Rize-Artvin Havalimanının aydınlatma sistemi CAT-2’ye yükseltiliyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’ndan Rize’ye Müjdeli Haberler

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Rize Sivil Toplum Kuruluşları Toplantısı’nda, Rize-Artvin Havalimanı ile ilgili önemli gelişmeleri duyurdu. Hızla gelişen Organize Sanayi Bölgesi ve yapımı devam eden İyidere Lojistik Limanı ile Rize, Karadeniz’de önemli bir lojistik ve üretim merkezi olma yolunda ilerliyor. Bu kapsamda, artan ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak için büyük projelerin hayata geçirildiğini belirten Bakan Uraloğlu, “Son 22 yılda Rize’nin ulaşım ve bağlantı altyapısına 135 milyar 935 milyon lira yatırım yaptık. Bu yatırımlar 30 bin adet daireye eşdeğer bir değere sahiptir. 2002 yılına kadar yalnızca 12,2 kilometre bölünmüş yol vardı, biz bunu 175,1 kilometre daha artırarak toplamda 187,3 kilometreye ulaştırdık. Ayrıca, yollarının yalnızca 12,2 kilometresi BSK kaplamalıydı, bu rakamı 376 kilometreye yükselttik,” dedi.

Rize-Artvin Havalimanı’na Yeni Uçuşlar ve Teknolojik Yenilikler

Rize-Artvin Havalimanı'na Yeni Uçuşlar ve Teknolojik Yenilikler

Bakan Uraloğlu, Rize-Artvin Havalimanı‘nın hem iç hem de dış hat uçuş ağının yeni destinasyonlarla genişlemeye devam ettiğini vurguladı. “8 Kasım’dan itibaren kış dönemi boyunca, Pazartesi ve Cuma günleri olmak üzere, haftada iki kez Antalya-Rize direkt uçuşları başlatıldı,” şeklinde bilgi verdi. Ayrıca, Uraloğlu, bir müjde daha vererek, “Rize-Artvin Havalimanı’nın pist aydınlatma sistemini daha düşük görüş mesafelerinde ve gece uçuşlarında inişe imkan tanıyan CAT-2 seviyesine yükseltiyoruz. Ek ikinci ILS cihazının montajını tamamladık ve test çalışmalarını sürdürüyoruz. Bu ayın sonunda hizmete hazır hale getireceğiz. Böylece Rize’nin ve ülkemizin daha aydınlık, huzurlu, istikrarlı ve ekonomik açıdan refah dolu günlere ulaşması hepimizin ortak temennisidir,” dedi.

Çin’den elektrikli araç üreticilerine çağrı: Teknolojiyi dışarı çıkarmayın, gittiğiniz yerlerde montaj yapın

Türkiye, Çinli elektrikli araç üreticisi BYD’nin 1 milyar dolarlık yatırım planıyla dış yatırımlar açısından kritik bir adım atarken, Çin’den gelen son haberler özellikle teknoloji transferi konusunda soru işaretlerinin artmasına neden oldu.

Bloomberg’in haberine göre Çin yönetimi otomobil üreticilerine, gelişmiş elektrikli araç teknolojilerinin ülkede kalmasını sağlamaları çağrısında bulundu.

Bloomberg’e konuşan kaynaklar, bir aracın önemli parçalarının Çin’de üretilip son montaj aşaması için üretim yapılan ülkelere gönderilmesinin istendiğini belirtti.

Bu çağrı, BYD Co. ve Chery Automobile Co. gibi şirketlerin İspanya’dan Tayland ve Macaristan’a kadar birçok ülkede fabrika kurma planlarının yoğunlaştığı bir dönemde geldi.

Türkiye de halihazırda BYD ve Chery ile ülkede fabrika yatırımları için müzakereler yürütüyor.

BYD Türkiye’de yatırım kararı almıştı

Çin’in elektrikli araç konusunda ilk sırada yer alan üreticisi BYD, Temmuz ayında Türkiye’de bir milyar dolarlık yatırım için yatırım anlaşması imzalamıştı.

BYD yetkililerinden gelen açıklamalarda yatırım sonucunda ortaya çıkacak tesisin yıllık 150 bin araç kapasiteli olacağı belirtilmişti. Aynı zamanda Türkiye’de şirketin Ar-Ge merkezi kurması da öngörülmüştü.

BYD Başkan Yardımcısı ve BYD Amerika Üst Yöneticisi (CEO) Stella Li, AA’ya yaptığı açıklamalarda fabrikada 8-12 model üretmeyi planladıklarını belirtmişti.

Manisa’daki araziyi çok beğendiklerini söyleyen Li, “Burada yerel bir Türk şirketi gibi olacağız” açıklamalarında bulunmuştu.

Startup yatırımlarında yapay zekâ zirveye çıktı

“Turkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu” verilerine göre, yapay zekâ ve makine öğrenimi sektörü 2024 yılının ilk yarısında 31 yatırımla en aktif sektör haline gelerek tüm zamanların en çok yatırım alan sektörü haline geldi. Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi (TRAI) tarafından hazırlanan yapay zekâ girişimleri haritasına göre bu yılın ikinci çeyreğinde eklenen 12 girişimle birlikte Türkiye’deki yapay zekâ girişimleri sayısı 350’ye ulaştı.

Statrtup Centrum tarafından hazırlanan “Turkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu” verilerine göre, yapay zekâ ve makine öğrenimi sektörü 2024 yılının ilk yarısında 31 yatırımla en aktif sektör haline gelerek tüm zamanların en çok yatırım alan sektörü haline geldi. Yapay zekâ ve makine öğrenimini 14 yatırım ile oyun, 11 yatırım ile sürdürülebilirlik & çevre, 10 yatırım ile fintech sektörleri izledi.

Bu dönemde yapay zekâ girişimlerinin sayısı da arttı. Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi (TRAI) tarafından hazırlanan yapay zekâ girişimleri haritasına göre bu yılın ikinci çeyreğinde eklenen 12 girişimle birlikte Türkiye’deki yapay zekâ girişimleri sayısı 350’ye ulaştı. Özellikle sağlık, eğitim, finans ve otomasyon gibi alanlarda kullanılan yapay zekâ tabanlı startup’lar, büyük bir büyüme potansiyeli taşıyor.

2024 yılında yapay zekânın başını çektiği startup ekosistemi de hareketlenerek 2023 yılındaki kötü performansının ardından tekrar yükseliş eğilimine girdi. Toplam 245 girişimin yatırım aldığı yılın ilk yarısında girişimlere toplamda 586,8 milyon dolar yatırım yapıldı.

Türkiye startup ekosistemi çekiciliğini koruyor

Bu rakam 2023 yılının tamamında yapılan yatırım tutarını geride bıraktı. KPMG Türkiye M&A ve 212 ekipleri tarafından hazırlanan “Türkiye Startup Yatırımları” raporuna göre 2022’de 1,84 milyar dolar olan toplam işlem hacmi 2023 yılında 497 milyon dolara düşmüştü. Toplam yatırım sayısı ise 297 olarak gerçekleşmişti.

Uzmanlara göre, 2023 yılında küresel ekonomide yaşanan makroekonomik zorluklar ve jeopolitik gerilimler girişim sermayesi yatırımlarının ve işlem hacminin düşmesine yol açsa da 2024 yılının ilk yarısında gerçekleşen sıçrama, Türkiye startup ekosisteminin çekiciliğini koruduğunu gösteriyor.

Türkiye’de son yıllarda devlet teşvikleriyle Ar-Ge ve inovasyon projeleri, yenilikçi iş birlikleri ve girişimler daha fazla ilgi görmeye başladı. Bu sayede teknokentler, teknoparklar, Ar-Ge merkezleri, kuluçka merkezleri gibi startup’ları büyütecek yatırımlar daha fazla duyulur hale geldi.

Bu hareketlilik Türkiye’nin kalkınması bakımından da büyük önem taşıyor. Geleneksel iş modellerine oranla daha esnek, yenilikçi ve hızlı hareket edebilen startup’lar sadece ekonominin itici gücü olmakla kalmıyor, aynı zamanda işletmelerin ve endüstrilerin dönüşümünde de kilit bir rol oynuyor.

“Kalkınmada önemli rol oynuyor”

Sektörün öncü teknoloji üreticilerinden olan yerli teknoloji şirketi Cerebrum Tech kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Dr. R. Erdem Erkul, “Girişimcilik fikrinden beslenen startup’lar, yenilikçi fikirlerin, yatırımların önemsendiği ülkelerin sosyo-ekonomik kalkınması açısından önemli olmaya başladı” diyor. Erkul’a göre startup’ların esnek, çözüm odaklı ve uyum sağlayan yapısı, hızlı büyüme ve büyük etkiler bırakma gibi özellikleri dünyayı startup’lara yönlendiriyor.

İş dünyasında rolü giderek daha belirgin hale gelen startup’lar ekonomi döngüsünde de belirleyici çarkların arasında yer alıyor. Hızla büyüyen startup’lar, daha fazla işe alım yaparak istihdamı artırıyor. Yenilikçi fikir ve teknolojilerle piyasa rekabetini canlandıran bu yapılanmalar, geleneksel şirketleri de teknolojik gelişmeler ve dönüşümler doğrultusunda harekete geçmek zorunda bırakıyor ve klasikleşmiş yapıların iş döngülerini daha dinamik alanlara yönlendirerek payı genişletiyor.

Start-upların büyümesi, onları destekleyen bir ekosistem de oluşturuyor. Bu ekosistemde, startup’larla iş yapmak isteyen hizmet sağlayıcıları, yatırımcılar, danışmanlar ve diğer şirketler bulunuyor. Bu tür ekosistemler ekonomilere canlılık katıyor ve ekonomik büyümeyi teşvik ediyor.

Risk sermayesi ve diğer yatırımlar aracılığıyla finanse edilen bu yatırımlar, girişimcilik ekosistemini güçlendiriyor ve gelecekte daha fazla girişimcinin başarılı olması için zemin hazırlıyor. Bu da ekonomik büyümeyi ve yeniliği destekliyor.

Başarılı startup’lar, genellikle sadece yerel pazarlarda değil, ulusal ve uluslararası pazarlarda da rekabet edecek hale geliyor. Bu ta Türkiye’nin ekonomik rekabet gücünü ve ihracat potansiyelini artırıyor.

“Ülke ekonomisine katkı sağlayacak”

Erkul’a göre, ülkemizde startup girişimlerine ve startup ekosisteminin genel görünümüne baktığımızda Türkiye ekonomisinin rekabete uygun olduğu, özel sektörün farklı girişimlere önayak olacak potansiyeli elinde bulundurduğu ve kamu sektörünün özel sektörle iş birliği yapabilecek düzenleyici rolü olduğu söylenebilir. Erkul, bu özellikleriyle Türkiye’nin startup ekosisteminden çıkan başarılı girişimlerin, yeni girişimlerin önünü açacağını ve gelişmekte olan ülkemizin ekonomisine katkı sağlayacağını belirtiyor: “Bu sayede muasır medeniyetlerin seviyesine çıkıp yüksek katma değerli ürünlerimizi kendimiz üretip uluslararası pazarda yerimizi alabiliriz. Startup ekosistemine yönelik desteklerin ve ilgilerin artması; bilginin pratiğe, emeğe, teknolojiye ve sermayeye dönüşmesi için adımların atılması hepimizin yararına olacaktır.”

TEKNOSAB Lojistik Park Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’na SPK’dan onay

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB’da, Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirmeyi planladıkları Lojistik Park projesinin Sermaye Piyasası Kurulu‘ndan onay aldığını açıkladı. Başkan Burkay, proje çerçevesinde pay ihraç süreçlerine kısa süre içinde başlayacaklarını söyledi.

BTSO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, toplantıda yaptığı konuşmada, yatırım ortamının iyileştirilmesi, finansman seçeneklerinin artırılması ve girişimcilik destek mekanizmalarının geliştirilmesinin önemine değindi. Türkiye’de işletme sermayelerinde ve yeni yatırımlarda ihtiyaç duyulan finansmanın ağırlıklı olarak bankalar tarafından karşılandığını belirten Başkan Burkay, “Bankacılık sektörünün toplam finans içindeki payının çok yüksek olması, finansmana erişimden finansal sistemin sağlığına kadar birçok faktörü etkiliyor. Oysa gelişmiş ekonomilerdeki gibi konvansiyonel yöntemlerin dışına çıkıp fonlamayı çeşitlendirmek önemli. Bu çeşitlilik içinde de Girişim Sermayesi Yatırım Fonları en önemli araçlardan biri.” dedi.

Dünyadaki değişime göre iş modeli

TEKNOSAB’da data center projesi

Teknolojinin tüm dünyada hızlı bir değişime neden olduğuna işaret eden Başkan Burkay, “Şirketlerin en büyük sıkıntısı siber güvenlik. Hızlı değişen bir teknoloji. Şirketimizdeki altyapıyı beş yılda bir, yenilememiz gerekiyor. Aksi takdirde zamana ve piyasaya ayak uyduramıyorsunuz. Yine Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle TEKNOSAB’da planladığımız DATA Center projemizi de bu vizyonla kurguladık. TEKNOSAB’taki şirketlerimizin bilgilerini depolaması için alana ihtiyacımız var. Burada ürün değil bilgi depolaması yapacağız. Bu yeni yapı inşallah Türkiye’nin belki en büyük data merkezlerinden birisi olacak. Bilgi İşlem ve Otomasyon Konseyi’mizin de katkılarıyla Bursa’mızı bu alanda da uluslararası bir oyuncu yapacağız.” dedi.

“Hücre üretiminde söz sahibi olmak istiyoruz”

Türkiye’nin ve Bursa’nın yenilenebilir enerji alanındaki rolünü güçlendirmek amacıyla yaklaşık 2 yıl önce BB Solar şirketini kurduklarını hatırlatan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “BTSO Enerji Konseyimiz ve komitelerimiz ile istişare ederek yatırımımızı hayata geçirerek, özellikle hücre üretimi konusunda söz sahibi bir konuma yükselmeyi hedefliyoruz. Her üç projede de üyelerimiz girişim sermayesi fonu aracılığıyla yatırımlarını yapabilecekler” dedi.

“Reel sektörün taleplerini her platformda iletiyoruz”

Reel sektörün başta yüksek girdi maliyetleri, finansmana erişim ve rekabetçilikten uzak döviz kurları olmak üzere, mevcut zorluklar karşısında bu dönemi en az hasarla atlatmanın gayreti içinde olduğunu kaydeden Burkay, enflasyon düzeltmesinin firmalara yeni bir vergi yükü getirmeden uygulanmasının kritik önemde olduğunu ifade etti. BTSO olarak üyelerin taleplerini her platformda dile getirdiklerini ifade eden Burkay, “Çözüm yolları bulmak için var gücümüzle çalışıyoruz. TOBB Yönetim Kurulu olarak, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanımız İbrahim Şenel ile yaklaşık 7,5 saat süren bir toplantı gerçekleştirdik. Bu önemli toplantıda, başta enflasyon muhasebesi ve finansmana erişim olmak üzere, reel sektörümüzün sorunlarını ve çözüm önerilerimizi istişare etme fırsatı bulduk.”

“Konkordato ticari alacakları etkilememeli”

Başkan Burkay, bölgesel teşvik düzenlemesinde değişiklik yapılarak 1. bölgede yer alan mevcut firmaların, teknoloji, tevsii, modernizasyon ve otomasyon yatırımlarının desteklenmesinin iş dünyası olarak öncelikleri arasında bulunduğuna işaret etti. Son dönemde konkordato ilan eden firmaların sayısında önemli bir artış olduğunu söyledi. İbrahim Burkay, “Bu çerçevede işletmelerin tüm borç ödemeleri donduruluyor ancak bu durum, söz konusu firmanın ticari alacaklıları için farklı sorunlara yol açıyor. Bu durumda ticari alacakların bu sürecin dışında tutulmasını tavsiye ediyoruz. Enflasyon ile mücadele sürecinde sıkılaştırma politikalarının en azından önümüzdeki yılın sonuna kadar süreceği öngörmekteyiz. İşletmelerimiz için 2025 sonuna kadar kısa çalışma ödeneğinin de gözden geçirilmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

“KOBİ’ler için yeni KGF programları başlatılmalı”

Özellikle küçük ve orta ölçekli firmaların ihtiyaç duydukları krediye, hem yüksek faiz oranları hem de miktar sınırlamaları nedeniyle ulaşmakta zorluklar yaşadığını dile getiren Başkan Burkay, KOBİ niteliğindeki şirketlerin ayakta kalması için ticari krediler üzerindeki sınırlamaların kaldırılmasını beklediklerini belirtti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, küçük ve orta ölçekli işletmeler için Kredi Garanti Fonu bünyesinde yeni garanti programlarının başlatılmasını, kamu borçlarının da yeniden yapılandırılmasını istediklerini söyledi. Türk Eximbank tarafından kullandırılan kredi faiz oranlarının ihracatçıyı destekleyecek şekilde revize edilmesi gerektiğini ve söz konusu kredilerde banka teminat mektubu uygulamasının kaldırılmasının firmalar için kritik önemde olduğuna dikkat çeken İbrahim Burkay, “Özel sektör yatırımlarını teşvik etmek ve sermayeyi doğru alanlara yönlendirmek, finansal sistemimizin de gücünü artıracaktır. Bu perspektifle iş dünyası olarak yatırım önceliklerinin belirlendiği, kaynakların etkin, üretimin verimli, katma değerin yüksek, ticaretin rekabetçi olduğu yapısal reformlara zemin hazırlayan bir Orta Vadeli Programın hazırlanmasını ve uygulanmasını arzu ediyoruz.” açıklamalarında bulundu.

“KFA fuarcılık başarı çıtasını yükseltiyor”

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yaklaşık 10 yıl önce Türkiye’nin ihracat vizyonunu geliştirmek amacıyla hayata geçirdikleri KFA Fuarcılık projesinin bugün dev organizasyonları gerçekleştiren bir yapıya kavuştuğunu söyledi. İbrahim Burkay, “Bugüne kadar birçok organizasyonu başarıyla gerçekleştiren KFA Fuarcılık olarak şimdi de dünyanın en büyük savunma sanayii buluşmaları arasında yer alan IDEF 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nın organizasyonunu üstlendik. Gelecek yıl 22-27 Temmuz tarihinde düzenlenecek fuar, dört farklı alanda eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Yeni yeri ve uluslararası işbirliklerine imkan sağlayacak yapısıyla IDEF, inşallah Türk savunma sanayinin gurur tablosu olacak. KFA Fuarcılık şirketimiz, Bursa markası olarak adını, ulusal ve uluslararası alanda daha da yukarı taşıyacak.” dedi.

“Şirketlerimizin risk yönetimi büyük önem taşıyor”

BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, artan küresel ve bölgesel risklerle birlikte ekonominin zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, yakın coğrafyada gelişen ve tüm dünyayı etkileyen savaşların ekonomik etkisinin tedarik zincirlerinde yaşanan sorunlar ve yüksek enflasyonun oluşturduğu ağır tahribatın iş dünyasının önündeki belirsizlikleri artırdığını ifade etti. Ali Uğur, risk yönetiminin finansmana erişim ve kaynakların etkin kullanımının işletmeler için hayati önem kazandığını da sözlerine ekledi.

Meclis toplantısında Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Görevlisi ve Ekonomist Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, enflasyon düzeltmesi uygulaması ve iş dünyasına etkilerine ilişkin sunum gerçekleştirdi. – BURSA

Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Ekonomi

BAE İzmir’e 500 milyon dolarlık yatırıma hazırlanıyor

Birleşik Arap Emirlikleri’nin İzmir Limanı’na 500 milyon dolarlık yatırım planı, yerel yatırımcılar arasında tartışmalara yol açtı. Reuters’e bilgi veren kaynaklar, müzakerelerin hâlâ sürdüğünü belirtti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin İzmir Limanı’na yönelik 500 milyon dolarlık hisse alım planı, yerel yatırımcılar ve uzmanlar arasında tartışmalara neden oldu.

Reuters’ın edindiği bilgilere göre, iki taraf arasında gerçekleştirilen görüşmeler, limanın işletme hakları için yapılan anlaşmayı kapsıyor. Bu anlaşmanın değeri yaklaşık 500 milyon dolar olarak değerlendiriliyor.

Geçtiğimiz Aralık ayında, Abu Dabi Port (ADP)’nin İzmir Limanı’nda bir pay almayı düşündüğü ve bu yatırımın 500 milyon doları bulabileceği haberleri gündeme gelmişti. Ancak, bölgesel rekabet ve kapasite koşullarındaki değişiklikler, anlaşmanın kapanışını erteledi. Konuyla ilgili iki kaynak, müzakerelerin halen devam ettiğini belirtti.

Bir kaynak, Türkiye’nin başka potansiyel alıcılarla da görüştüğünü, ancak ADP ile ilerlemeye karar verdiğini söyledi. Değişen rekabet ve kapasite koşullarının anlaşmanın nihai hale gelmesini geciktirdiğini vurguladı.

İkinci kaynak ise İzmir Limanı’nın 1959 yılında faaliyete geçtiğini ve güçlü lojistik bağlantılara sahip olduğunu ancak yatırım ihtiyacı duyduğunu ifade etti. İzmir Limanı, Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) portföyünde yer almakta ve konteyner hacmi ile yük tonajı bakımından Türkiye’nin en büyük limanları arasında bulunuyor.

TVF, ülke ve limana katma değer yaratmayı hedeflediklerini belirtti

“Türkiye Varlık Fonu olarak, ülkemiz ve İzmir Limanı için en yüksek katma değeri sağlama ve varlıklarımızın değerini artırma amacımız doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz.”

ekonomim.com