SAGREX 2024

Foreks – SAGREX 2024 getirdiği satış rekorlarıyla tarihi bir başarıya imza attı.  

Tarım aletleri, ekipmanları ve hizmetleri üreten firmalar, Salihli’de çiftçiye, toprağa ve tarıma adeta bir hayat nefesi verdi. Onlar, sadece makinelerle değil, doğanın diliyle konuşarak toprağın verimini artıran, çiftçinin yükünü hafifleten ve hasadı berekete dönüştüren katkılarıyla adeta bir destan yazdılar. Salihli Tarım, Hayvancılık Makinaları, Teknolojileri ve Yem Fuarı SAGREX 2024 getirdiği satış rekorlarıyla tarihi bir başarıya imza attı.  

Tarım aletlerinin ve ekipmanlarının doğayla uyumlu, insan emeğini kolaylaştıran ve toprağın verimini artıran özelliklerine vurgu yapan EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal, “Demir eller, toprağın kalbine dokunur, çiftçinin umutlarını filizlendirir. Gökten inen yağmura, sabah rüzgârına eşlik eden bu makineler, emeğin türküsünü söyler, tarlalar bereketle dolar. Her çark, her dişli, toprağın derinliklerinde yeşeren hayallerin sessiz ama güçlü yankısıdır. Tarım ve hayvancılık fuarımızla bu Salihli’de yankılandı. Katılımcılarımız organizasyonumuza övgüler yağdırıyor. Bize inanan güvenen katılımcılarımız ve ziyaretçilerimizle daha büyük başarılara imza atacağız”dedi. 

ÇİFTÇİ CUMHURİYETİ

Yenilenebilir enerjinin tarımdaki önemine dikkati çeken Yeşil Küre Güneş Enerji Sistemleri sahibi mimar Mehmet Taşkıran, “Yeni bir teknolojinin tanıtımını yaptığımız için büyük ilgi görüyoruz. Tanıtım beklentimizi fuarda fazlasıyla karşıladık. Güneş enerjisi sistemleri, tarımda çeşitli şekillerde kullanılarak çiftçilerin enerji maliyetlerini düşürmesine, verimliliği artırmasına ve sürdürülebilir bir tarım pratiği geliştirmesine katkı sağlar. Sulama pompaları için enerji sağlar. Özellikle elektrik şebekesinin olmadığı veya uzak olduğu bölgelerde güneş enerjisi ile çalışan sulama sistemleri, tarımsal alanların sulanmasını daha verimli ve düşük maliyetli hale getirir. Sulamanın yoğun olduğu saatlerdeki düşük enerji problemi sistem sayesinde çözüme kavuşur. Adeta kendi cumhuriyetini kuran çiftçilerin şebeke elektriğine bağımlılığını azaltır. Elektrik kesintilerinden etkilenmeden sürekli enerji sağlayarak üretimin kesintisiz devam etmesine imkan tanır. Uzun vadede enerji maliyetlerini önemli ölçüde düşürür. Başlangıçta yatırım maliyeti olsa da, zamanla elektrik faturasından büyük tasarruf sağlanır. Güneş enerjisi, fosil yakıtlar gibi çevreye zarar vermez ve karbon salınımını azaltır. Bu da tarımın daha sürdürülebilir bir şekilde yapılmasına olanak tanır. Sürdürülebilir ve düşük maliyetli çözümlerle çiftçiler verimliliklerini artırabilir. Bu durum hem tarım sektörünü hem de genel olarak çevreyi olumlu yönde etkiler”diye konuştu. 

VERİM VE TASARRUF 

Tarım ilacı kullanımında dikkatli olunması gerektiğini belirten Uğur İlaçlama Makinaları sahibi Sedat Uğur, “Tarımsal ilaçlama, bitkilerin hastalıklardan, zararlılardan ve yabancı otlardan korunması için yapılan kimyasal uygulamalardır. Zararlılarla mücadele edilmezse, ürünlerin büyük bir kısmı zarar görür ve verim düşer. İlaçlama, bitki sağlığını koruyarak ürün verimini arttırır. Ürün kaybını azaltarak, çiftçinin ekonomik zararını önler ve gelirini arttırır. Zararlılardan korunmuş sağlıklı ürünler, pazar değeri açısından daha kıymetlidir. Yeterli düzeyde korunan mahsuller, insan sağlığı için güvenli gıda üretimini destekler. Elle yapılması zor olan büyük alanlardaki ilaçlama, makineler sayesinde daha hızlı ve etkili bir şekilde yapılabilir. İlaçlama makineleri, tarımsal ilaçların bitkilerin her yerine dengeli bir şekilde dağılmasını sağlar. Bu, etkin koruma ve daha az ilaç israfı anlamına gelir. İlaçlama makineleri, tarım işçilerinin üzerindeki yükü hafifletir ve zaman kazandırır. Tarımsal ilaçlama ve bu işlemi yapan makineler, modern tarımın temel unsurlarından biridir. Hem üretimi arttırmak hem de iş gücünü azaltmak açısından büyük önem taşırlar. Son teknoloji ürünlerimizle katıldığımız fuarda çiftçimize faydalı olmak istiyoruz. SAGREX 2024’de hedefimizi katladık. Bu fuarın hazırlanmasında emeği geçen kurum ve kuruluşlardan isteğimiz tüm imkanlarını seferber ederek fuarı devamlı kılmalarıdır” dedi. 

FAALİYETTE VERİM

Yarım asırdır tarım sektörüne hizmet veren Desan Römork Sanayi’nin sahibi Zeynep Kırcı, “Tonajlı 10-12 tonluk kasalar, havuz kasalar, sulama tankerleri, artı dört tonluk römorklar üretiyoruz. Çiftçinin günlük işlerinde verimliliği artıran ve ürün kalitesini koruyan önemli araçlardır. Bu ekipmanlar, çeşitli tarımsal süreçlerde kullanılır ve her biri tarımsal üretimde kritik roller üstlenir. Büyük kapasiteli kasalar, çiftçilerin mahsulleri topladıktan sonra hasat ürünlerini taşımaları için idealdir. Özellikle tahıl, mısır, patates, pancar gibi büyük hacimli ürünlerin hızlı ve verimli bir şekilde taşınmasında kullanılır. Büyük miktarda ürünün tek seferde taşınmasına olanak tanır. Böylece hasat işlemleri sırasında nakliye maliyetleri ve zaman kaybı minimize edilir. Ürünlerin tarladan depolara veya pazara taşınması sırasında iş gücü azalır. Ağır yüklere dayanıklı malzemelerden yapılmış bu kasalar, zorlu tarımsal koşullara uygun olarak tasarlanmıştır. Bu da çiftçilere uzun yıllar kullanım sağlar. Havuz kasalar, özellikle meyve ve sebze gibi hassas ürünlerin taşınmasında kullanılır. Havuz kasalar, ürünlerin birbiriyle temasını ve ezilmelerini önleyerek, bozulmadan taşınmasına yardımcı olur. Özellikle kurak veya suya erişimi zor olan tarım bölgelerinde sulama tankerleri hayati bir role sahiptir. Bu tankerler, bitkilerin düzenli olarak sulanmasını sağlayarak verimliliği artırır ve mahsul kaybını önler. bu ekipmanlar tarımda verimliliği artıran, maliyetleri azaltan ve çiftçinin işini kolaylaştıran önemli araçlardır. Çiftçiler, tarımsal faaliyetlerini daha verimli hale getirmek ve rekabet avantajı sağlamak için bu ekipmanları sıklıkla kullanırlar. Fuar gerek katılımcı gerekse ziyaretçi yoğunluğu açısından mükemmel. Fuar kapsamındaki indirim kampanyaları çiftçiden büyük ilgi gördü. Bu fuar başarı çıtasının gelecek yıl daha yukarılara taşınacağından eminiz” ifadelerini kullandı. 

BAŞARIYI ALKIŞLIYORUM

Alet işler el övünür misali tarım aletlerinin çiftçiyi sağladığı kolaylıklara değinen Kuyumcu Ticaret sahibi Celalettin Kuyumcu, “Tarım aletleri ve ekipmanları, çiftçilerin işlerini daha kolay, hızlı ve verimli yapmalarını sağlar. Bu teknolojiler, çiftçilerin iş yükünü hafifletirken, üretim maliyetlerini düşürür ve kaliteyi artırır. Bu da daha karlı ve sürdürülebilir bir tarım faaliyeti yapılmasına olanak tanır. Verimliliği artırır, iş gücünden tasarruf sağlar, kaliteyi yükseltir, maliyeti düşürür, çevre dostudur, ürün kayıplarını azaltır, üretim sürecinin optimize eder. SAGREX 2024’ün ilk dakikalarından itibaren iş yapmaya başladık. Bir çok katılımcı showroomlarında  aylarca yapamadığı tanıtım ve iş bağlantısını burada saatler içinde yaptı. Salihlimize büyük katkılar sağladı. Sağlanan başarıyı gönülden alkışlıyorum. İlçe belediyemiz, kaymakamlığımız, mesleki odalarımız, tarımsal sivil toplum kuruluşlarımız, EFR Fuarcılık ile işbirliği yaparak fuarımızın her yıl üzerine yeni başarılar ekleyerek düzenlenmesini sağlasınlar. Bu güzel organizasyonu başka ilçelere kaptırmasınlar” diye konuştu. 

MOBİL GÜÇ 

Mobil güç kaynağının tarımdaki önemine vurgu yapan Velibey Energy’nin sahibi Samet Balgönül, “Traktör kuyruk mili ile çalışan jeneratörler, çiftçilere enerji bağımsızlığı, maliyet tasarrufu ve operasyonel esneklik sağlar. Elektrik kesintilerine karşı güçlü bir çözüm sunar, özellikle enerji gereksinimi olan sulama sistemleri, soğutma depoları, hasat makineleri gibi kritik ekipmanların çalışmasını kesintisiz şekilde sürdürebilmesine olanak tanır. Bu nedenle tarımda verimliliği artıran önemli bir araçtır. Şebekeden bağımsız traktörle çalışan jeneratörler, kesintiler sırasında çiftçiye gerekli elektrik gücünü sağlayarak işlerin kesintisiz devam etmesini sağlar. Çiftçiler, sulamayı ihtiyaç duydukları her bölgede kolayca kullanabilirler. Bu makinalarla, enerjiye ihtiyaç duyulan her noktada elektrik üretimi mülkündür. Ekim, hasat, gübreleme veya ilaçlama gibi işlemler sırasında gerekli olan makineler ve araçlar için güç sağlar. Maliyet avantajları sağlayan mobil güç kaynağı, çiftlik makinelerinin çalıştırılması, soğutma depoları, süt sağma ve depolama sistemleri, tahıl kurutma makineleri, yem karma makineleri gibi alanlarda kullanılırken acil durumlar için yedek güç kaynağı niteliği taşırlar. Bu çok yönlü jeneratörümüzü tanıtmak için fuara katıldık. EFR Fuarcılık’ın her düzenlediği fuara katıldık. İşbirliğimiz sinerji doğurdu. Ekonomik katkısı bize olduğu kadar Türk tarımına oldu” şeklinde konuştu. 

Rusya’nın tarım ürünleri ihracatı 70 milyon tona ulaştı

Lut, başkent Moskova’da Rusya Tarım Bakanlığı yetkilileriyle gerçekleştirdiği toplantıda, ülkesinin tarım sektörüne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Rusya’nın tarım ihracatında yeni pazarlar geliştirmeye devam ettiğini anlatan Lut, özellikle Asya ve Afrika’ya tahıl ihracatında artış yaşandığını kaydetti.

Lut, Rusya’nın toplam tarım ürünleri ihracatının bu yıl artırmaya devam ettiğine işaret ederek, “2024’te uluslararası pazarlara 70 milyon ton tedarik ettik, bu geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artış anlamına geliyor.” dedi.

Bakan Lut, 20 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, bu yıl 132 milyon ton tahıl hasadı ve 60 milyon ton tahıl ihracatı gerçekleştirmeyi planladıklarını söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in mayıs ayında imzaladığı kararnameye göre, ülkenin tarım ürünleri ihracatının 2030 itibarıyla 2021’e kıyasla 1,5 kat artırılması hedefleniyor.

“Djitalleşmeyi tarım ve gıdaya entegre etmek zorundayız”

Meryem KARADAĞ

İklim değişikliğine bağlı olarak dünyada yaşanan gıda krizinin ölçeği her geçen gün artıyor. Olumsuz yönde etkilenen gıda mahsulleri ve bitki bazlı hayvan yemleri, besin erişimini küresel çapta tehdit ediyor.

Gerekli önlemlerin alınmaması durumunda gıda krizinin Türkiye’yi de etkileyeceğini söyleyen Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ö. Abdullah Özdemir ve Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Değirmenci, DÜNYA Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu.

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, ulusal ve küresel anlamda ülkeleri ve dünyayı büyük sıkıntıya sokacak bir gıda krizinin olmadığını, savaşlardan kaynaklanan, belirli ürünler temelinde üretim ve nakliye sorunlarının yarattığı bir sorun olduğunu vurguladı. Çakır, “Örneğin Rusya-Ukrayna savaşından kaynaklanan buğday arzı gibi.

Uzun süredir yaşanan küresel ekonomik daralmanın getirdiği bir enflasyonla artan gıda fiyatları var. Eğer bu siyasi sorunlar, savaşlar ve ekonomik daralma devam ederse kısa zamanda arz talep dengesi bozulacak ve bir kriz oluşacaktır. Arz talep dengesinin bozulması, artan maliyetlerden dolayı fiyatların artması, ürün kalitesinin bozulması, raf ömrünün azalması ve elbette önümüzdeki yılların en önemli sorunu olan küresel iklim değişiminin yaratacağı olumsuz şartlar gıda krizinin kapıda olduğunu ve bu konuyu ciddiye almamız gerektiğini gösteriyor” dedi.

“Teknolojinin gücünden yararlanmalıyız”

Gıdada sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için öncelikle planlı bir tarımsal üretimin gerekli olduğunu, planında da veriye bağlı olduğunu ve doğru veri yoksa planında yapılamayacağını söyleyen Çakır, “Mutlaka sektörle, tarım dinamikleriyle, çiftçiyle birlikte çalışmak, tabanın sesine kulak vermeniz gerekir. Elbette sürdürülebilirliğin baş unsuru doğayı, toprağı ve suyu korumaktır.

Gelecek nesillere sağlıklı bir toprak, temiz bir hava, temiz bir su kaynağı bırakamazsak sürdürülebilirlikten nasıl bahsedeceğiz. Sürdürülebilir olmak demek işte bugün bu kaynakları korumaktır, verimli kullanmak ve israf etmemektir. Burada da teknoloji kullanmalı, teknolojinin gücünden yararlanmalıyız. Dijitalleşmeyi tarım ve gıdaya entegre etmek zorundayız. İşin bir diğer tarafı da insan kaynağıdır. Kentleşen bir dünya var. Ülkemizde de durum aynı. Kırsal yaşam yok oluyor. İnsanlar artık tarım sektöründen çıkıyor. Yeni nesiller tarımla ilgilenmiyor. Gençlerin tarıma dönüşünü sağlamak zorundayız” ifadesini kullandı.

“Gıdada planlama yapılmalı”

Kontrolsüz ve bilinçsiz üretimin zaman zaman arz yarattığını ve bu durumun israfa neden olduğunu vurgulayan Çakır, “Tarımı gıda sanayisine daha çok entegre etmeli ve uzun süreli saklama koşullarını sağlamalıyız. Her şey planlamaya dayanıyor. Neyi ne kadar üreteceğimizi bilmek zorundayız. Plansızlık demek israf demektir. Elbette diğer konu ise izlenebilirliğin olmamasıdır. Tarımsal ürünlerin tarladan son tüketiciye kadar olan tüm süreçlerin, üretim, depolama, paketleme, nakliye gibi tüm süreçlerin izlenmesi, yani kayıt altına alınması gerekir.

İzlenebilirlik bir gıda güvenliği meselesidir. Süreçlerin hangisinde sorun varsa önlemler ona göre alınır ve israf engellenir. Ama izlenebilirlik yoksa israfın nerede olduğunu bilemezsiniz” dedi. Serbest piyasa politikasını benimseyen bir ülkede, devletin üretimden ziyade kontrol görevini üstlenmesi gerektiğini belirten Çakır, “Teşvik ve desteklerle yaptırım gerçekleştirmelidir. Tabandan aldığı doğru bilgilerle, iş birliği içinde makro planlamaları yapmalıdır. Gıda krizleri ülkeler için bir ulusal güvenlik konusudur.

Devletler insanını beslemek zorundadır, sağlıklı gıdayı temin etmek zorundadır. Aşırı gıda fiyatı artışına karşı toplumu korumak zorundadır” diye konuştu. Dünyada görülmemiş bir gıda fiyat artışı olduğunu vurgulayan Çakır, daha önce görülmemiş kuraklıkların yaşandığını söyledi. Çakır, “Tüm bunlar gıda krizi çanlarının çalması demektir. Fiyat artışları, düzensiz beslenme, hastalıkların artması, sağlıksız yeni nesil, yok olan toprak ve su kaynakları. Tüm bunlar karanlık bir tablo yaratıyor. Bu karanlık tablodan ülkeler arası iş birliği ile çıkarız” dedi.

“Tarım ve gıda sektörünün önemi artıyor”

Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ö. Abdullah Özdemir, 2019 yılının son aylarında başlayan pandemi süreciyle birlikte tarım ve gıda sektörünün öneminin daha da arttığını, ülkelerin tarımda daha korumacı tutumlar sergilemeye başladığını, gümrük vergisi değişiklikleri, ihracatın yasaklanması, kısıtlanması ya da kota getirilmesi gibi çeşitli uygulamalara gitmeye başlandığını söyledi. Özdemir, “Bu dönemde gıda milliyetçiliği, kendi kendine yeterlilik, gıda güvenilirliği, sürdürülebilir gıda ve gıda israfı gibi kavramlar çok daha fazla gündeme gelmeye başladı.

Gıda krizi de bu kavramlardan biridir” dedi. Özdemir, Birleşmiş Milletler (BM) “2030 yılına kadar dünyadaki açlığa son verme” hedefi belirlemişti. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından açıklanan “Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu” raporunda bu hedefe ulaşılmaktan çok uzak olunduğu vurgulanmaktadır” ifadesini kullandı.

“Gıdada Sürdürülebilirlik Endeksi’nde Türkiye 28’inci”

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de her yıl kişi başına 93 kilogram, toplamda 7,7 milyon ton yiyeceğin çöpe atıldığını vurgulayan Özdemir, “Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS) açıklamasına göre ise ülkemizde 14 milyon adet ekmek çöpe giderken, Türkiye 214 ülke arasında en fazla gıda israfının yaşandığı 15’inci ülkedir” dedi. 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyar kişiye ve Türkiye nüfusunun 100 milyon kişiye dayanmasının beklendiğini dile getiren Özdemir, “Dolayısıyla ziyan edilecek tek bir lokma lüksümüz bulunmamaktadır.

Üstelik son 20 yılda ülkemizde tarım alanları yaklaşık yüzde 10 azalırken, nüfusumuz yüzde 17 artmıştır. Gelecekte daha az tarım alanı ile daha fazla nüfusu beslemek zorunda kalabiliriz. Bunca emekle üretilen her bir gıdamızın değerini iyi bilmeli, şimdiden özellikle genç nesillerimizde bu bilinci yaygınlaştırmalıyız” dile getirdi. Dünyada genelinde yaşanan gıda krizinin Türkiye’yi de etkilediğini söyleyen Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Değirmenci, Ukrayna ve Rusya savaşı etkisiyle buğday gibi temel gıda maddelerinin dünyada azaldığını ve lojistiğinin de sağlanamadığını kaydetti.

“Sürdürülebilirlik konusunda bilinçlendirilme yapılmalı”

“Toprak ve su korunurken bir de bunun yanında o toprağı işleyecek insanı da koruduğunuzda sürdürülebilirliği sağlamış oluyoruz” diyen Değirmenci, “Günümüz dünyasında Tarım ve Gıda sektörü için vazgeçilmez bir gerçek haline dönen bu olgu gelecekte daha da önemli hale gelecektir. Bu sebeple önce tüketici olarak bizler tüm bu konulara dikkat çekeceğiz. Daha sonra üretici konumundaki kişiler de sürdürülebilirliği sağlamanın şartlarını araştırıp bu yolda bir üretim modeli geliştirecektir” ifadesini kullandı. Değirmenci ayrıca, devlet teşvikleri doğrultusunda vatandaşın ve çiftçinin gıda da sürdürülebilirlik konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

“Doğru tarım alanları seçilmeli”

“900 milyon kişi yetersiz beslenme sorunu yaşıyor” Doğru tarım alanlarını seçmenin önemine de değinen ve Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Değirmenci, “Tarım alanlarının yapılaşmaya açılmaması, kuraklık olan bölgelerde sulamanın çok gerekli olduğu ürünlerin ekilmemesi, tohum ve fide seçimi gibi birçok şartı göz önünde bulundurarak gıda sürdürülebilirliğini sağlamak gerekiyor. Doğru fide ve tohum seçmek gerekiyor. Doğru ürünü doğru yere koymak önemlidir. Çok fazla su gerektiren bir ürünü su olmayan bir yerde ekmek, verimliliği azaltır” dedi.

“Suyu israf ederek gıda krizine karşı koyamayız”

Geleneksel tarım yöntemleriyle, kimyasal gübre ve ilaçlarla toprağı yok ederek, vahşi sulama ile suyu israf ederek gıda krizine karşı konulamayacağını belirten Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, “Tarım ve gıda ArGe’sine, yüksek teknoloji kullanımına ağırlık vermek zorundayız.

Konunun sadece üretim yanı yok, aynı zamanda maliyet anlamında enerji, lojistik, tanıtım, emek gibi parasal değerlerle birlikte, ekolojik, sosyal ve sağlık alanındaki zararları da söz konusu. Tüm bu dolaylı gibi görünen konularda kısa zamanda değerlendirilmeye alınmalıdır. Küresel ısınma bir komplo teorisi değil, gıda krizi çok uzak bir olgu değil. Evde oturan vatandaştan üreticiye, sektör temsilcilerinden kamuya kadar herkesin sorumluluğu var, yapması gereken şeyler var. Gıda konusu bir beka konusudur, bir ulusal güvenlik meselesidir” diye konuştu.