyor. Alüminyum endüstrisi çalışanı Liu’ya göre, acı derinleştikçe çözüm Pekin’deki politika yapıcılarda yatıyor. “Hükümetin en azından tüketimi artırmak ve insanların beklentilerini iyileştirmek için bazı somut önlemler alması gerekiyor” dedi.”

Startup yatırımlarında yapay zekâ zirveye çıktı

“Turkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu” verilerine göre, yapay zekâ ve makine öğrenimi sektörü 2024 yılının ilk yarısında 31 yatırımla en aktif sektör haline gelerek tüm zamanların en çok yatırım alan sektörü haline geldi. Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi (TRAI) tarafından hazırlanan yapay zekâ girişimleri haritasına göre bu yılın ikinci çeyreğinde eklenen 12 girişimle birlikte Türkiye’deki yapay zekâ girişimleri sayısı 350’ye ulaştı.

Statrtup Centrum tarafından hazırlanan “Turkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu” verilerine göre, yapay zekâ ve makine öğrenimi sektörü 2024 yılının ilk yarısında 31 yatırımla en aktif sektör haline gelerek tüm zamanların en çok yatırım alan sektörü haline geldi. Yapay zekâ ve makine öğrenimini 14 yatırım ile oyun, 11 yatırım ile sürdürülebilirlik & çevre, 10 yatırım ile fintech sektörleri izledi.

Bu dönemde yapay zekâ girişimlerinin sayısı da arttı. Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi (TRAI) tarafından hazırlanan yapay zekâ girişimleri haritasına göre bu yılın ikinci çeyreğinde eklenen 12 girişimle birlikte Türkiye’deki yapay zekâ girişimleri sayısı 350’ye ulaştı. Özellikle sağlık, eğitim, finans ve otomasyon gibi alanlarda kullanılan yapay zekâ tabanlı startup’lar, büyük bir büyüme potansiyeli taşıyor.

2024 yılında yapay zekânın başını çektiği startup ekosistemi de hareketlenerek 2023 yılındaki kötü performansının ardından tekrar yükseliş eğilimine girdi. Toplam 245 girişimin yatırım aldığı yılın ilk yarısında girişimlere toplamda 586,8 milyon dolar yatırım yapıldı.

Türkiye startup ekosistemi çekiciliğini koruyor

Bu rakam 2023 yılının tamamında yapılan yatırım tutarını geride bıraktı. KPMG Türkiye M&A ve 212 ekipleri tarafından hazırlanan “Türkiye Startup Yatırımları” raporuna göre 2022’de 1,84 milyar dolar olan toplam işlem hacmi 2023 yılında 497 milyon dolara düşmüştü. Toplam yatırım sayısı ise 297 olarak gerçekleşmişti.

Uzmanlara göre, 2023 yılında küresel ekonomide yaşanan makroekonomik zorluklar ve jeopolitik gerilimler girişim sermayesi yatırımlarının ve işlem hacminin düşmesine yol açsa da 2024 yılının ilk yarısında gerçekleşen sıçrama, Türkiye startup ekosisteminin çekiciliğini koruduğunu gösteriyor.

Türkiye’de son yıllarda devlet teşvikleriyle Ar-Ge ve inovasyon projeleri, yenilikçi iş birlikleri ve girişimler daha fazla ilgi görmeye başladı. Bu sayede teknokentler, teknoparklar, Ar-Ge merkezleri, kuluçka merkezleri gibi startup’ları büyütecek yatırımlar daha fazla duyulur hale geldi.

Bu hareketlilik Türkiye’nin kalkınması bakımından da büyük önem taşıyor. Geleneksel iş modellerine oranla daha esnek, yenilikçi ve hızlı hareket edebilen startup’lar sadece ekonominin itici gücü olmakla kalmıyor, aynı zamanda işletmelerin ve endüstrilerin dönüşümünde de kilit bir rol oynuyor.

“Kalkınmada önemli rol oynuyor”

Sektörün öncü teknoloji üreticilerinden olan yerli teknoloji şirketi Cerebrum Tech kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Dr. R. Erdem Erkul, “Girişimcilik fikrinden beslenen startup’lar, yenilikçi fikirlerin, yatırımların önemsendiği ülkelerin sosyo-ekonomik kalkınması açısından önemli olmaya başladı” diyor. Erkul’a göre startup’ların esnek, çözüm odaklı ve uyum sağlayan yapısı, hızlı büyüme ve büyük etkiler bırakma gibi özellikleri dünyayı startup’lara yönlendiriyor.

İş dünyasında rolü giderek daha belirgin hale gelen startup’lar ekonomi döngüsünde de belirleyici çarkların arasında yer alıyor. Hızla büyüyen startup’lar, daha fazla işe alım yaparak istihdamı artırıyor. Yenilikçi fikir ve teknolojilerle piyasa rekabetini canlandıran bu yapılanmalar, geleneksel şirketleri de teknolojik gelişmeler ve dönüşümler doğrultusunda harekete geçmek zorunda bırakıyor ve klasikleşmiş yapıların iş döngülerini daha dinamik alanlara yönlendirerek payı genişletiyor.

Start-upların büyümesi, onları destekleyen bir ekosistem de oluşturuyor. Bu ekosistemde, startup’larla iş yapmak isteyen hizmet sağlayıcıları, yatırımcılar, danışmanlar ve diğer şirketler bulunuyor. Bu tür ekosistemler ekonomilere canlılık katıyor ve ekonomik büyümeyi teşvik ediyor.

Risk sermayesi ve diğer yatırımlar aracılığıyla finanse edilen bu yatırımlar, girişimcilik ekosistemini güçlendiriyor ve gelecekte daha fazla girişimcinin başarılı olması için zemin hazırlıyor. Bu da ekonomik büyümeyi ve yeniliği destekliyor.

Başarılı startup’lar, genellikle sadece yerel pazarlarda değil, ulusal ve uluslararası pazarlarda da rekabet edecek hale geliyor. Bu ta Türkiye’nin ekonomik rekabet gücünü ve ihracat potansiyelini artırıyor.

“Ülke ekonomisine katkı sağlayacak”

Erkul’a göre, ülkemizde startup girişimlerine ve startup ekosisteminin genel görünümüne baktığımızda Türkiye ekonomisinin rekabete uygun olduğu, özel sektörün farklı girişimlere önayak olacak potansiyeli elinde bulundurduğu ve kamu sektörünün özel sektörle iş birliği yapabilecek düzenleyici rolü olduğu söylenebilir. Erkul, bu özellikleriyle Türkiye’nin startup ekosisteminden çıkan başarılı girişimlerin, yeni girişimlerin önünü açacağını ve gelişmekte olan ülkemizin ekonomisine katkı sağlayacağını belirtiyor: “Bu sayede muasır medeniyetlerin seviyesine çıkıp yüksek katma değerli ürünlerimizi kendimiz üretip uluslararası pazarda yerimizi alabiliriz. Startup ekosistemine yönelik desteklerin ve ilgilerin artması; bilginin pratiğe, emeğe, teknolojiye ve sermayeye dönüşmesi için adımların atılması hepimizin yararına olacaktır.”

55 milyar dolarlık hisse senedi çöküşü Çin ekonomisi hakkında uyarı

Çin’de tüketim için kalan son parlak noktalardan biri, ülkenin ekonomik sıkıntısı en erişilebilir mallara bile olan talebi olumsuz etkilediği için hızla kayboluyor. Çin ekonomisinin sağlığı konusunda küresel piyasalara yapılan son uyarıda, Temu’nun sahibi PDD Holdings Inc. Pazartesi günü alışılmadık derecede kasvetli bir görünümle yatırımcıları şaşırttı. Çin’in ekonomik gerileme döneminde işlerin canlanmasına yardımcı olan düşük fiyatlı ürünlerle piyasanın gözdesi haline gelen e-ticaret firması, tahminlerin altında kalan bir gelir bildirdi. CEO Chen Lei, kazanç sonrası yaptığı brifingde en az sekiz kez ekonomik büyüme yavaşladıkça gelir ve kârların “kaçınılmaz olarak” düşmesi gerektiğini söyledi. Aynı zamanda PDD’nin ilk çalışanlarından biri olan Chen analistlere “Önümüzde zayıflayan tüketici talebi, yoğunlaşan rekabet ve küresel ortamdaki belirsizliklerden kaynaklanan birçok yeni zorluk görüyoruz” dedi.

CEO ve yardımcıları, uzun vadede Çin tüketimine olan güvenlerinin devam ettiğini vurgulamaya özen gösterdiler. Bu dengelenme Pekin için dünyanın 2 numaralı ekonomisini yeniden dengelemede büyük bir öncelik. Ama olan oldu. PDD’nin hisseleri %29’luk rekor bir düşüşle 55 milyar dolarlık piyasa değerini sildi. En yakın rakipleri Alibaba Group Holding Ltd. ve JD.com Inc. de onu takip ederek Hong Kong’da yaklaşık %4 değer kaybetti.

Eski Google mühendisi Colin Huang tarafından 2014 yılında kurulan şirket, geçtiğimiz yıllarda Alibaba ve JD’den pazar payı kapmak için düşük fiyatları agresif kırsal genişleme ve platformundaki oyun benzeri unsurlarla birleştirdi. Bu formülü, 2023’te Super Bowl sırasında piyasaya sürdüğü küresel e-ticaret pazarlık uygulaması Temu’ya dönüştürdü. Shein benzeri bir alışveriş fenomeni haline gelen Temu, bir süre ABD’nin en çok indirilen uygulamalarından biri oldu.

Bu da PDD’nin piyasa değerini Covid sonrası 2022’deki dip seviyesinden altı kat artırarak Huang’ı bu ay Çin’in en zengin kişisi yaptı. Ancak Huang, Pazartesi günkü satışlara kadar sadece 18 gün boyunca bu unvanı elinde tuttu. Çin’in gösterişli mega şehirleri dışındaki daha az varlıklı tüketicileri PDD’nin başarısının büyük kısmını sağladı. Onlar şimdi büyük bir belirsizlik kaynağı.

Ekonominin ana itici gücü olan tüketim, geçen yıl Covid sonrası yeniden açılış harcamalarındaki toparlanmanın ardından bu yıl zayıfladı. Yaygın iş ve maaş kesintilerinin yanı sıra düşen emlak fiyatları karşısında Çinli tüketiciler harcamalarında daha temkinli davranmaya başladı ve bu durum otomobil gibi sektörlerde fiyat savaşlarına yol açtı. Bloomberg Economics’ten Chang Shu ve Eric Zhu, “Çinli e-ticaret şirketleri artık sert fiyat indirimlerinin bile çözemeyeceği bir sorunla karşı karşıya: zayıf bir tüketici” diye yazdı. “Makroekonomik açıdan bakıldığında, PDD hisselerindeki düşüş önemli bir noktaya işaret ediyor: yavaşlayan gelir artışları ve zedelenen güven, tüketimi baskılıyor.”

Perakende satışlar 2024’ün ilk yedi ayında %3’ün biraz üzerinde artış gösterdi ki bu, pandemi öncesi dönemde kaydedilen %8’in üzerindeki büyümeden çok daha kötü. İkinci çeyrekte yapılan bir merkez bankası anketine göre, bölge sakinlerinin gelecekteki gelirlerine olan güveni, Covid kilitlenmelerinin en yoğun olduğu dönemlerden biri olan 2022’nin sonundan bu yana en kötü seviyeye geriledi. Ankete katılan bölge sakinlerinin neredeyse yarısı, istihdamın 2022’nin sonundan bu yana en yüksek oran olan “kasvetli ve zor” olduğunu söyledi. Ankete katılanların neredeyse üçte ikisi, geçen yıl kaydedilen tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın seyrederek daha fazla tasarruf etmeye istekli olduklarını söyledi.

Lei, tüketici davranışlarında temel bir değişim olduğunun, kuruluşundan bu yana geliri artıran ucuz ürünlerden uzaklaşıldığının sinyalini verdi. Kazanç çağrısında “Tüketiciler kalite ve değeri dengelemek için daha dikkatli kararlar veriyor” dedi. “Buna karşılık olarak, bu farklı talepleri karşılayan özelleştirilmiş ürünler yaratmak için yüksek kaliteli markalar ve üreticilerle işbirliği yaptık.”

Bazı yatırımcılar için PDD yöneticileri sadece beklentilerin kontrolden çıkmasını engellemeye çalışıyordu. Sonuçta, şirketin bir çeyrek hariç tüm çeyreklerde yaptığı gibi %50’nin üzerinde büyüme kaydetmeye devam etmesini beklemek mantıksız olabilir. Wall Street, PDD’nin Haziran çeyreğinde gelirini neredeyse iki katına çıkaracağını düşünüyordu. Bunun yerine gelir %86 arttı. Pazartesi günü, yöneticiler gelecekteki fırsatlardan yararlanmak için büyük yatırımlar yapacaklarını söyledi.

Özel sermaye şirketi Kaiyuan Capital’in genel müdürü Brock Silvers, “PDD, gerçekliğin her zaman kendini yeniden göstereceğini gösteriyor” dedi. “Mevcut ortamda, en ihtiyatlı hareket tarzı sürprizlere maruz kalmamaktır. Sonradan daha büyük bir çöküşün sorumlusu olarak suçlanma riskine girmektense kötü haberleri önceden duyurmak daha iyidir.”

Uzun vadede pek çok şey iş piyasasına ve Pekin’in ekonomiyi nasıl yönlendireceğine bağlı.

Yetkililer, ekonomi yavaşlasa da yeterli sayıda istihdam sağlamaya çalışarak kamu iktisadi teşebbüslerini işe alımları ve mesleki eğitimi artırmaya çağırdı. Ancak yetkililer tüketicilere daha fazla doğrudan yardım sağlamaktan kaçındı, ancak birçok ekonomist en azından düşük gelirli gruplar için nakit sübvansiyonu veya tüketim çeki çağrısında bulundu. Ayrıca daha fazla harcamayı teşvik etmek için gerekli olan ücret artışını destekleyecek önlemler almaktan da kaçındılar. Son birkaç yıl içinde özel dershanecilikten finansa kadar bir dizi sektördeki düzenleyici baskılar da iş piyasasını daha da kötüleştirdi.

Şimdilik pek çok yatırımcı PDD’nin çalkantılı bir ekonomide en azından benzerlerini geride bırakacağına güveniyor. PDD’nin sonuçları “zayıf tüketim ve yoğun rekabet anlamına geliyor. Morgan Stanley analistleri Eddy Wang ve Kathy Zhu’ya göre, yönetimin uzun vadeli kârlılığın azalacağına ilişkin yorumları bize göre fazla muhafazakâr.” “PDD’nin sektördeki büyümeden daha iyi performans gösterecek tek Çinli e-ticaret oyuncusu olduğuna inanıyoruz.”

Almanya ekonomisi ikinci çeyrekte küçüldü

Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), Alman ekonomisine ilişkin yılın 2. çeyreğini kapsayan nihai büyüme verilerini açıkladı.

Buna göre, Almanya’da mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), yılın 2. çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,1 geriledi. Böylece Destatis, 30 Temmuz’da öncü verilerle açıkladığı yüzde 0,1 küçülmeyi teyit etti.

Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise 3’üncü ekonomisi olan Almanya ekonomisi, geçen yılın son çeyreğinde yüzde 0,4 küçülürken, yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,2 genişlemişti.

Destatis Başkanı Ruth Brand, “Bir önceki çeyrekteki hafif artışın ardından Alman ekonomisi bahar aylarında yeniden yavaşladı.” ifadesini kullandı.

Ekipman yatırımları yüzde 4,1 düştü

Ülkenin GSYH’si mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak geçen yılın 2. çeyreğine göre ise büyüme göstermedi.

Çeyreklik bazda ele alındığında, GSYH’ye özellikle makine, cihaz ve taşıtlar olmak üzere ekipman yatırımlarından olumsuz katkı geldi. 2. çeyrekte ekipman yatırımları bir önceki çeyreğe göre yüzde 4,1 düşerken, kamu harcamaları yüzde 1 arttı.

İnşaat yatırımlarında yüzde 2, mal ve hizmet ihracatında yüzde 0,2 düşüş gözlemlendi.

Aynı dönemde hane halkı tüketim harcamaları yüzde 0,1 arttı.

Alman ekonomisi yeniden resesyona girme riskiyle karşı karşıya

Büyümekte zorlanan Alman ekonomisinin ikinci çeyrekte İspanya ve Fransa gibi diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha zayıf bir gelişme göstermesi dikkati çekti.

Euro Bölgesi’nin ikinci büyük ekonomisi Fransa’da ekonomik büyüme yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0,3 ile beklentileri aşarken, İspanya ekonomisi de bu dönemde yüzde 0,8 büyüme göstermişti.

Bu arada, Almanya Merkez Bankası, Alman ekonomisinin içinde bulunulan üçüncü çeyrekte çok az büyümesini bekliyor.

Almanya’nın önde gelen ekonomik düşünce kuruluşlarından Ekonomi Araştırma Enstitüsü ise üçüncü çeyrekte GSYH’de daha fazla düşüşün bile mümkün olduğunu değerlendiriyor.

Eğer Alman ekonomisi üçüncü çeyrekte küçülürse, teknik resesyona girmiş olacak.

Teknik resesyon, “üst üste iki çeyrek GSYH’de küçülme yaşanması” olarak ifade edilirken, Almanya, 10 yıllık iyi bir ekonomik büyümeden sonra salgının ilk yılı olan 2020’de, 2009’dan beri ilk kez resesyon yaşamıştı.

Alman hükümeti, ekonomide bu yıl yüzde 0,3 büyüme bekliyor.

Ekonomi durgunluk içinde sıkışmış durumda

ING Küresel Makro Araştırma Başkanı ve Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Zayıf hane halkı tüketimi ve inşaat sektöründeki düşüş, Alman ekonomisini ikinci çeyrekte yeniden daralmaya sürükledi. Ekonomide görünüm çok parlak olmasa da umutları yitirmek için henüz çok erken.” ifadesini kullandı.

İlk çeyrekte Alman GSYH büyümesinin olumlu bir sürpriz olması ve ekonomide güven göstergelerinin iyileşmesi, son birkaç yılın karamsarlığının geride kaldığı ve Almanya’nın “Avrupa’nın hasta adamı” olup olmadığı tartışmalarının bir kenara bırakılabileceği umudunu doğurduğunu ifaden Brzeski, “Ancak gerçek şu ki ilk çeyrekteki GSYH büyümesi ılıman kış havası ve dördüncü çeyrek GSYH’sinin aşağı yönlü revize edilmesinden kaynaklandı. Dolayısıyla sürdürülebilir ve sağlıklı bir büyüme hikayesi olarak nitelendirebileceğimiz bir durum söz konusu değildi.” değerlendirmesinde bulundu.

Brzeski, yılın ikinci yarısında Alman ekonomisinde tüketici odaklı bir toparlanma umutlarının bugün tüketici güveninin düşmesiyle bir darbe daha aldığına işaret ederek, “Gerçek şu ki Alman ekonomisi şu anda konjonktürel rüzgarların ve yapısal değişikliklerin ortasında olmanın ne demek olduğunu zor yoldan öğreniyor. Ekonomi durgunluk içinde sıkışmış durumda.” yorumunu yaptı.