ABD ve Japonya’nın Çin’e yönelik çip kısıtlama planı neyi amaçlıyor?

ABD ve Japonya, Çin’e çip teknolojisi ihracatını kısıtlamaya yönelik önemli bir anlaşmada son aşamaya geldi. Ancak Japon şirketleri, bu ihracat kısıtlamalarının ardından Çin’den gelebilecek olası misilleme tehditlerinden endişe duyuyor. Peki Çin’in çip üretimindeki pazar payı nedir? Anlaşmanın ana hedefleri nelerdir? Çin’in ABD ve Japonya’nın çip endüstrisi üzerindeki ihracat kontrollerine karşı olası misilleme stratejileri nelerdir? Çin’in çip üretimindeki stratejik hedefleri nelerdir ve bu hedeflere ulaşmak için hangi politikaları uygulamaktadır? Çin’in uzun vadeli çip üretim stratejisi hakkında neler söylenebilir? Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi‘nden (TASAM) Prof. Dr. Sedat Aybar konuya ilişkin düşüncelerini Sputnik’e özel anlattı.

‘Çin, çip kullanan endüstrilerde üretimde dışarıya bağımlılığını azaltmayı düşünmekte’

Prof. Dr. Sedat Aybar Çin’in global çip endüstrisindeki rolünü ülkenin çip kullanan endüstrilerde üretimde dışarıya bağımlılığını azaltmayı düşündüğünü belirterek şunları kaydetti; “Çin’in çip sektöründeki küresel payı özellikle yakın zamanda bir hayli yükseldi. 2010’da küresel çip pazarının yüzde 3’üne hükmeden Çin, 2022 itibarıyla payını yüzde 5’e çıkarttı. Çip kullanan endüstrilerin ve ürünlerin Çin’in üretiminin temelindeki yaygınlığı göz önünde bulundurulduğunda bu oranın çok fazla olmadığı görülür. Bu gerçekliğin su yüzüne çıkarttığı ise Çin’in ürünlerinde kullandığı çiplerin ithalat bağımlılığının yüksek olduğudur. Bu yüzden Çin 2020 yılında 10 milyar dolar olan çip üretim kapasitesini artırarak 2025 yılı itibariyle 100 milyar dolara çıkartmayı hedeflemektedir. Böylece çip kullanan endüstrilerde ve ürünlerin üretiminde ithalat bağımlılığını, dışarıya bağımlılığını azaltmayı düşünmektedir. Çin ithalat bağımlılığını azaltırken, bu tür ciddi bir atılım yaparak küresel çip tedarik zincirinde de önemli bir oyuncu olmayı, özellikle kendi bölgesindeki Tayvan ve Güney Kore ile rekabet etmeyi arzulamaktadır.”

‘Çin, Batı’nın tartışmasız üstün olduğu bilimsel alanı ele geçirmek için bir dizi politika uygulamakta’

Aybar, Çin hükümetinin çip endüstrisine yaptığı teşviklerden bahsederken “Çin, Batı’nın tartışmasız üstün olduğu bilimsel alanı ele geçirmek için bir dizi politika uygulamakta” cümlesini kuruyor konuya ilişkin düşüncelerini şu sözlerle tamamlıyor:

Çin hükümeti hedeflerine ulaşmak için 2021’de, çip endüstrisine 150 milyar dolarlık yatırım yapmıştır. Çip üretimi yapan Çin menşeili şirketlere vergi indirimleri sağlanmış ve 2020’den buyana Yarı İletken Endüstrisini Geliştirme Fonu aracılığıyla Ar-Ge çalışmaları için yüksek miktarlarda teşvik verilmiştir. Çip üretimi sermaye yoğun, yüksek teknoloji gerektiren üretim ve emek süreçlerini kapsar. Bu tür üretimi gerçekleştirecek teknolojik altyapının sürdürülebilir olması akademik/bilimsel/düşünsel gelişkin süreçleri gerektirir. Bu bir kapasite inşasını dayatır. Çok pahalı olan bu tür kapasitelerin oluşması ve bilimsel alt-yapı yakın zamana kadar Çin’de bulunmuyordu. Dijital atılımlar, ayın karanlık yüzüne inebilecek teknolojik uygulamalar, Big Data kullanımı, robotikler, suni zeka vs. konularında Çin hükümeti atılımlar yapabilmek için çalışıyor. Ayrıca bilimsel/akademik alt-yapıyı oluşturmak için son dönemde çok ciddi girişimlerde bulunmakta. Ar-Ge çalışmalarına ayrılan kaynaklar, bilimsel yayınları Çin’e taşıma çabaları hep bu teşviklerin bir parçası olarak görülmelidir. Çin, Batı’nın tartışmasız üstün olduğu bilimsel alanı ele geçirmek için bir dizi politika uygulamaktadır. Çin bunların çıktılarının çip üretimine yönelik bir dizi sonuç üreteceğini öngörüyor.

‘Çin’in asıl meselesi çok büyük bir ekonomiyi devirmeden idare edebilmektir’

Prof. Dr. Sedat Aybar, Çin’in uzun vadeli stratejilerini “2025 yılına kadar yarı iletkenlerin yüzde 70’inin yerli üretimle karşılamayı hedeflemektedir“ cümlesiyle belirtti ve “Çin’in çip üretiminde bu kadar artışa yönelik iştahını besleyen en önemli stratejik hedefi üretimindeki dış bağımlılığı azaltmak ve böylece uluslararası rekabette maliyet üstünlüğünü devam ettirebilmektir. Özellikle yurtiçinde artan ücretler yüzünden teknolojik katma değeri yüksek ürünlere yönelmesinin ardında kendi iktisadi iç ve dış dengelerini sürdürülebilir kılma çabası bulunmaktadır. Bugüne kadar fazla veren ekonomisinin içeride artan toplam tüketim gerçekliği yüzünden açık veren ekonomiye evrilmesini engelleme arzusunun bir parçasıdır. Çip üretimini teşvik yöneliminin başlıca nedeni olarak iç ve dış dengeleri uyumlulaştırma iktisadi politikası paketinin daha küçük bir parçası olarak görülmelidir. Bu tespit Batı’da çok fazla vurgulanan ve küresel güç kaldıracı elde etmeye yönelik çalışmaları vurgulayan açıklamalardan farklıdır. Çin’in asıl sorunu çok büyük bir nüfusa sahip, çok büyük bir ekonomiyi devirmeden idare edebilmektir. Bunun dışında küresel güç projeksiyonları uluslararası ilişkileri ilgilendiren senaryolar içinde muhtemel açıklanabilir. Tüm bu senaryolar kurgulanırken Çin’in çip üretiminde yerli şirketleri desteklenmesi, teknoloji transferinin teşvik edilmesi ve özellikle de uluslararası işbirlikleri kurulması gibi politikalar izlediği unutulmamalıdır“ dedi.

‘ABD ve Japonya’nın Çin ihracatını kısıtlama anlaşması Çin’in çip endüstrisinde daralmaya neden olur’

Aybar, ABD ve Japonya, Çin’e çip teknolojisi ihracatını kısıtlamaya yönelik anlaşmanın yürürlüğe gelirse Çin çip endüstrisinde önemli bir daralmaya neden olacağını belirtirken şunları kaydetti:

“ABD’nin, yüksek teknolojiye sahip yarı iletkenlerin ihracatını sınırlamasının, kaçınılmaz olarak Çin’in çip endüstrisinde önemli bir daralmaya neden olur. ABD’nin Çin’e yönelik bu tip ticaret stratejisinin temel hedefi yüksek teknolojili yarı iletkenlerin Çin’e ulaşımını engellemek suretiyle onun askeri ve stratejik yetenekleri sınırlamaktır. Bu sayede Çin’in yarı iletken endüstrisini güçlendirerek, kendisine uygulanabilecek ticari yaptırımların etkisini azaltabileceği durumları kontrol etmeyi düşünmektedir.”

‘ABD, anlaşma tamamlanırsa Çin’in çip endüstrisinde yüzde 30’a kadar daralmaya yol açabileceğini öngörüyor’

Prof. Dr. Sedat Aybar ABD’nin planladığı yeni ihracat kontrollerinin ana hedefini Çin’in çip endüstrisinde daralmaya yol açmak olduğunu belirtti ve konuya ilişkin şunları aktardı:

“ABD, yaptırımların ve ticari kontrollerin Çin’in çip endüstrisinde yüzde 30’a kadar daralmaya yol açabileceğini öngörmekte ve bu avantajını yitirmek istememektedir. Bu nedenle müttefikleri olan Güney Kore, Tayvan ve Japonya gibi ülkelerin de kendisi ile iş birliği içinde hareket edip yüksek teknolojiye sahip yarı iletkenlerin ihracatını kısıtlamalarını istemektedir. Bu durumdan olumsuz etkilenme olasılığı yüksek olan bu ülke şirketlerinin rekabet gücünü devam ettirmeye yardımcı olmak için ABD, finansal ve Ar-Ge desteği sağlamaktadır. Bu tür destekler sonucunda küresel çip tedarik süreleri yüzde 20-30 oranında artabileceği öngörülmektedir. Böylece, çip endüstrisinde daha fazla bölgesel ayrışma yaşanması ve bağımsız yarı iletken pazarlarının oluşması beklenmelidir.”

“Irak-Türkiye petrol boru hattında ‘maliyet’ anlaşmazlığı”

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani maliyet konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle Irak-Türkiye petrol boru hattının faaliyete geçmesinin ertelendiğini belirtti.

Bağdat’ta Bloomberg International’a konuşan Başbakan “Bağdat, ülkenin kuzeyinde faaliyet gösteren uluslararası petrol şirketlerinin üretimi için ne kadar ödeyeceği konusunda anlaşamadı. Federal hükümetin bütçesi üretirken her varil için 8 dolar ödemeye izin verirken Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ise şirketlere 26 dolar ödüyor” diye konuştu. Yaşanan anlaşmazlık, bölgede petrol üretimine darbe vururken boru hattının yeniden faaliyete geçmesini de geciktirdi.

Günde yaklaşık yarım milyon varil petrolün piyasaya sürüldüğü Irak-Türkiye petrol boru hattında faaliyetlerin durdurulması, milyarlarca dolarlık gelir kaybına neden oluyor. Ancak boru hattının açılması, acil finansal ihtiyaçlar nedeniyle OPEC+ üretim limitine bağlı kalmayan ve aşırı üretimi telafi edeceğini defalarca söyleyen Irak için ikileme neden olabilir. Üretim limitine uyulmaması, OPEC+’nın fiili lideri Suudi Arabistan ile tartışma konusu haline geldi. Sudani “Kullanıcılar ve üreticilerin çıklarlarını dengelemek için OPEC kararlarına uymaya ve fiyatları korumaya kararlıyız.” dedi.

Ankara-Erbil arasında 2014’te imzalanan petrol ihraç sözleşmesinin Bağdat’ın haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Tahkim tarafından verilen tazminat cezasının ardından, Kerkük-Ceyhan boru hattından petrol sevkiyatı geçen yıl Mart ayında durdurulmuştu.

Türk hükümeti ise Ekim ayında boru hattının yeniden başlamaya hazır olduğunu bildirmişti.
Ancak Şirketlere maliyetler için ücret ödenmesi konusunda mali ve hukuki sorunlar ortaya çıktı:
Uluslararası firmalar Eylül 2022 ile Mart 2023 arasındaki üretim için 1 milyar dolarlık geçmiş borçlarını da talep etti.

İhracatın durdurulmasıyla şirketler yerel bazda ham petrol üretimi yapıyor. Iraklı yetkililer, bu üretimin OPEC kotasına uyma konusunda sorun yarattığını bildirmişti. Bloomberg tarafından derlenen verilere göre Irak günlük 4 milyon varil olan üretim limitini aşarak geçen ay 4,32 milyon varil üretim yaptı. Ülkenin Aralık ayından itibaren üretim limitlerini kademeli olarak artıracağı belirtiliyor.

Sudani ülkede yıllardır süren savaşın üretime zarar vermesi nedeniyle uzun vadede üretimi artırmayı hedefliyor. Ağustos ayında enerji devi BP, Kerkük’te üretim artışını desteklemek için anlaşma imzaladı. Irak ayrıca yakıt ithalatını azaltmaya yardımcı olmak için hasarlı rafinerileri onarıyor ve geliştiriyor.

Başbakan “Son 40 yıldır yaşanan savaşlar nedeniyle Irak doğalgaz ve petrol açısından sahip olduğumuz zenginliği doğru şekilde kullanmakta geç kaldık. Şimdi sahip olduğumuz zenginlikleri nasıl etkili bir şekilde kullanabileceğimize bakıyoruz.” şeklinde konuştu.

Sudani, yönetiminin petrol dışı sektörü canlandırmak için Irak’taki petrol gelirlerinin yaklaşık yüzde 40’ını yatırım olarak kullanmayı düşündüğünü söyledi. Sudani Irak’ın güneyindeki Basra kentinden Türkiye’ye ve oradan da Avrupa’ya uzanan planlı bir ticaret koridorunun ülkesi için “bir rüya” olduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye’ye yeni yerli otomobil geliyor

HABAŞ Otomotiv Genel Müdürü Hüseyin Urkun, ticari ve binek araç üretiminde yaklaşık 1 milyar euroluk bir yatırım planladıklarını belirterek, “HABAŞ’ın satın aldığı Honda’nın üretim fabrikasını binek otomobil üretimi için kullanacağız. Binekte de sedan ve crossover olmak üzere iki ayrı modelde araç üretmeyi planlıyoruz. Binekte hibrit, plug-in hibtrit ve benzinli olmak üzere üç versiyonumuz da olacak” dedi.

Hüseyin Urkun, Hannover’de düzenlenen IAA Transportation Fuarı’nda, markanın hedeflerine ve yatırım planlarına ilişkin AA’ya açıklamalarda bulundu.

HABAŞ olarak 2021’in başında İzmir Çiğli’de önce Ar-Ge faaliyetlerine başladıklarını dile getiren Urkun, Manisa’da organize sanayi bölgesinde 100 bin metrekarelik bir alanda seri üretim için fabrika kurduklarını söyledi.

Söz konusu fabrikanın 2025’in başında seri üretime geçeceğini belirten Urkun, “Fuarda gösterimini yaptığımız araçların ön üretimlerini de Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde iki fabrikada yapıyoruz, kendimize ait fabrikada. Daha sonra bütün hepsini Manisa organize sanayi bölgesine taşıyacağız. Honda fabrikasını da satın almamızla beraber orayı da devreye soktuk. Mesela kataforez hatlarını oradan kullanıyoruz, bu araçların tüm boya alt işlemlerini orada yapıyoruz. Sonra bunları İzmir’deki organize sanayi bölgesinde de topluyoruz.” diye konuştu.

“Binekte ‘hibrit, plug-in hibtrit ve benzinli’ olmak üzere üç versiyon var”

Otomobil üretme planları olduğunu da belirten Urkun, şunları kaydetti:

“HABAŞ’ın satın aldığı Honda’nın Şekerpınar’daki üretim fabrikasını binek otomobil üretimi için kullanacağız. Binekte de sedan ve crossover olmak üzere iki ayrı modelde araç üretmeyi planlıyoruz. 2025’in sonuna doğru binek otomobili açıklayacağız. Binekte hibrit, plug-in hibtrit ve benzinli olmak üzere üç versiyonumuz da olacak. Tasarımları kendi bünyemizde oluşturduk. Şu an motor konusunda, Volvo motor kullanıyoruz binekte. Hafif ticaride de Renault ile devam edeceğiz.”

Üretilecek araçlarda kullanılacak bataryayı hücre olarak Uzak Doğu’dan aldıklarını anlatan Urkun, “Yani HABAŞ marka bataryalar. Şu anda gördüğünüz tüm araçların üzerinde HABAŞ batarya var. Belgesi, tipi, onayı bize ait. Yani bataryaları orada yaptırıp getiriyoruz. Paketleme yapıyoruz. Burada paketleme ve diğer komponetleri yapıyoruz.” şeklinde konuştu.

“Yatırım tutarı ticari araçlarla birlikte 1 milyar euroyu bulabilir”

Otomobil üretimi için de yatırımların devam ettiğine dikkati çeken Urkun, şu ana kadarki yatırımın otomobil dahil yaklaşık 250-300 milyon euroları bulduğunu ve toplam yatırım tutarının ticari araçlarla birlikte 1 milyar euroyu bulabileceğini söyledi.

Urkun, Honda fabrikasındaki üretim kapasitesini otomobil için 75 bine yükselteceklerini ifade ederek, “Daha önce Honda’dan aldığımızda 50 bin kapasiteydi. Şimdi 75-100 bin arasına çıkarıyoruz kapasiteyi. Tüm bantları yeniliyoruz şu anda. Manisa’da da hafif ticari dahil 20 bin adet ticari araç üretim kapasitesi olacak” diye konuştu.

Bayi ağı oluşturma konusunda da yavaş yavaş çalışmalara başladıklarını aktaran Hüseyin Urkun, ulaşılabilir fiyat ve rakiplerin sürekli altında bir fiyatla piyasaya çıkmayı düşündüklerini sözlerine ekledi.

Hollanda hükümeti çip kısıtlamalarını genişletti

Hollanda hükümeti, çip üretiminde kullanılan ekipmanın ihracatına ilişkin kısıtlamaları genişlettiğini bildirdi.

Hükümetten yapılan açıklamada, gelişmiş yarı iletken üretim ekipmanları için 1 Eylül 2023 tarihinden bu yana yürürlükte olan ulusal ihracat kontrol tedbirlerinin genişletildiği belirtildi.

Açıklamada, bugünkü resmi gazetede yayınlanan ek kısıtlamaların yarından itibaren yürürlüğe gireceği ve bu tarihten itibaren, daha fazla türde çip üretim ekipmanının ihracatının izne bağlanacağı kaydedildi.

Buna göre, Avrupa Birliği (AB) dışına çip makinesi gönderecek firmaların, önceden hükümetten ihracat lisansı alması gerektiği ifade edildi.

ULUSAL GÜVENLİK VURGUSU

Çip üretim makinalarının, ileri askeri teknolojilerin üretiminde önemli bir rol oynadığı aktarılan açıklamada, bu ekipmanların kontrolsüz ihracatının Hollanda’nın güvenlik çıkarlarını etkilediği vurgulandı.

Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Reinette Klever konuyla ilgili X hesabındaki paylaşımında, yeni çip makinelerinin gelişmiş askeri araçların üretiminde kullanıldığına dikkati çekerek, “Ulusal güvenliğimiz nedeniyle bu makineler sadece lisansla ihraç edilebiliyor. Bakanlar Kurulu bu makinelerin kimin eline geçeceğini bu şekilde kontrol ediyor. Eski makineler bile artık sofistike çipler üretebiliyor. Bu nedenle hükümet listeyi genişletiyor. Bundan böyle eski çip makineleri için de ihracat lisansı gerekecek.” ifadelerine yer verdi.

ASML: CİDDİ DEĞİŞİKLİK OLMAYACAK

Çip üretim ekipmanları imalatında dünyanın önde gelen firmalarından Hollanda merkezli ASML, hükümetin kısıtlama politikasına ilişkin açıklamasında, bunun firmanın mali durumu ve uzun dönem politikalarında ciddi bir değişikliğe sebep olmayacağını bildirdi.

ÇİN VE RUSYA’YA YAPILACAK İHRACATI ETKİLEYECEK

Kamu yayıncısı NOS’un haberinde, Avrupa ve ABD’in, ASML gibi üreticilerin gelişmiş çiplerinin Çin’in eline geçmesiyle ekonomik ve askeri üstünlük kurmasından korkulduğu ifade edildi.

Haberde, Hollanda’dan çip makinası ithalatı yapan Çinli şirketlerin, hem Avrupalı rakiplerinin önüne geçmesinin, hem de süper bilgisayarlar ve yapay zeka destekli silahlarla da üstünlük kazanmasının söz konusu olduğu vurgulandı.

Trouw gazetesinin araştırmasına göre, Rusya’nın silah üretiminde kullandığı mikroçipleri, Hollandalı çip makinası üreticisi ASML’nin eski makineleriyle ürettiği belirtildi.

Haberde, Rus silah şirketlerinin bu makineler için gerekli yedek parçaları çoğunlukla Çin’deki aracılar vasıtasıyla temin ettiği aktarıldı.

Hollanda basınında, ülkedeki firmalardan gönderilen mikroçip makinalarının yaptırımların delinmesi yoluyla toplu halde Rusya’ya gittiği iddia edilmişti.

bigpara.hurriyet.com.tr

İhracatta pozitif iklim 8. ayında

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Sektörü İhracat İklimi Endeksi, Ağustos’ta da 50,0 eşik değerin üzerinde gerçekleşti. Temmuz’da 50,8 olan endeks Ağustos’ta 51,3 oldu. Ağustos’ta Türk imalatçılarının ana ihracat pazarlarının çoğunluğunda ekonomik aktivite artış gösterdi. ABD’de üretim belirgin bir şekilde artmaya devam ederken, Almanya daralma bölgesinde kaldı.

ABD, talepteki iyileşmenin ana kaynaklarından biri olmayı sürdürdü. Türk imalat sanayi ihracatı pazarının toplam yüzde 9’unu oluşturan Fransa ve İtalya’da üretim yeniden büyümeye geçti. Orta ve Doğu Avrupa’da üçüncü çeyrek ortası itibarıyla zayıf görünüm devam ederken, Orta Doğu’nun önemli bir kısmında genel olarak destekleyici talep koşulları sürdü. Ağustos’ta PMI anketi kapsamında takip edilen tüm ülke ve bölgeler içerisinde en güçlü üretim artışı Hindistan’da kaydedildi.

ABD’de üretim Ağustos’ta güçlü arttı

Ağustos’ta Türk imalatçılarının ana ihracat pazarlarının çoğunluğunda ekonomik aktivite artış gösterdi. En büyük pazar konumundaki Almanya’da ise genel eğilimin aksine üst üste üçüncü ay daralma yaşandı. Bu daralma belirgin düzeyde ve mart ayından bu yana en yüksek oranda gerçekleşti. ABD, talepteki iyileşmenin ana kaynaklarından biri olmayı sürdürdü. Üretim ağustosta güçlü şekilde artarken temmuz ayına göre de ivme kazandı. Birleşik Krallık’ta ise ekonomik aktivitenin büyüme temposu güçlenerek son dört ayın en yüksek düzeyine çıktı. Türk imalat sanayi ihracat pazarının toplam yüzde 9’unu oluşturan Fransa ve İtalya’da üretim yeniden büyümeye geçti. Özellikle Fransa’da üretimin son 15 aydır ilk kez artması ve bu artışın Mart 2023’ten bu yana en yüksek hızda gerçekleşmesi dikkat çekti. Euro Bölgesi’nin bir diğer büyük ekonomisi olan İspanya’da da ekonomik aktivite güçlü artış eğilimini korudu.

En güçlü üretim artışı Hindistan’da kaydedildi

Orta ve Doğu Avrupa’da üçüncü çeyrek ortası itibarıyla zayıf görünüm devam etti. Romanya, Polonya, Çekya ve Avusturya’da imalat sanayi üretimi daralma sergiledi. Aynı dönemde Rusya ise ekonomik aktivitede üst üste ikinci ay ılımlı artış kaydetti. Orta Doğu’nun önemli bir kısmında genel olarak destekleyici talep koşulları devam etti. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’da petrol dışı ekonomik aktivite ağustosta da hızlı artış kaydetti. Katar büyümeyi sürdürürken, Mısır’da son üç yıldır ilk kez iyileşme gözlendi. Buna karşılık Lübnan’da ise üretim daralmaya devam etti. Ağustosta PMI anketi kapsamında takip edilen tüm ülke ve bölgeler içerisinde en güçlü üretim artışı Hindistan’da kaydedildi. Diğer uçta ise üretimde son 20 ayın en hızlı düşüşünü kaydeden Myanmar yer aldı.

İstanbul Sanayi Odası Türkiye İhracat İklimi Endeksi hakkında değerlendirmede bulunan S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, şunları söyledi: “Ağustos ayı Türk imalatçılarının önemli ihracat pazarları açısından genel olarak pozitif geçti. Bu eğilimin en önemli istisnası olarak Almanya’nın daralma bölgesinde kalmaya devam etmesi, Orta ve Doğu Avrupa’da zayıflıkta da rol oynadı. İhracatçı firmalar, ABD ve Birleşik Krallık gibi büyük ihracat pazarlarında güçlenen büyüme eğiliminin yanı sıra Fransa ve İtalya’da yeniden başlayan olumlu seyrin devam etmesi beklentisinde olacaktır.”