Türkiye ve Orta Asya değişen bölgesel düzen ortamında bağları derinleştirirken Erdoğan Astana’yı ziyaret etti

Kazakistan ve Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Perşembe günü Astana’ya yaptığı resmi ziyaret sırasında Ebedi Dostluk ve Genişletilmiş Stratejik Ortaklık Bildirgesi’ni imzaladı. İki ülke, 13 milyar Euro’luk ikili ticaret hedefi belirledi ve savunma, enerji, ulaştırma ve dijital sektörlerde iş birliğini derinleştirdi.

Kazakistan, Rusya, Çin, Batı ve Türkiye ile eş zamanlı olarak ilişkilerini dengeleyen çok vektörlü bir dış politika olarak tanımladığı şeyi izledi.

Tokayev, Türkiye’yi Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan “altın köprü” olarak tanımlayarak görüşmelerin gidişatını belirledi.

“Dengeli ve ileri görüşlü politikanız sayesinde Ankara’nın küresel sahnedeki etkisi istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor” dedi.

Aqorda Basın Servisi

Tokayev, “Türkiye, güçlü ekonomisi ve saygın diplomasisiyle Avrupa ile Asya’yı ve tüm Türk dünyasını birbirine bağlayan ‘altın köprü’ olarak kabul ediliyor.” diye konuştu.

Erdoğan ayrıca, adını 12. yüzyılda yaşamış bir Türk Sufi mutasavvıf ve şairinden alan, yeni kurulan Koca Ahmet Yasavi Nişanı ile de ödüllendirildi ve bu nişanın ilk alıcısı oldu.

Tokayev, bu onurun “derin sembolik önem” taşıdığını belirtti. Erdoğan bunu Türk halkına saygının ve iki millet arasındaki kardeşliğin sembolü olarak kabul etti.

İki cumhurbaşkanı, ikili iş forumunun yanı sıra Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin 6. toplantısına eş başkanlık yaptı. Erdoğan, mevcut ikili ticaret seviyelerinin neredeyse üç katı olan 13 milyar Euro’luk ticaret hedefine ulaşmanın önemini vurguladı.

“Bu hedefe ulaşmak için, Hükümetlerarası Ekonomik İşbirliği Komisyonu’nun 15 Nisan’da Astana’da düzenlenen 14. oturumunda kabul edilen 67 maddelik Eylem Planının uygulanmasının sağlanmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

İkili ticaret yaklaşık %9 artışla 4,5 milyar Euro’nun üzerine çıktı. Kazakistan’da yaklaşık 4.000 Türk şirketi faaliyet gösteriyor ve Ankara ülkenin en büyük beş ticaret ortağı arasında yer alıyor.

Aqorda Basın Servisi

Ankara’nın Kazakistan’daki yatırımı 5 milyar avroyu, Kazakistan’ın ise Türkiye’deki yatırımı 2 milyar avroyu aşıyor.

Kazakistan Başbakan Yardımcısı Serik Zhumangarin, yaklaşık 3,5 milyar avro değerinde 100 yatırım projesinin tamamlandığını, benzer tutarda 50 yatırım projesinin de yolda olduğunu söyledi. Kazakistan, Türkiye’ye ihracatını yaklaşık 573 milyon Euro’ya çıkarmayı hedefliyor.

Tokayev daha fazla büyümeye olan güvenini dile getirdi. “Her iki ülkenin finans merkezleri ve dijital ticaret platformları arasındaki ortaklık, daha derin ticari ve ekonomik ilişkileri teşvik edecektir” dedi.

Türk şirketlerinin buğday işleme ve sera komplekslerine yatırım yapmasıyla tarımsal ticaret geçen yıl %25 artarak neredeyse 327 milyon Euro’ya ulaştı. Kazakistan tarımsal işbirliği için 2026-2028 yol haritasını önerdi.

Taşımacılık konusunda Tokayev, Çin’i Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayan Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Rotasını genişletme planlarını yineledi.

Tokayev’e göre iki ülke arasındaki demiryolu taşımacılığı bu yıl yüzde 35, karayolu taşımacılığı ise yüzde 5 arttı.

“We agreed to enhance the potential of the Trans-Caspian International Transport Route through the implementation of a number of projects,” he said, calling on Turkish investors to increase participation via Aktau and Kuryk ports.

Kazakistan da TAV Havalimanları Holding’in Almatı’da uluslararası havalimanı inşa etmesine destek verdiğini ifade ederken, Erdoğan da teklifi memnuniyetle karşıladı.

Enerji sektöründe Kazakistan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın Kazakistan pazarına girme planlarını memnuniyetle karşıladı. Tokayev, metal, işleme ve lityum üretimindeki uzmanlıklarını öne sürerek Türk şirketlerini madencilik projelerine katılmaya davet etti.

Deklarasyona hukuki yardım, kültür merkezleri, yatırımların korunması, petrol ve gaz işbirliği, İHA üretimi, eğitim, yayıncılık ve finans merkezi işbirliğini kapsayan bir dizi ikili anlaşma eşlik etti.

Aqorda Basın Servisi

Dijital tarafta Kaspi.kz’nin Türk e-ticaret platformu Hepsiburada’yı desteklemesi beklenirken, Freedom Holding Corp da Türkiye’de dijital ve aracılık hizmetlerini genişletiyor.

Ziyaret, Türk Devletleri Teşkilatı liderlerinin 15 Mayıs’ta Türkistan’da “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma” konulu gayrı resmi zirvesi öncesinde gerçekleşti.

2009 yılında kurulan OTS, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan’ı, Macaristan ve Türkmenistan’ı da gözlemci olarak gruplandırıyor.

Türkiye gayri resmi olarak organizasyona liderlik ederken, Kazakistan Türkiye’den sonra en büyük ekonomiyi sağlıyor. Rusya ve Çin üye değil.

Ziyaret, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının Avrupa ile Asya arasındaki geleneksel kara ticaret yollarını bozduğu, Orta Asya devletlerinin ortaklıkları çeşitlendirme ve Moskova’ya ekonomik bağımlılığı azaltma çabalarını hızlandırdığı bir dönemde gerçekleşti.

Kazakistan Yatırım Amaçlarını Artırıyor

Kazakistan, Orta Asya’da en çok yabancı yatırım çeken ülke olarak 2029’a kadar 150 milyar dolar daha direkt yabancı yatırım almayı hedefliyor.

Orta Asya’nın en büyük iktisadı pozisyonunda bulunan ve bu yıl bağımsızlığının 33. yılını kutlayacak olan Kazakistan, yabancı yatırımcılar için cazibesini koruyor.

Uluslararası İdare Geliştirme Enstitüsü (IMD) datalarına nazaran, Kazakistan dünyada rekabet edilebilir 35 ülke ortasında yer almayı başardı.

2029 yılına kadar 150 milyar dolar daha direkt yabancı yatırım çekmeyi hedefleyen Kazak hükümeti, bu kapsamda yabancı şirketler için bürokratik mahzurların azaltılması, vergi muafiyetinin getirilmesi, maliye kontrollerine tabi tutulmaması ve yasal haklarının korunması üzere adımlarla olumlu yatırım iklimi oluşturuyor.

Bu bağlamda Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Mayıs 2024’te imzaladığı iktisadın kıymetli ölçüde özelleştirilmesine yönelik kararnamesi de dikkati çekiyor.

Tokayev, 31 Ekim’de başkanlık ettiği Yabancı Yatırımcılar Kurulu’nun 36. Toplantısı’nda “Ülkemizde yatırımcıların çalışma şartlarını güzelleştirmeyi amaçlayan sistematik adımlara devam edeceğiz.” dedi.

Yüz ölçümü bakımından dünyanın en büyük 9’uncu ülkesi ve petrol ve doğal gaz dışında varlıklı “kritik ham madde” rezervine sahip Kazakistan’da hükümet, bilhassa jeoloji bölümüne yatırım yapacak yabancı şirketlere öncelik veriyor.

Halihazırda ülkede yaklaşık 1,6 milyon kilometrekarelik alanın jeolojik keşif gayeli toprak altı kullanım haklarının alınmasına açık olduğu belirtiliyor.

Ülkede ham unsur dışı bölümlerin geliştirilmesi istenilse de Kazakistan iktisadında petrol hala büyük rol oynuyor.

Bağımsızlığından bu yana petrol üretiminin 3 kat arttığı ülkede kelam konusu kesimde bilhassa Batılı şirketlerin yüklü olarak yatırımları bulunuyor.

Ülkede gelecekte petrol üretiminin yılda 100 milyon tona çıkarılması hedefleniyor.

Aynı vakitte 200 milyon hektarı aşan tarım yeriyle ülke, bu alanda da yabancı yatırımcılara büyük fırsatlar vadediyor.

Ülkede tarım bölümünde gelecekte 5 milyar dolar bedelinde 100’den fazla projenin, yabancı yatırımcıların iştirakiyle hayata geçirilmesi planlanıyor.

Ayrıca Kazakistan’da ulaştırma ve nakliyat bölümü de yabancı yatırımcılar için büyük fırsatlar sunuyor. Hükümet özellikle Hazar Denizi geçişli Trans Hazar Memleketler arası Koridoru’nun altyapı ve lojistik geliştirilmesine yönelik projeleri önemsiyor.

Kazakistan’ın başşehri Astana’da her yıl ülkenin yatırım potansiyelinin tanıtıldığı “Küresel Yatırım Yuvarlak Masa” (KGIR) aktifliği düzenleniyor.

Çok sayıda yabancı yatırımcının yanı sıra uzmanların da katıldığı aktiflikte bu yıl da yüzlerce yabancı yatırımcı bir ortaya geldi. Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, aktifliğin açılışında yaptığı konuşmada, ülkede şu anda 14 “özel ekonomik bölgenin” faaliyet gösterdiğini söyledi.

Bektenov bu “özel ekonomik bölgelerde” yabancı yatırımcılar için vergi ve gümrük ayrıcalıklarının sağlandığını, yabancı personel çalıştırma prosedürünün kolaylaştırıldığını ve iş dünyasının önündeki idari mahzurların azaltıldığını bildirdi.

Etkinliğe Türkiye’den katılan Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esma Özdaşlı, AA muhabirine, yabancı yatırımcıların Kazakistan’ı tercih etmesindeki en değerli ögelerin başında ekonomik istikrar ve devlet tarafından sağlanan teşvikler geldiğini söyledi.

Avrupa Birliği tarafından kritik olarak nitelendirilen 34 kritik ham hususun 18’inin Kazakistan topraklarında bulunduğunu belirten Özdaşlı, Kazakistan’ın şu anda petrol dışı alanlara yabancı yatırım çekmeyi hedeflediğini bildirdi.

Özdaşlı, Kazakistan’ın bulunduğu coğrafya prestijiyle da global tedarik zinciri açısından çok değerli olduğunu, 2023’te 23 milyar dolar yabancı yatırımın gelmesinin de yabancı yatırımcıların bu ülkeye duyduğu itimada işaret ettiğini kaydetti.

Kazakistan’da farklı kesimlerde Türk şirketlerinin faaliyet gösterdiğini aktaran Özdaşlı, şunları söyledi:

“Özellikle son yıllarda Türkiye’nin ulusal savunma endüstrisinde artan gücüyle birlikte Türkiye ile Kazakistan ortasında askeri eserlerin üretilmesi, askeri teknolojinin geliştirilmesi açısından çok fazla mutabakat yapıldı. Türk savunma endüstrinin Kazakistan’da kıymetli teşebbüsleri var. Bu toplantıda Kazakistan Başbakanı’nı, başka üst seviye yetkilileri dinledik. Hepsi Kazakistan’ın yabancı yatırımcıyı beklediğini bilhassa Türkiye kelam konusu olduğunda o kardeşliğin getirdiği yakınlıkla Türk yatırımcılara daha fazla teşvik sağlandığını gördük.”

Ceza Korkusuyla İhracatçı İhracat Yapıyor

İstanbul Demir ve Demir Dışı Met­aller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) ve Hırdavat Sa­nayici ve İş Adamları Derne­ği (HISİAD) Başkanı Çetin Tecdelioğlu, hem içinde bu­lundukları sektör, hem de ül­ke ihracatını bekleyen teh­like çanlarına dikkat çekti. Türk ihracatçısının sadece Uzakdoğu değil artık Avru­palı rakipleri karşısında da fiyat tutturamadığını ifa­de eden Tecdelioğlu, “Rus­ya ve Türk Cumhuriyetle­ri pazarını Çin’e kaptırık. Gelişmemiş ülkelerde re­kabet etme şansımız olmu­yor. Bizden daha gelişmiş ül­kelerde de kalite beklentisi yüksek olduğu için fiyat re­kabetini sağlayamıyoruz.

Çin’in fiyatı bizim ham­madde fiyatımız kadar. Ara­daki makas yüzde 50” dedi. Türkiye’nin İtalya, Polonya gibi ülkelerle de fiyat reka­beti edemediğini söyleyen Tecdelioğlu’na göre, bunun nedeni enflasyonla paralel artmayan döviz kuru. “Kâr kalmadı, zararına satıyoruz” diyen Tecdelioğlu, “Çün­kü bankadan kredi almışım. Karşılığında ihracat taah­hüdü vermişim. O taahhüdü yerine getirmek için o sipa­rişi almak zorunda kalıyo­rum. Öbür türlü bankadan ceza yiyeceğiz” diye devam etti. Tecdelioğlu, sektörle­rin küçülmesi nedeniyle sa­nayicinin yatırımdan uzak durduğunu da ekledi.

“Mısır’a giden yatırım Türkiye’de sanayiyi bitirir”

Başta tekstil olmak üzere Türkiye’den birçok sektörün Mısır’da yatırım yaptığını hatırlatan Tecdelioğlu, özel­likle yan sanayi gerektirme­yen alanlarda yatırımların kaydığını belirtti. Hırdavat alanında da giden yatırımlar olduğunu ancak yan sanayi gerektiren bu alanda üreti­min kola olmayacağını kay­deden Tecdelioğlu, büyük bir riske de dikkat çekti.

Tec­delioğlu, şunları söy­ledi: “Bir fab­rika yan sanayisiz olmaz. Bugün tekstil­ci Mısır’a gitti. Ama teks­tilcinin yan sanayiye ihti­yacı yok. Bugün bir otomo­tiv sektörü Mısır’a gidip de bir fabrika kuramaz. El aleti sektörü Mısır’da yatırım yapacak mümkün değil. Ka­lıpçı yok. Yan sanayisi yok. Uygun değil. Ama bizim sa­nayicimiz Mısır’a yatırım yapıp kendi yan sanayisini oluşturma çabasına girerse işte o zaman sanayimizi kay­bederiz.”

“İllere göre sanayi kümelenme modeli olmalı”

Sanayiyi Mısır’a kaçırmak yerine Türkiye’nin kendi sa­nayi stratejisini oluşturma­sı gerekliliğine dikkat çeken Tecdelioğlu, “Sanayi stra­tejimiz olmazsa treni kaçı­rıyoruz. Kümelenme mo­deline gitmeliyiz. 81 ilde 81 sektör belirleyip hangi ilde hangi sektör öne çıkıyorsa yatırımları ona göre yönlen­dirmeliyiz.” dedi.

Sanayide­ki nitelikli eleman sorununa da dikkat çeken Tecdelioğ­lu, “Dünya ölçeğinde çalışan, global pazarda fırsat yaka­lamış bazı firmalar, çalıştı­racak işçi bulamadığı için vardiya düşürüyor, sipa­riş alamıyor” dedi. Usta ye­tiştirmenin temelinin kü­çük sanayide olduğunu ifade eden Tecdelioğlu, şöyle de­vam etti: “Küçük sanayiler kurup burada ustalarımızı yetiştirip ana sanayilerimi­ze kuluçka olarak gönderme­miz lazım. Devlet Planlama Teşkilatı kurulmalı.”

“AB’de hala 70 katlık pazarımız var”

Öte yandan ihracatta yeni pazarlara dönük stratejileri de anlatan Tecdelioğlu, “Uzak ülkeler stratejisi ya­nında bir de İslam ülkeleri stratejisi var. Bunların hep­si doğru planlanmış strate­jik çalışmalar. Bir taraftan da Avrupa Birliği var. Hala ih­racatımızın yüzde 55’i Avru­pa’ya yapılıyor, vazgeçeme­yiz. AB’de daha hala sattığı­mız malın 70 katı daha pazar var. Yani AB’de iyi lojistik merkezler kurup sektörel bazda alt tabanıyla bir stra­teji oluşturabilirsek AB’den hala çok daha fazla faydala­nabiliriz” diye konuştu.

2025’te 4 ilde 4 meslek lisesine destek

HISİAD uygulamaya koyduğu kararla şu ana kadar 6 ildeki meslektaşlarını ziyaret etti. Yetişmiş eleman açığını da gündemine alan dernek, sos­yal sorumluluk amaçlı mes­lek liselerine destek vermeye başladı. İlk olarak Ordu-Fatsa Gazi Mesleki ve Teknik Ana­dolu Lisesi’ne makineler ba­ğışlayan dernek, 2025 yılında 4 ilde 4 ayrı okula destek ve­recek. Tüm ticaret ve sanayi odalarını meslek liselerine ha­mi olmaya davet eden Çetin Tecdelioğlu, “Bu şekilde hem öğrencilerin kariyer planlan­ması hem öğrencilerimizin sanayiyle buluşması, hem de okulların tercih edilebilir bir okul olmasını sağlarız” dedi.

“BRICS’i gözümüzde büyütmeyelim”

Türkiye’nin olası BRICS üyeliği hakkında da yorum yapan Çetin Tecdelioğlu, “BRICS’i biraz gözümüzde büyütüyoruz. BRICS siyasi bir kümelenme, Ekonomik bir kümelenme değil. Daha BRICS’in kendi aralarında yapmış olduğu bir ekonomik bir platform veya bir genel sekreterliği bile yok. Bu sadece bir plan. Öte yandan dünya toplumunun yüzde 45’i, dünya ekonomisinin de yüzde 37’si BRICS’in içinde” dedi.

“Çin’e kaptırmadan Afrika’da derinleşmeliyiz”

Afrika pazarının çok hızlı geliştiğine işaret ederek 3 bin dolar olan gay­ri safi milli hasılanın 4 bin dolar olmasıyla Afrika’daki tüketim bir anda yüzde 40 değiştiğini kayde­den Tecdelioğlu, “Bin dolarlık bir fark toplumdaki sarfiyatı bir anda yüzde 40 artırıyor. O yüzde 40’lık artışla Türkiye için ideal bir pazar oluyor ki ambalajıyla, plastiğiyle, züccaciyesiyle, kapı-pencere doğramasıyla bir anda bir pazar yaratıyor. Çinliler’e, Hindistanlılar’a ve Avrupalılar’a kaptırmadan Afri­ka’da daha fazla derinleşmemiz lazım” vurgusu yaptı.

Bakan Uraloğlu: Türkiye-Avrupa Kalkınma Yolu Gerçekleşiyor

Berlin’de iki yılda bir düzenlenen Avrupa’nın en büyük uluslararası ulaşım teknolojileri, sistemleri ve araçları fuarı InnoTrans’da Türk şirketlerini desteklemek için bulunan Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliğinde Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve iş insanlarıyla bir araya geldi.

Uraloğlu, dünya çapında önemli olan bir fuara katılma vesilesiyle Berlin’de olduklarını belirterek, Almanya’nın Türkiye’nin en yoğun ve en üst seviyede ilişki kurduğu ülkelerden birisi olduğunu söyledi.

Türkiye’nin dünya haritasında bulunduğu stratejik konuma dikkati çeken Uraloğlu, “Bizim haritamızın olduğu coğrafyayı şöyle hiç dünyayı bilmeyen birisine açsanız bizim ülkemizi parmakla gösterir. Burası kıymetlidir diye. Gerçekten böyle çok kıymetli bir coğrafya üzerinde bulunuyoruz. Doğu-batı geçiş yollarından tarihi İpek Yolu’ndan modern İpek Yolu’na kadar gerçekten çok kıymetli bir coğrafyadayız.” diye konuştu.

Uraloğlu, Türkiye’den 4 saatlik uçuşla 67 ülkeye gidildiğini anlatarak, bu 67 ülkenin 1,5 milyar nüfusa, 40 trilyon dolarlık milli gelire ve 10 trilyon dolarlık ticaret hacmine sahip olduğunu söyledi.

Türkiye başta Orta Koridor olmak üzere hem doğu-batı ve hem de kuzey-güney ticaret yolları üzerinde bulunduğunu belirten Uraloğlu, “Biz de Türkiye’nin bu konumunu ciddi bir şekilde güçlendirmek istiyoruz. Ona yönelik yatırımlar yapıyoruz.” dedi.

22 yılda 32 havalimanı yaptık

Bakan Uraloğlu, vatandaşlara hizmet etme gayretiyle bakanlığının bütün ekipleriyle gece gündüz çalıştıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Son 22 yılda 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 29 bin 505 kilometreye çıkardık…Türkiye’deki taşıt sahipliği yaklaşık 8 milyon iken bugün taşıt sahipliği 30 milyona çıktı. Şehirler arasındaki ortalama hızı da saatte 40 kilometreden 90 kilometreye çıkardık. Türkiye’de 26 tane havalimanı vardı. 22 yılda 32 tane daha havalimanı yaptık. Gerçekten dile kolay. Yani bir buçuk yılda bir neredeyse bir havalimanı yapmışız. Seyahat eden insan sayısı dış hatlar dahil geçen yıl 214 milyondu.

Bu sene 230 milyon olacağını düşünüyoruz. İstanbul Havalimanı geçen ay sonu itibariyle 53 milyondu. Onun da bu yıl 80 milyonlara çıkacağını düşünüyoruz. Öbür taraftan demir yollarında neler yaptık? Yaklaşık 11 bin kilometre. Cumhuriyet’in ilk zamanlarında başlattığımız sonrasında da maalesef çok sürdüremediğimiz demir yolları hamlesini tekrar canlandırdık. Mevcut demir yolunu sinyalizasyonlu ve elektrikli hale getirdi. Yine ülkemizi yüksek hızlı trenle tanıştırdık. 2 bin 250 kilometrelik bir demir yolu ağı inşa ettik.”

Bakan Uraloğlu, “Basra Körfezi’nden, Irak üzerinden Türkiye’ye, oradan bütün Avrupa’ya ulaşabilecek bir Kalkınma Yolu Koridoru üzerinde yoğun çalışıyoruz. Ülkenin konumunu güçlendirmek için ulaşım koridorlarında eksikliklerini hızlıca giderme gayreti içerisindeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Uraloğlu, çalışmalara devam ettiklerini, Türkiye’de sadece altyapıya yatırım yapmadıklarını, raylı sistem araçlarını da üretmeye başladıklarına dikketi çekerek, “Demir yollarımızın bünyesinde mesela saatte 160 kilometre hızla giden elektrikli kendi yolcu trenimizi ürettik.

Lokomotiflerimizi zaten üretiyorduk. Şimdi 225 kilometre hızla olana inşallah bu önümüzdeki sene başlıyoruz. Onu üreteceğiz. Bir taraftan da artık 300-350 kilometrelik yollar yapmayı da planlıyoruz. Mesela Ankara’yla İstanbul arasında saatte 350 kilometre hızla giden süper hızlı tren yapalım istiyoruz.” diye konuştu.

Türkiye’de 217 tane irili ufaklı limanın olduğunu da aktaran Uraloğlu, “Kovid-19 ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrası ülkemizi gerçekten bütün risklere karşı nasıl donanımlı yapabiliriz? O riskleri nasıl az sıkıntıyla atlatabiliriz? Bunu düşünüyoruz.” dedi.

“Almanya’da olmanız her şeyiyle kıymetli”

Uraloğlu, 85 milyon nüfusun olduğu Türkiye’de cep telefonu abone sayısının 90 milyonu geçtiğini söyledi. Türkiye’nin 81 ilinde ihtiyaçları gidermeye çalıştıklarını vurgulayan Uraloğlu, şöyle devam etti:

“Allah rızası için dokunmaya çalıştık. Yani bize Allah bu görevleri nasip etti, bu imkanları verdi. Biz de insanımızın işini nasıl kolaylaştırırız? Bu gayret içerisinde olduk, iyi niyetle…İşte imkanlar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız. Asla buna katılmadığımı söylemek isterim. Bir insanın ihtiyaçları belli değil midir? Bir sınırı yok mudur?

Kesinlikle vardır. Bir ülkenin ihtiyaçları sınırlı değil midir? Kesinlikle yani o anlamda böyle bazen tam bir tüketim politikası noktasında söylemler var. Onları bu yaklaşımla çok da doğru bulmadığımı söylerim. Biz tabii Türkiye’nin şu geldiği noktayı esasında biz çok daha öncesinde yakalamış olmamız gerekirdi. Biz teknoloji noktasında çok şükür güzel işler yaptık ama yapmamız gereken daha çok işler olduğunu ben söylemek isterim. O noktada gayret ediyoruz.”

Uraloğlu, Almanya’da 3,5 milyon Türkiye kökenli insanın yaşadığını hatırlatarak, bunun yüzde 10’nun başkent Berlin’de olduğunu kaydetti.

Bakan Uraloğlu, “Değerli kardeşlerim sizlerin burada olması her şeyiyle kıymetlidir. Bir kere siz hani bireysel olarak kendi ailenizin, kendi yakınlarınızın geçimi noktasında bir gayretiniz var. Yani birçok fedakarlığınız var. Sonra ülkemize döviz kazandırmayla ilgili. Sonra burada istihdam sağlamayla ilgili gayretleriniz var. Bunlar gerçekten bizim için kıymetli. Özveriyle buradasınız. Ve ülkemizi, Türkiye’mizi siz burada güzel bir şekilde temsil ediyorsunuz. Sizin her hareketiniz o anlamda da bir temsilin karşılığıdır diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu daha sonra Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve iş insanlarından gelen soruları cevapladı.

Ticaret Bakanlığı Basın Müşaviri Uysan: Türkiye’nin gümrük sistemi ihracat ve ithalatta İsrail’e kapalıdır

Basın Müşaviri Uysan, sosyal medya hesabı X’ten, Ticaret Bakanlığının, ‘İsrail’le ticaretin 3. ülkeler üzerinden sürdüğü‘ iddialarını yalanladığı açıklamasına atıfta bulunarak, konuya ilişkin paylaşım yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisinin başkan yardımcısının, İsrail İstatistik Kurumu‘nun verilerine işaret ederek İsrail ile ticaretin sürdüğüne ilişkin açıklamalarını şaşkınlık ve üzüntüyle izlediklerini bildiren Uysan, şu değerlendirmelerde bulundu:

İsrail zulmü altında Filistin, Gazze ve Batı Şeria’da 41 bin kişinin şehit olduğu, Lübnan’da daha iki gün önce onlarca kişinin can verdiği ve binlerce kişinin yaralandığı bir dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz ve Türk halkı cansiperane bir şekilde Filistin halkı ile birlikte mücadele ederken, dünyada İsrail ile tüm ticareti durdurmuş tek ülke Türkiye iken, yapılan bu mesnetsiz ve İsrail makamları ile işbirliği yaparak yalan ve çarpıtma amaçlı açıklamaların, Filistin davası ve Filistinlilerin menfaatleri ile hiçbir alakası bulunmamaktadır.

Sadece İsrail’in menfaatlerine hizmet ediyorlar. Bu açıklamaların en acı ve utanılacak tarafı, söz konusu açıklamalarda Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi gümrük ve dış ticaret sistemleri ve Türkiye İstatistik Kurumunun şeffaf ve gerçek veri ve istatistikleri dururken İsrail servislerinin ve kurumlarının dezenformasyon amaçlı verilerinin kaynak gösterilmesidir. Başlı başına bu bile, bu açıklamayı gerçekleştiren siyasi ve bir kısım medya zevatın Filistinlileri ağzına dahi almazken Türkiye’yi ve hükümeti yıpratmak hedefiyle İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini, kimlerden bilgi ve yönlendirme aldığını açıkça ortaya koymaktadır. Tek dertleri, dünyada Filistin için en çok uğraşan, İsrail soykırımı karşısında onurlu ve haysiyetli bir duruş ve politika izleyen ve Filistinli tüm yetkililerin devamlı teşekkür ettiği Türkiye’nin ve hükümetinin mazlum Filistin için verdiği büyük çabalarına zarar vermektir. Zaten İsrail makamlarının sosyal medya paylaşımlarında onları överek atıf yaptığına zaman zaman şahit olduk.

Uysan, Türkiye Cumhuriyeti’nin, hükümeti ve halkıyla topyekun Filistin’in yanında olduğunu vurguladı.

“Türkiye’nin gümrük sistemi kısmen 9 Nisan 2024’te, tamamıyla 2 Mayıs 2024’ten beri ihracat ve ithalatta İsrail’e kapalıdır” ifadesini kullanan Uysan, şu cümleleri kaydetti:

Açıkladığımız gibi, sadece Filistin Ulusal Ekonomi Bakanlığının uygunluk verdiği, Filistinlilere ulaştırılan ve Filistinli mazlumların ihtiyacı olan ürünler, bu uygunluk sonrası varış yeri Filistin olmak şartıyla sevk edilebilmektedir. Hal böyleyken bu yalan ve iftira korosunun amacı, Türkiye’nin tüm dünya ülkelerine yaptığı ihracatı bile sabote etmek, İsrail çıkarlarına hizmet etmek ve Filistinli mazlumların ihtiyacı olan ürünleri dahi temin etme süreçlerine zarar vermektir. Bu konuda Ticaret Bakanlığımız, gerekli açıklamayı iki gün önce yapmıştır.

BOTAŞ ve Total’dan 10 yıllık LNG anlaşması

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar “Farklı kaynakların karışmasıyla bir Türk harmanı oluşturuyoruz. Bu karışımı Avrupa’ya sunabilecek haldeyiz” dedi.

Türkiye, doğal gazda tedarik yelpazesini genişletecek adımlar atmaya devam ediyor. Daha önce 3 küresel şirketle imzalanan anlaşmalara bir yenisi daha eklendi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ABD temasları sırasında BOTAŞ ile TotalEnergies, 10 yıllık LNG anlaşması imzaladı. Anlaşma ile Total, 2027 yılından itibaren her yıl yaklaşık 1,6 milyar metreküplük toplam 16 adet LNG kargosu temin edecek. BOTAŞ, LNG’nin bir kısmını ABD’deki dolum limanlarından, bir kısmını da Türkiye ve Avrupa terminallerinden teslim alabilecek.

İmza töreni sonrasında bir açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin 50-55 milyar metreküplük tüketimi ile Avrupa’nın 4’üncü en büyük doğal gaz piyasası olduğu belirterek “Türkiye’de farklı kaynaklardan gelen gazların karışması suretiyle bir Türk Harmanı oluşturuyoruz. Bu karışımı da Avrupa’daki müşterilere, özellikle Güney Doğu Avrupa’da gaz ihtiyacı olan ülkelere sunabilecek hale gelmiş durumdayız.” dedi.

HEDEF DOĞAL GAZ MERKEZİ OLMAK

Farklı kaynaklardan aldığı doğal gazı güçlü altyapısıyla depolayabilen Türkiye, doğal gaz merkezi olma hedefi doğrultusunda stratejik hamleler yapıyor. ABD’nin Houston eyaletinde düzenlenen Gastech 2024 Fuarı ve Konferansı marjında küresel bir enerji şirketi olan TotalEnergies ile BOTAŞ arasında bir anlaşma imzalandı. Anlaşmaya Bakan Bayraktar refakat ederken BOTAŞ Genel Müdürü Abdulvahit Fidan ile TotalEnergies LNG Kıdemli Başkan Yardımcısı Gregory Joffroy imzaları attı.

TEDARİK PORTFÖYÜ ÇEŞİTLENİYOR

Anlaşmaya göre; TotalEnergies, 2027 yılından itibaren her yıl yaklaşık 1,6 milyar metreküplük 16 adet LNG kargosu temin edecek. BOTAŞ, LNG’nin bir kısmını ABD’deki dolum limanlarından, bir kısmını da Türkiye ve Avrupa terminallerinden teslim alabilecek. Anlaşma ile Türkiye’nin doğal gaz tedarik portföyü çeşitlenecek. BOTAŞ bu ve benzeri anlaşmalarla ilave operasyonel ve ticari kabiliyetler elde ederek küresel piyasada daha güçlenecek.

UZUN DÖNEMLİ ANLAŞMALAR

10 YILI KAPSIYOR

Bayraktar, Total ile yapılan anlaşmanın 10 yılı kapsadığı kaydederek “2027 yılından başlamak suretiyle 10 yıl boyunca her yıl yaklaşık 1,6 milyar metreküp toplamda 16 kargoluk LNG’nin Türkiye’ye teslimini içeriyor. Dolayısıyla toplamına baktığınıza 16 milyar metreküplük bir anlaşma.” diye konuştu.

80 MİLYAR METREKÜPLÜK KAPASİTE

Türkiye’nin mevcut altyapısıyla ihtiyacının üzerindeki gazı alabilecek hale geldiğini belirten Bayraktar, Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretim, uluslararası boru hattı projeleri ve LNG altyapısıyla Türkiye’nin giriş kapasitesinin yaklaşık 80 milyar metreküpü rahatlıkla karşılayabilecek durumda olduğunu söyledi.

KALANI AVRUPA’YA İHRAÇ EDECEĞİZ

Bayraktar, Türkiye’nin 50-55 milyar metreküplük tüketimi ile Avrupa’nın 4. en büyük doğal gaz piyasası olduğu düşünüldüğünde kalan miktarı Avrupa’ya ihraç edebileceğini vurgulayarak “Türkiye’de farklı kaynaklardan gelen gazların karışması suretiyle bir Türk Harmanı oluşturuyoruz. Bu karışımı da Avrupa’daki müşterilere özellikle Güney Doğu Avrupa’daki gaz ihtiyacı olan ülkelere sunabilecek hale gelmiş durumdayız. Şu anda Bulgaristan’a, Romanya’ya, Macaristan’a bu gazı ihraç ediyoruz. Bunu inşallah daha büyük miktarlarda da Türkiye olarak BOTAŞ olarak yapacağız.” dedi.

YENİ ANLAŞMALAR OLABİLİR

Kim, hangi uygun şartlarda, daha rekabetçi, daha ucuz ve daha esnek kontrat şartları önerirse bunları değerlendirerek bir gaz portföyü oluşturduklarını anlatan Bayraktar, “Yeni olabilecek bu tarz anlaşmalar da elbette olabilir. Ülkemize en ucuz kaynaktan, en rekabetçi şartlarda gazı tedarik etmek için bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

bigpara.hurriyet.com.tr

Yabancı girişimcilere TechVisa programı başlatıldı

Yüksek katma değerli teknolojik girişimlerin Türkiye’ye çekilmesi amacıyla özel uzmanlığı bulunan yabancı uyruklu profesyoneller ve girişimcilere kolaylaştırılmış usulde çalışma izni imkanı getiren program başlatıldı.

Sanayi Bakanlığı tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın desteğiyle hazırlanan Türkiye TechVisa adlı program kapsamında belirli yüksek katma değerli alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin Türkiye’de kurulması halinde girişimcilere ve uzman çalışanlara üç yıllık çalışma izni verilecek.

Program ile teknopark veya kuluçka merkezlerinde kurulacak şirketlere kurumlar vergisi ve çalışanlarına gelir vergisi muafiyeti tanınacak, bürokratik süreçler hızlanacak.

Program ile yurt içi girişimcilik ekosisteminin erken aşama ve ölçek kazanan şirketler için daha çekici hale gelmesi hedefleniyor.

Üzerinde yaklaşık iki yıl çalışılan programın İstanbul Havalimanı’nda yapılan tanıtımında konuşan Sanayi Bakanı Fatih Kacır, “(Program ile) profesyonel ve girişimcilerin Türkiye’de uzun vadeli plan yaparak kendilerini evde hissetmelerine imkan sağlayacağız… Hayata geçirdiğimiz programın en büyük kazananı elbette Türk teknoloji girişimleri ve nitelikli insan kaynağımız olacak ” dedi.

LOGISTECH’te lojistik sektörü ve geleceği konuşuldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen LOGISTECH – Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir’de ziyaretçilerini ağırlıyor. Fuar kapsamında düzenlenen Başkanlar Oturumu’nda Türkiye’nin lojistik performansını ve aktarma merkezi olma gücünü artırması için lojistik altyapı yatırımlarının tamamlanması gerektiği vurgulandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde 11- 13 Eylül tarihleri arasında İZFAŞ tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen LOGISTECH – Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı kapsamında İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mihri Çelik başkanlığında Başkanlar Oturumu yapıldı. Konuşmacılar, başta Kalkınma Yolu olmak üzere ülkemizi küresel taşımacılık koridorlarına bağlayacak projelerin önemine dikkat çekerken dijital teknoloji ve yeşil dönüşüm ile coğrafi avantajın lojistik fırsata çevrilebileceğini dile getirdi. Oturumda, Türk Hava Yolları (THY) Kargo Satış Başkan Yardımcısı Ahmet Kaya, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik ve İzmir Deniz Nakliyecileri Derneği (DND) Yönetim Kurulu Başkanı Şükriye Vardar konuşmacı olarak yer aldı.

“Hava kargoya olan talep arttı”

Pandemi sonrasında değişen tüketim alışkanlıkları ve e-ticaretin etkisiyle kargo taşımacılığına olan talebin arttığını dile getiren THY Kargo Satış Başkan Yardımcısı Ahmet Kaya, “E-ticaretin pandemiyle birlikte artması, hava kargo taşımacılığını canlandıran ana etmenlerden biri oldu. Özellikle son dakika teslimatlar ve hızla dönen stoklarla alakalı hava kargo hizmetlerine olan talep arttı. Türkiye’nin coğrafi konumu, tedarik akışında çok önemli role sahip. İstanbul Havalimanı, dünyanın en modern, önemli, en büyük hava merkezlerinden biri oldu. THY, dünyada en geniş uçuş ağına sahip havayolu. Bununla birlikte gelen imkanlar, kaliteli sunulan hizmetler, büyüyen kargo operasyonları ile Türkiye’nin dış ticaret kapasitesini artırma açısından çok ciddi bir kaldıraç rolünü oynuyoruz hep beraber” diye konuştu.

“Türkiye, hedeflediği yerin üstüne geçebilir”

Pandemi sürecinin küresel tedarik zincirlerindeki kırılma, yakından tedarik kavramı, lokal üretim süreçleri, Çin ve ABD arasında yaşananlar, Rusya –Ukrayna savaşı, Süveyş Kanalı olayı gibi gelişmelerin ülkemize yeni roller biçtiğini dile getiren UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, “İlk etapta pandeminin yarattığı şartlarda Avrupa, Türkiye için çok önemli bir pazar ve küresel tedarik süreçlerinin kırılganlığı, Türkiye’ye önemli bir rol biçiyor. Bu rolde, Türkiye doğru hareket ederse buradan kazançlı çıkarız. Özellikle demiryolu tarafında yapılacak bazı yatırımları ve transit taşımacılığın teşvik edileceği, kolaylaştırılacağı mevzuat düzenlemeleri ile Türkiye, elde ettiği bu avantajlı pozisyonu hem ciddi anlamda nakde çevirebilir hem de bölgesel gücünü sağlamlaştırabilir. Türkiye, Dünya Bankası Lojistik Performans Endeksi’nde hedefine ve hatta hedeflediği yerin üstüne de geçebilir. Ülkemizin yıllık 250 milyar dolarlık bir ihracatı var. Lojistik olarak aldığımız pay da buna göre şekilleniyor. Türkiye ihracatını da kurgulamalı. İhracatta, katma değeri olan, teknolojik üretimi olan, dünyada kendi hedeflediği pazarda tedarik alternatifi anlamında kolay kolay müşterisinin farklı tedarik kanallara yönelemeyeceği kıymette ürünlere odaklanmamız çok önemli. Bu hizmet ihracatına da ciddi anlamda çarpan etkisi yapacaktır. Bunun için fırsatlarımız ve çalışmalarımız da var. Zaman içerisinde bunun meyvesini göreceğiz ama bu altyapı çalışmalarından kesinlikle geri adım atılmamalı” dedi.

“Dijital ve yeşil dönüşüm çok önemli”

TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik, limanların dijital ve yeşil dönüşümünün önemine değinerek, “Türkiye bir yarımada ülkesi, dolayısıyla kıyı anlamında oldukça zenginiz, ama bu kıyı yapımızda limanlar oldukça sınırlı. Her tarafta liman kurmada, ekonomik maliyet ve fayda ilişkisi sınırlı. Dijitalleşme burada devreye giriyor. Var olan limanları daha optimumum çalıştırmak lazım, rekabetçi olmak için. ‘Ne kadar da dijital bir ülkesiniz, harika yatırımlar var’ diye alkışlasınlar diye değil başka çaremiz olmadığı için yapmamız lazım. Lojistik bütünsel bir olay, karayolu deniz yolu, yük, yolcu, kruvaziyer, hava kargo ile bağlantımız var. Limanlara büyük rol düşüyor ve iki kat kapasite artışı olacaksa verimlilik bu yüzden çok önemli. Avrupa yeşil dönüşüm diyor. Sınırda karbon vergileri geliyor. Eğer doğru adımları atmazsak hep beraber vergilendirileceğiz. Önemli olan kaynak bulup bu dönüşümleri tamamlayıp bir adım öne geçmek. Dolayısıyla bizim gündemimiz dijitalleşme ve yeşil dönüşüm. Yapmazsak zorlu bir dönem bizi bekliyor” diye konuştu.

“Alsancak’ın şehrin dokusunda olan bir ticari liman kimliği var”

Alsancak Limanı’na da değinen Erçelik, “Alsancak Limanı’nı ne yapacağız, yük elleçlemeye devam edecek mi? Belirli bir yük kaybı var Alsancak Limanı’ndan Aliağa limanlarına doğru. Benim fikrim; Alsancak’ın şehrin dokusunda olan bir ticari liman kimliği var, onun devam ettirilmesi yönünde. O devam ederken ilave fırsatlar da çıkabilir. Umarım o da kısa vakitte nihayetlenir. Tamamının özelleştirmesi konuşuluyordu, şimdi kısmi, yarı yarıya bir özelleştirme üzerinde duruluyor. Ben kamunun da elini çekmemesinin doğru olacağını düşünüyorum. Çünkü özel sektör limanları da kendisine bir kutup yıldızı arıyor. Dünyada liman işletmeleri kamunun yatırım yaptığı sonrasında bir kullanım sözleşmelerini ihale ettiği bir düzende işletiliyor. Türkiye’de ise özel sektör eliyle yapılıyor. Dolayısıyla bir hizalama için de kamu elinin bu iş nasıl yapılırı gösterdiği bir şeylerin olmasının faydalı olduğunu, kendi güzelliğimizi görmek için referansa da ihtiyacımızın olduğunu, karşılıklı etkileşimle daha iyi bir yere geleceğini görüyorum” dedi.

“Kısa sürede çok şey yaşadık”

DND Yönetim Kurulu Başkanı Şükriye Vardar da “Türkiye limanları dünya ile rekabet edilebilecek seviyede. İlk 100’de dört limanımız var. Bizim kalite konusunda sıkıntımız yok. Kapasite ve verimliliği artırmak, daha büyük gemiler için derin su hattı inşa etmek, demiryolu, karayolu ve iç suyolu bağlantıları kritik önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

e-İhracat zirvesi Türk firmalarına uluslararası pazarlarda yeni işbirliği kapıları açtı

Bolat, AA muhabirine, Ticaret Bakanlığı himayesinde, Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) tarafından organize edilen ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) desteğiyle 4-5 Eylül’de gerçekleştirilen İstanbul Küresel e-İhracat Zirvesi’nin sonuçlarını değerlendirdi.

Zirvede, yerel ve küresel e-ticaretin önemli paydaşlarının bir araya geldiğini anımsatan Bolat, etkinliğin gerek fiziksel gerekse canlı yayın kanallarından yoğun ilgiyle karşılandığını söyledi.

Bolat, zirveye Amerika’dan Güneydoğu Asya’ya küresel e-ticarette önemli paya sahip ABD, Çin, Brezilya, Hindistan gibi ülkelerin yanı sıra Avrupa, MENA ve ASEAN bölgelerinden katılımcıların geldiğini hatırlattı.

AboutYou (Almanya), JD.com (Çin), Jumia (Afrika kıtası), Otto (Almanya), Ozon (Rusya), Shopee (Singapur), Walmart (ABD), Wayfair (ABD), Wildberries (Rusya) başta olmak üzere 29 yabancı pazaryeri ve e-ticaret çözüm ortağı ile 3 yerli pazaryeri temsilcisinin fiziksel olarak, 4 küresel pazaryerinin ise çevrim içi zirvede yer aldığına dikkati çeken Bolat, toplamda 3 binin üzerinde üst düzey katılımcının etkinlikte buluştuğunu bildirdi.

Bolat, etkinlikte dünyaca tanınmış uzmanların katılımlarıyla 3 ayrı salonda, 51 sunum ve panel oturumu gerçekleştirildiği bilgisini vererek, oturumlarda lojistik süreçlerden dijital pazarlamaya kadar e-ihracata temas eden hemen her konuda katılımcıların bilgilendirildiğini, ihracatın güncel trendlerine ve geleceğine ışık tutulduğunu anlattı.

Küresel ve bölgesel e-ticaretin önde gelen markalarını bir araya getiren zirvenin, e-ticaret fuarı niteliğinde gerçekleştiğini vurgulayan Bolat, şöyle konuştu:

“Zirveye 56 farklı firma stantlarıyla katılım sağladı. Türk firmaları, açtıkları stantlarla markalarını üst düzey yöneticilere tanıtma fırsatı yakalarken kalıcı iş ortaklıkları kurma imkanı buldu. Zirve süresince düzenlenen B2B toplantılarında 300’den fazla Türk firması, 1350 eşleştirmeyle küresel e-ticaretin önemli paydaşlarıyla buluşarak, üst düzey isimlerle birebir görüşmeler gerçekleştirdi. Bakanlık olarak e-ihracatın genel ihracat içindeki payını yüzde 10’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda, ihracatçılarımızın bilgiye erişimi ve doğru kişilerle kalıcı iş ortaklıkları kurmalarının önemini göz önüne alıyoruz. Etkinlikler, sunduğumuz hizmetler ve sağladığımız desteklerle bu hedefe ulaşmak için kararlılıkla ilerliyoruz.”

“3 BİNDEN FAZLA PAZARYERİ TEMSİLCİSİ KATILDI”

ETİD Başkanı Hakan Çevikoğlu da e-ihracat, yeni nesil teknolojiler, dijitalleşme ve dijital pazarlama, lojistik, markalaşma gibi konuların konuşulduğu zirvede, küresel ve bölgesel pazaryerlerinden 3 binden fazla üst düzey katılımcının fiziki olarak yer aldığını söyledi.

Dünyadaki e-ticaret sektöründe “sınır ötesi alışveriş”in popüler olmaya başladığına işaret eden Çevikoğlu, geçmişe oranla insanların artık küresel çapta e-ticaret sitelerinden alışverişlerini korkusuzca yapmaya başladıklarını dile getirdi.

Çevikoğlu, Türk ürünlerinin uluslararası pazarda yoğun ilgi gördüğünü belirterek, zirveye çeşitli kıtalardan dünyaca ünlü çok sayıda e-ticaret sitesi temsilcisinin katıldığını hatırlattı.

“DAHA AZ MALİYETLE DAHA HIZLI SATIŞ”

Türk firmalarının yurt dışı satışlarını kendi sitelerinden yapmak istediklerinde sürecin hem uzun hem de maliyetli olduğunu belirten Çevikoğlu, şunları kaydetti:

“Yerli firmalarımız, hem ürün çeşidi hem kalite hem de uygun fiyatlı satışları dolayısıyla küresel çapta dikkati çekmeye başladı. Bu nedenle düzenlediğimiz zirveye, dünyaca ünlü e-ticaret siteleri yoğun ilgi gösterdi. Yurt dışı satışlarını hem daha hızlı hem de daha az maliyetle yapmak isteyen Türk firmaları yeni anlaşmalar imzaladı. Söz konusu anlaşmalarla e-ihracata hızlı adım atan yerli firmalarımız, Türk ürünlerinin kaliteli ve uygun fiyatlı olduğunu gösterdi. Böylece hem yerli firmalarımız hem de yabancı pazaryerleri kazanım sağladı. Bu anlaşmaların, Türkiye e-ihracatına 2 yıl içinde 1,5 milyar dolarlık katkı sağlayacağını düşünüyoruz.”

Çevikoğlu, etkinliğe katılamayan Türk firmalarının da Ticaret Bakanlığının internet sitesindeki “Kolay İhracat Platformu” ve “Destekler” sekmesi üzerinden ya da ETİD Genel Merkezini arayarak, yurt dışındaki e-ticaret sitelerinden satış yapabilmeleri için gerekli bilgilere ulaşabileceklerini bildirdi.

Çok verimli geçen etkinliğin tekrar yapılması için yoğun talep aldıklarını vurgulayan Çevikoğlu, geleneksel hale getirilecek etkinliğin gelecek yıl yine eylül ayında yapılmasının planlandığını sözlerine ekledi.

KAYNAK: AA

Türk şirketlere Latin köprüsü

Ticaret Bakanlığı’nın “Uzak Ülkeler Stratejisi” başlığıyla ihracatta çizdiği yeni rotayı açıklamasının üzerinden iki yıl geçti. Bu kapsamda ortalama mesafesi 8 bin 500 kilometre olan 18 ülkeye (ABD, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Filipinler, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Kanada, Malezya, Meksika, Nijerya, Pakistan, Şili, Tayland, Vietnam) yapılan ihracatın dört katına çıkarılarak 80 milyar doların üzerine yükseltilmesi hedeflendi. 2023 OVP’sine de giren yeni stratejide Türkiye’nin ortalama ihracat menzilinin 4 bin 744 kilometreye yükseltileceğinin altı çizildi.

Geçtiğimiz hafta bu stratejide 18 ülke arasındaki büyük ekonomilerden biri olan Meksika’daydık. Endüstriyel mutfak sektörünün önde gelen şirketleri TUSİD çatısı altında başkent Meksiko’nun en eski fuarlarından ABASTUR’a adeta çıkarma yaptı. TUSİD Başkanı Bekir Topuz’dan öğrendiğimize göre son dönemde ticari anlamda en doyurucu fuarlardan biri yaşandı. Fuara katılan Türk şirketleri açılışın ikinci gününde TIBA’nın organize ettiği akşam yemeğinde bir araya geldi.

TIBA, İspanya kökenli ve İspanyolca konuşulan ülkelerdeki lojistik ağıyla tanınan global bir şirket. Öğrendik ki Mart 2024’te, yani çok kısa bir süre önce Türkiye’deki ilk yatırımını yapmış. Türkiye operasyonunu sektörün deneyimli yöneticilerinden Kadir Kaya’ya emanet etmiş.

HEDEF İHRACATA DESTEK OLMAK

Kadir Kaya, ağırladığı Türk mutfak sanayi şirketlerinin yöneticileriyle yakından ilgilendi. Yemeğe katılan Türkiye’nin Meksika Ticaret Ataşesi Zahide Karaca Çoban’a da uzun uzun hedeflerini anlattı. Hürriyet’e yaptığı değerlendirmede ise Ticaret Bakanlığı’nın ‘Uzak Ülkeler Stratejisi’ kapsamında özellikle İspanyolca konuşulan pazarlarda Türk şirketlerinin yanında olmak istediklerinin altını çizdi.

Verdiği bilgilere göre TIBA 50 yıllık bir şirket ama iştiraki olduğu Romeu Group’un İspanya’nın Valencia kentindeki kuruluşu 150 yıl öncesine dayanıyor. 1.5 milyar ’luk ciroda, faaliyet gösterilen 25 ülkenin performansı var. “TIBA Sektörün iyi tanıdığı bir firmaydı, Türkiye’de yatırıma ikna ettik” diyen Kaya, şöyle devam etti: “İspanyolca konuşulan ülkelerde etkiliyiz. Türkiye yatırımı ile Akdeniz’den Büyük Okyanus’a kadar olan alanda köprü kurmuş oldular. 3 binden fazla çalışanı var. Girdiği pazarlarda satın almalar yapıyorlar, Türkiye’de ise şimdilik böyle bir durum yok, ileride olabilir. Hedefimiz Türkiye’de sektör liderliği.”

250 BİN TEU’DAN YÜZDE 20 PAY

Kadir Kaya, Türkiye ile Latin Amerika arasında halen yıllık lojistik kapasitesinin 250 bin TEU olduğunu belirtti. Uzak Ülkeler Stretejisi ile bu rakamın artacağını söyleyen Kaya, “Biz bu pastanın yüzde 20’sine talibiz. Bunun için önce şu anda çok az olan ihracatın artırılması gerekiyor. Bunun bilinciyle TIBA olarak Türk şirketlerinin İspanyolca konuşulan ülkelerde yanında olmayı planlıyoruz” dedi.

Bu plan içinde bölgede zaten uzun yıllardır çalışılan Latin şirketleri ile Türk firmalarını bir araya getirmek, bir anlamda ‘ticaret elçisi’ olmak da var. Kaya bunu şöyle anlattı: “Türk şirketlerini bulundukları sektördeki olası müşterilerle buluşturacağız. Aynı sektörün hedef ülkedeki durumu, Türkiye’ye ilgisi, potansiyeli gibi konularda Türk şirketlerine bilgi aktaracağız. Araştırmalar yürüteceğiz. Örneğin haftaya dört Meksika şehrine gideceğim. Oradaki 20 müşterimize alanlarındaki Türk firmaları hakkında bilgi vereceğiz. Yeni fırsatları konuşacağız.”

TAŞIMA AVANTAJI SUNACAĞIZ

Latin Amerika’daki 12 ülkede yer alan TIBA ofisleri Türkiye adını bundan sonra sık sık duyacak gibi görünüyor. Lokal tecrübeyi Türkiye’’ye aktaracaklarını anlatan Kaya, bölgeye ihracat yapacak şirketlere de önemli maliyetler arasında yer alan lojistikte avantajlar sunacaklarını söyledi. Kaya, “Bölgeye yoğun taşıma yaptığımız için yüzde 10 gibi fiyat avantajı sunuyoruz. Halen yıllık 1.000 yükleme yapıyoruz. Liman alternatiflerimiz fazla. Prosedürler konusunda da deneyimimizi Türk şirketlerine aktaracağız” diye konuştu.